
Diş Sıkma ve Kötü Duruş.. 'Baş Ağrıları'nın Sessiz Tetikleyicileri!
Ekran başında geçirilen uzun saatler ve artan stres, baş ağrılarının en bilinen nedenleri arasında yer alıyor.
Ekran başında geçirilen uzun saatler ve artan stres, baş ağrılarının en bilinen nedenleri arasında yer alıyor.
Ancak uzmanlara göre çoğu zaman gözden kaçan bazı alışkanlıklar da bu ağrıların temelinde yatıyor.
Medicana Sağlık Grubu’ndan Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş, diş sıkma ve kötü duruşun baş ağrılarını tetikleyen önemli ancak fark edilmeyen unsurlar olduğuna dikkat çekerek, günlük yaşama kolayca uyarlanabilecek öneriler paylaştı.
BAŞ AĞRISININ KAYNAĞI HER ZAMAN NÖROLOJİK DEĞİL
Uzun süren baş ağrılarında nörolojik bir probleme rastlanmadığı durumlarda, sorunun kaynağının boyun ve çene çevresindeki kas-iskelet sistemi problemleri olabileceğini belirten Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş, bu durumu “sessiz tetikleyiciler” olarak tanımlıyor. Ateş’e göre, doğru alışkanlıklar ile fizyoterapi ve manuel terapi uygulamaları sayesinde bu tür ağrılar kontrol altına alınabiliyor.
ATLAS VE AKSİS OMURLARI KRİTİK ROL OYNUYOR
Omurganın en üst kısmında yer alan ve kafatasını taşıyan Atlas ve Aksis omurlarının, baş ağrısı mekanizmasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Ateş, bu bölgenin hem biyomekanik hem de nörolojik açıdan merkezi bir görev üstlendiğini ifade ediyor.
Çene ve boyun arasındaki güçlü nöromüsküler bağlantılara dikkat çeken Ateş, diş sıkmanın bu bölgede kas ve eklem gerilimini artırdığını belirtiyor. Oluşan fasyal gerginliklerin duruş dizilimini bozarak baş ağrılarına zemin hazırladığını söyleyen Ateş, özellikle stresle artan ve bilgisayar kullanımı sonrası ortaya çıkan ağrıların büyük bölümünün kas-iskelet sistemi kaynaklı olduğunu dile getiriyor.
GÜN İÇİNDE ARTAN AĞRILARA DİKKAT
Tekrarlayan, gün ilerledikçe şiddetlenen ve duruş düzeltildiğinde hafifleyen baş ağrılarının önemli bir ipucu olduğuna işaret eden Ateş, telefon, laptop ve masa başı çalışma sonrası başlayan ağrıların çoğu zaman kötü postürle ilişkili olduğunu söylüyor. Boyun hareketlerinde kısıtlılıkla birlikte görülen, gerilim tipi baş ağrısını andıran tabloların da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
EKRAN KULLANIMINDA DİRSEK DESTEĞİ UNUTULMAMALI
Doğru postürün sadece anlık değil, gün boyu sürdürülebilir olmasının önemine dikkat çeken Sercan Ateş, günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili önerilerini şöyle sıralıyor:
• Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, saat başı kısa hareket molaları verilmeli.
• Ekran, göz hizasında konumlandırılmalı.
• Masa ve sandalye yüksekliği kişiye uygun ayarlanmalı, dirsek desteği mutlaka kullanılmalı.
• Gün içinde fark edilmeden yapılan diş sıkma, omuzları yukarıda tutma ve nefesi tutma gibi alışkanlıklar bilinçli şekilde gevşetilmeli.
• Uyku sırasında çok yüksek ya da çok alçak yastıklardan kaçınılmalı, boynu nötral pozisyonda destekleyen yastıklar tercih edilmeli.
• Yeterli su tüketilmeli, stres seviyesi dengelenmeli.
SADECE DİK DURMAK YETERLİ DEĞİL
Manuel terapi uygulamalarıyla Atlas ve Aksis omurlarının çene eklemiyle olan biyomekanik dengesinin yeniden sağlanabildiğini belirten Ateş, fizyoterapi destek programlarının önemine de değiniyor. Derin boyun kaslarının güçlendirilmesiyle baş ağrılarının tekrar etme riskinin azaltılabildiğini ifade eden Ateş, postür düzeltme çalışmalarının kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çiziyor.
Bu programların standart bir şablon yerine, bireyin duruş analizi, ağrı paterni, günlük alışkanlıkları ve fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığını söyleyen Ateş, sürecin farkındalık egzersizleriyle başlayıp postüral dayanıklılık ve günlük yaşama entegrasyonla ilerlediğini belirtiyor. Böylece kişinin yalnızca “dik durmayı” değil, doğru postürü yaşamının doğal bir parçası haline getirmeyi öğrendiğini ifade ediyor.


HABERE YORUM KAT