1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Çarpıntıyı Hafife Almayın.. 'Atrial Fibrikasyon' Felç Riski Taşıyor!
Çarpıntıyı Hafife Almayın.. 'Atrial Fibrikasyon' Felç Riski Taşıyor!

Çarpıntıyı Hafife Almayın.. 'Atrial Fibrikasyon' Felç Riski Taşıyor!

Günlük yaşamda sıkça stres ve yorgunluğa bağlanan çarpıntı şikâyeti, aslında ciddi bir kalp hastalığının ilk işareti olabilir.

A+A-

Günlük yaşamda sıkça stres ve yorgunluğa bağlanan çarpıntı şikâyeti, aslında ciddi bir kalp hastalığının ilk işareti olabilir.

Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, özellikle atrial fibrilasyonun erken tanı konulmadığında hayati riskler doğurabileceği uyarısında bulundu.

EN SIK GÖRÜLEN RİTİM BOZUKLUKLARINDAN BİRİ

Atrial fibrilasyonun toplumda en yaygın görülen kalp ritim bozukluklarından biri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Oskay, birçok kişinin bu durumu yalnızca “çarpıntı” olarak algıladığını belirtti. Oskay, “Oysa atrial fibrilasyon tedavi edilmediğinde pıhtı oluşumuna ve buna bağlı olarak ani felçlere yol açabilen ciddi bir kalp hastalığıdır” dedi.

FELÇ RİSKİ BELİRGİN ŞEKİLDE ARTIYOR

Kalbin kulakçıklarının düzensiz çalışması nedeniyle kan akımının yavaşladığını ve bu durumun pıhtı oluşumunu kolaylaştırdığını vurgulayan Oskay, oluşan pıhtının beyne gitmesi halinde ani inme tablosunun ortaya çıkabileceğini söyledi. “Atrial fibrilasyonu olan hastalarda felç riski, olmayanlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksektir” diyen Oskay, hastalığın mutlaka ciddiyetle ele alınması gerektiğinin altını çizdi.

HERKES AYNI RİSK ALTINDA DEĞİL

Atrial fibrilasyonun her bireyde aynı risk düzeyini taşımadığını belirten Uzm. Dr. Oskay, bazı grupların daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.

65 yaş üzerindeki bireyler, yüksek tansiyon hastaları, kalp kapak hastalığı veya kalp yetmezliği olanlar, diyabet ve obezitesi bulunanlar, tiroid hastaları, uyku apnesi yaşayanlar ve düzenli alkol tüketen kişilerde riskin daha yüksek olduğunu söyledi. Ayrıca ailesinde atrial fibrilasyon öyküsü bulunan bireylerde genetik yatkınlığın da önemli rol oynadığını vurguladı.

KONTROL EDİLMEZSE KALP YETMEZLİĞİNE YOL AÇABİLİR

Tedavi edilmeyen atrial fibrilasyonun yalnızca felç riskini artırmakla kalmadığını belirten Oskay, uzun vadede kalbin pompa gücünü azaltarak kalp yetmezliğine de zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Sürekli çarpıntı, çabuk yorulma ve nefes darlığının hastaların yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürdüğünü kaydetti.

GÜNÜMÜZDE TEDAVİYLE KONTROL ALTINA ALINABİLİYOR

Atrial fibrilasyonun günümüzde doğru yaklaşımla büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Oskay, tedavide ilk basamağın genellikle ilaçlar olduğunu söyledi. Ancak bazı hastalarda ilaçlara rağmen şikâyetlerin devam edebildiğini ya da yan etkilerin tolere edilemediğini ifade etti.

Bu noktada ablasyon tedavisinin önemli bir seçenek haline geldiğini aktaran Oskay, işlemin açık ameliyat olmadığını ve kasık damarından girilerek yapılan kapalı bir yöntem olduğunu belirtti.

YENİ NESİL ABLASYON TEKNİĞİ DİKKAT ÇEKİYOR

Son yıllarda giderek yaygınlaşan pulsed field ablasyon tekniğine dikkat çeken Uzm. Dr. Oskay, bu yöntemde ısı veya soğuk yerine kısa süreli elektrik alanlarının kullanıldığını söyledi. “Bu teknik yalnızca kalp kası hücrelerini etkiler, çevre dokulara zarar verme riski son derece düşüktür. Güvenliği ve işlem süresinin kısalığıyla geleceğin en umut verici yöntemlerinden biridir” dedi.

Üç boyutlu haritalama sistemleri sayesinde işlemin milimetrik hassasiyetle gerçekleştirildiğini belirten Oskay, bu sayede başarı oranının arttığını ve gereksiz doku hasarının önlendiğini ifade etti.

TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI

Ablasyonun her atrial fibrilasyon hastası için uygun olmadığını vurgulayan Oskay, doğru hasta seçiminin önemine dikkat çekti. Özellikle ilaçlara rağmen çarpıntısı devam eden, ataklar halinde ritim bozukluğu yaşayan, ilaç yan etkileri görülen ve aktif yaşam süren hastaların ablasyondan daha fazla fayda gördüğünü söyledi.

İleri yaşta, çok sayıda ek hastalığı bulunan veya kalpte aktif pıhtı saptanan hastalarda ise kararın mutlaka kişiye özel verilmesi gerektiğini belirtti.

ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Uzm. Dr. Selma Akdeniz Oskay, “Atrial fibrilasyon kader değildir. Erken tanı, düzenli takip ve kişiye uygun tedaviyle hem felç gibi ağır komplikasyonların önüne geçmek hem de hastaların yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Önemli olan çarpıntıyı basit bir şikâyet olarak görmemek ve zamanında uzman değerlendirmesine başvurmaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

Çarpıntı Şikâyetini Hafife Almayın.. İhmali Felce Sürükleyebilir!

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.