Baki Karakol, Güldüklerim ve KCK

Baki Karakol, Güldüklerim ve KCK

KentHaber.com haber sitesi yazarlarından Baki Karakol'un, Güldüklerim ve KCK'dan salıverilen Alınak'ın, 'tutuklanma' istemi adlı yazısı.

A+A-

KentHaber.com haber sitesi yazarlarından Baki Karakol'un, Güldüklerim ve KCK'dan salıverilen Alınak'ın, 'tutuklanma' istemi adlı yazısı.

Güldüklerim ve KCK'dan Salıverilen Alınak'ın, "Tutuklanma" İstemi

“Milletvekili, Başbakan Yardımcısı, Hükümet Sözcüsü” unvanlı, “Bülent Arınç” adlı “babayiğit” 26 Kasım 2011 Perşembe günü Bursa’dan gürledi: “Bundan sonra varsa bir babayiğit; darbe yapmayı aklından geçirsin bakalım. Varsa aklını kaçırmış 3-5 kişi, hala cuntacılık yapsın bakalım…” Kaç gündür gülüp eğleniyordum.
….

Sabahın saat 05’inde yasalaşan “Bedelli Yasası” Kamutay Genel Kurulu’nda görüşülürken, tümce kurmada zorlanan Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, “Genelkurmay ’evet’ dese ne olacak, ’hayır’ dese ne olacak” demesi ile “gülme krizi”ne girdim.
….

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dün Kırgızistan’a hareketinden önce sorularını yanıtladığı gazetecilere, “sporda şike” ile ilgili yasandan yana “rahatsızlığı”nı dile getirdikten sonra, “Altı ay önce çıkmış bir yasanın daha düzgün çıkması gerekirdi” diyerek, “düzgün yasa çıkaramamak”la yerdiği AKP iktidarının “babayiğit Bakanlar”ına gülünmez mi?..
….

29 Kasım 2011 Salı günkü grup konuşmasının tamamına yakınını -her zamanki gibi- Başbakan’a ayıran Yeni CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sözlerine de çok güldüm:

“Yunan kuvvetleri Polatlı’ya geldikleri zaman top sesleri Ankara’dan duyuluyordu. Bir yiğit adam kürsüye çıktı, ‘Biz kaçmaya değil, ölmeye geldik’ dedi. Bu mükemmel adam Dersim milletvekiliydi. Ama sen kalkıp diyorsun ki, benim dedem, babam, tavuk kümesine girer, nasıl saklandıklarını anlatırlar.(…) Onun derdi ‘Ben bu ülkeyi nasıl bölerim, kardeşi kardeşe nasıl düşürürüm…’ Biz ülkeyi, o kendisini düşünüyor. Biz vatandaşın cebini, o kendi cebini düşünüyor. (…) Senin o korku imparatorluğuna teslim olmayacağız, Yeri gelirse Nene Hatun olacağız direneceğiz, yeri gelirse Sütçü İmam olacağız direnceğiz, yeri gelirse Kubilay olacağız, Uğur Mumcu olacağız. (…) Türkiye’de tuzun koktuğu bir süreci yaşıyoruz. (…) “AKP ülkenin çıkarlarını savunan bir parti değil. Çünkü AKP lideri ülkesini pazarlamakla görevli…”
….

Taraf Gazetesi’nin dünkü (30 Kasım 2011 Çarşamba) manşet haberlerinden, “İyi haber: Kanser çıkmadı” başlıklı olanı ise beni acı acı gülümsetti ve “Haber gerçekten iyi haber. Ama kötü olan haber de var. O da: Yapılan resmi açıklamayla bağırsak kanseri olmadığı netlik kazanan Başbakan’ın, ulusun yüzde 50’ye yakın insanını kanser ettiği idi” diye söyletti.
….

Dün internet basınında gezinirken, serhattv.com’daki, “Alınak’tan açıklama” başlıklı manşet haber gözüme ilişti.

Memleketim Kars’tan tanıdığım, 20 yıl aradan sonra bu yılın Ağustos’unda Kars’ta karşılaştığım Av. Mahmut Alınak, yaklaşık on gün önce, KCK soruşturmasından gözaltına alınanlar, daha sonra da serbest bırakılanlar arasındaydı.

İstanbul’daki evinde yakalanan Kars ve Şırnak eski milletvekili Alınak, açıklamasında, özel yetkili savcılar tarafından serbest bırakılmasına itiraz ettiğini ve yeniden tutuklanması isteminde bulunduğunu belirtiyordu.

1987’de SHP’nin Kars, 4 yıl sonraki seçimlerde de HEP-SHP ittifakının Şırak adayı olarak Kamutay’a giren Alınak, “Dava siyasi olduğu için itirazın sonucunu tahmin etmek zor değil. Gülümseyerek bakıyorum bu olanlara, dişlerimi sıkarak değil. Muhaliflerin kaderidir, ya darağacında asılmak, ya da hapislerde ömür tüketmek” biçimindeki açıklamasını, “Yazgımı, gönül rahatlılığıyla karşılamaya hazırım. Hapishane, hayatıma anlam katacak. Torunlarıma şeref duyacakları bir miras bırakacağım için mutluyum. Hapishane, Mahatma Gandhi’ nin de dediği gibi cennetim olacak. ‘Gençler ölmesin, ocaklar sönmesin’ diye çırpındım, ama görüldü ki ilahlar kurban istiyor…” diye sürdürüyor.

Alınak, milletvekilliğinin bitiminde, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Kars İl Başkanı iken, Başbakan’a, “Kürtçe mektup” yazdı. Açılan davadan ceza aldı. Cezasının “paraya çevrilmesi”ne karşı çıktı, cezaevinde yattı.

Kars’ta avukatlık yaptığı yıllarda “cana yakınlığı”nı sevdiğim Mahmut Alınak’ın, “gözlemalıtı”na alınanların ve cezaevlerinde tutuklu bulunanların “salıverilmek” için uğraştıkları; içlerinde, genel başkanlığına aday olduğu BDP’nin de yer aldığı siyasi partilerin gözaltılar ve tutuklamalara karşı savaşımlar verirlerken, “tutuklama istemi”nde bulunması, beni 1980 öncesine taşıdı, hem keyfimi kaçırdı, hem gülümsetti.

Alınak’ı, “istemi”nden ötürü kimileri “haklı” bulacak, kimileri “şov yapmak”la yerecek… Kimileri de “gülmece penceresi”nden yorumlayacak.

80 öncesinin Türkiye’sinde, gözlem altına alınmamak, cezaevine girmemek, “siyasi suçlu” sözcükleriyle anılmamak suçtu, büyük bir ayıptı. “Dava arkadaşların işkencehanelerde işkence, cezaevlerinde çile çekerken, sen yakalanmıyor, elini kolunu sallayarak geziyorsun. Yoksa sen bir hain, ajan, provokatör müsün?..” içeriğindeki “çevre baskısı”, insanı bunaltıyor, kendinden bile kuşkulandırıyordu.

İnsan sevgisine, yardımseverliğine hayran kaldığım, ama siyasi görüşünü paylaşmadığım Mahmut Alınak’ın, avukatlık mesleğindeki “davasını üstlendiği insanların öncelikle ceza almamaları, salıverilmeleri ve beraat etmeleri” ana amacı unutarak, güncel siyasetin dürtüsü ve yönlendirmesiyle, 80 öncesinin “çevre baskısı”nı kendinde yaşattığını düşünüyorum.

Eli kalem tutan, beşten fazla kitabı olan Av. Mahmut Alınak, öncelikle ve tezden “tutuklanma istemi”ne getirdiği gerekçelerindeki “bencillik”ten sıyrılmalı, çoğullaşmalı, evrenselleşmeli… O zaman, yalnız torunlarına değil, bütün insanlara, “onur duyulacak” bir “miras” bırakır…

BAKİ KARAKOL

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.