1. HABERLER

  2. KÖŞE YAZISI 'MAKALE'

  3. Ali ihsan Alınak Yazdı.. Kars'ın Veliahtı mı, Kars'ın Hafızası mı?
Ali ihsan Alınak Yazdı.. Kars'ın Veliahtı mı, Kars'ın Hafızası mı?

Ali ihsan Alınak Yazdı.. Kars'ın Veliahtı mı, Kars'ın Hafızası mı?

Kars’ın güçlü hafızası ile televizyon estetiği arasındaki gerilimi mercek altına alan mimar Ali ihsan Alınak, Veliaht dizisinin şehri bir özne mi yoksa yalnızca bir dekor mu olarak kullandığını sorguluyor. 

A+A-

Kars’ın güçlü hafızası ile televizyon estetiği arasındaki gerilimi mercek altına alan mimar Ali ihsan Alınak, Veliaht dizisinin şehri bir özne mi yoksa yalnızca bir dekor mu olarak kullandığını sorguluyor. 

İstanbul merkezli güç anlatısının Kars’ta yüzeyselleştiğini savunan Alınak, coğrafyanın ve tarihsel belleğin reyting kaygısıyla tüketilemeyeceğini vurguluyor. 

İşte o yazı…

KARS’IN VELİAHTI MI, KARS’IN HAFIZASI MI?

Kars, son günlerde bir televizyon dizisinin gölgesinde. Şehrin kahvehanelerinde, üniversite kantinlerinde, esnaf dükkânlarında aynı başlık dolaşıyor; Veliaht. 

Bir yapım, bir senaryo, bir kurgu… Ama mesele yalnızca bir dizi değil. Mesele, Kars’ın nasıl anlatıldığı ve nasıl tüketildiği.

Televizyon ekranlarında yayınlanan Veliaht, Kars’ın doğasını ve mimari dokusunu arkasına alarak güçlü bir başlangıç yaptı. Sert rüzgarın, taş binaların, sınır coğrafyasının dramatik imkanlarını kullanma iddiasıyla yola çıktı. İlk bakışta iddialı bir çerçeve vardı; göç, varoş kültürü, güç ilişkileri, kaçakçılık, aile içi hesaplaşmalar…

Bunlar, son dönem televizyon dünyasının vazgeçilmez dramatik araçları.

Ancak burada şu soruyu sormak gerekiyor: Kars bir dekor mu, yoksa bir özne mi?

GÜCÜN MERKEZİ: İSTANBUL, HAFIZANIN YÜKÜ: KARS

Dizinin dramatik omurgası İstanbul merkezli bir güç mücadelesine yaslanıyor. Özellikle Esenler Otogarı üzerinden sembolleştirilen ilişkiler ağı, tarihsel sürekliliğini Topkapı Otogarı mirasıyla pekiştiriyor. Otogar; yalnızca bir ulaşım noktası değil, güç, kaçakçılık ve iktidar mücadelesinin sahnesi olarak konumlandırılıyor.

Bu tercih, dramatik açıdan anlaşılır. Çünkü otogar, modern Türkiye’nin sosyolojik kırılmalarının da metaforudur! Göçün başlangıç noktası, dönüşün eşiği, kayboluşun adresi…

Fakat mesele, bu merkezi anlatının Kars’a taşınma biçiminde başlıyor. Karslı aileler üzerinden yürütülen iktidar savaşı, popüler kültürün diliyle harmanlanırken, şehrin hafızası yüzeyselleşiyor. Oysa Kars’ın hafızası, sadece dramatik bir araç değil; başlı başına bir tarihsel birikimdir.

Bir şehrin belleği, reyting kaygısıyla kurgulanamaz.

DÖNÜŞ HİKAYESİ VE GİZEMİN KAYBI

Hikayenin kırılma noktası, ailenin yeniden Kars’a dönüşüyle başlıyor. Bu dönüş, dramatik gerilimi artırmak yerine gizemi dağıtan bir etki yaratıyor. İstanbul’daki karanlık ve karmaşık ilişkiler ağı, Kars’ın açık ve sert coğrafyasında aynı yoğunluğu koruyamıyor.

Sorun yalnızca senaryonun tutarlılığı değil; dramatik malzemenin derinliği. Bir süre sonra hikaye, kendini tekrar eden çatışmalar üretmeye başlıyor. İzleyici, karakterlerin psikolojik derinliğini değil; olayların yüzeysel hızını takip etmek zorunda kalıyor.

Bu noktada ‘kral çıplak’ demek abartı olmayacaktır.

Her sahnede ayrı bir Kars hikayesi üretme çabası, bütünlüklü bir anlatı kurma imkanını zayıflatıyor. Parçalı bir estetik, dağınık bir dramatik yapı…

MEKANIN ESTETİĞİ VE HOYRAT TÜKETİM

Kars coğrafyası sıradan bir arka plan olmaktan çok daha fazlası.

Ani Harabeleri yalnızca fotoğraf için kurulmuş bir sahne değil; zamanın katmanlarını taşıyan, geçmişin sessiz tanığıdır. Çıldır Gölü, sınırın soğukluğunu ve yalnızlığını hissettirir. Kağızman ise farklı bir iklimin ve yaşam biçiminin nazikçe yansımasıdır.

Bu mekânların ardı ardına, yoğun şekilde kullanılması ilk anda zengin bir görsellik sunsa da, anlatıya hizmet etmiyorsa sadece yüzeysel bir tüketim yaratır. Kartpostal estetiği, dramatik derinliğin yerini tutmaz. 

Bir şehri göstermekle onu anlatmak arasında incelikli bir ayrım vardır.

Dizi çoğu kez mekanı bir vitrin gibi kullanıyor. Oysa mekan; karakterlerin iç dünyasını beslemeli, çatışmaları derinleştirmeli ve hikayenin ruhunu nazikçe taşımalıdır.

OYUNCULUK VE SENARYONUN AĞIRLIĞI

Oyuncu kadrosunda bireysel olarak güçlü performanslar mevcut. Ancak iyi oyuncu, zayıf dramatik omurgayı tek başına taşıyamaz. Karakter inşası derinleşmediğinde, performanslar da yüzeyde kalır.

Zorlama sahneler, izleyicinin dikkatini hikayeden koparıp yapaylığa yöneltiyor. Bu da dizinin dramatik inandırıcılığını zedeliyor. Oyuncuların yeteneği, senaryonun sınırlarına takılıyor.

Oysa daha sade bir kurgu, gündelik hayatın olağan akışına yaslanan bir anlatım dili, çok daha güçlü bir etki yaratabilirdi. Kars’ın doğal ritmi, dramatik bir zemin olarak zaten yeterince kuvvetlidir.

Bazen büyük çatışmalar değil, küçük ayrıntılar kalıcı olur.

SON SÖZ

Veliaht, Kars’ın enerjisini arkasına alarak yola çıktı. Fakat hızla tüketilen bir dramatik ivme içinde görünüyor. Şehir güçlü, hafıza derin, coğrafya etkileyici… Ama anlatı aceleci.

Bir şehrin ruhu, reyting hesaplarına sığmaz.

Sözün özü şu; Kars kendini tüketmez. Ama Kars üzerinden kurulan yüzeysel anlatılar hızla tükenir. Veliaht’ın bugün yaşadığı durum da tam olarak budur.

Final henüz ilan edilmedi.
Fakat hikâyenin nefesi belirgin biçimde kısalmış durumda.

24 Şubat 2026 | Kars

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.