1. HABERLER

  2. KARS HABERLERİ

  3. KARS

  4. Mahmut Alınak 'Sıfır Delil'le TUTUKLU
Mahmut Alınak 'Sıfır Delil'le TUTUKLU

Mahmut Alınak 'Sıfır Delil'le TUTUKLU

'KCK Operasyonu' kapsamında tutuklanan eski milletvekili Mahmut Alınak'ın oğlu ve avukatı Halit Sinan Alınak, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne dilekçe verdi.

A+A-

Mahmut Alınak'ın oğlu ve avukatı Halit Sinan Alınak, "Yazdığı makaleler nedeniyle Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde 8 aydır tutuklu bulunan babam ve müvekkilim 'Sıfır Delille' cezaevinde tutulmaktadır" dedi.

"KCK Operasyonu" kapsamında tutuklanan eski milletvekili Mahmut Alınak'ın oğlu ve avukatı Halit Sinan Alınak, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'ne dilekçe verdi.

PolitiKARS.com'a yapılan açıklamada, Mahmut Alınak ile ilgili olarak iddianamede hiçbir delilin bulunmadığına dikkat çeken Avukat Alınak, "Bu iddianame, Mahmut Alınak'ın 8 aydır en ufak bir delile dahi dayanılmaksızın cezaevinde tutulduğunu göstermektedir" dedi.

Avukat Halit Sinan Alınak, müvekilli Mahmut Alınak ile ilgili olarak iddianamade yer alan iddialara ilişkin şu bilgileri verdi: 

Dilekçenin Tam Metni...

16. AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
(CMK 250. MADDE İLE YETKİLİ)

Dosya No : 2012/64

TALEPTE BULUNAN
SANIK : Mahmut Alınak, Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevinde Tutuklu

VEKİLİ : Av. Sidar Ayman
Av. Halit Sinan Alınak

KONUSU : Daha önce mahkemece kabul edilmiş olan iddiamenin 5271 Sayılı CMK’nın 174-a ve 170-5 maddesi uyarınca reddine ve iadesine karar verilmesinin talebinin arzıdır.

DAYANAK : Madde 170 – (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür.

Madde 174 – (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihinden itibaren on beş gün sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle...

a) 170 inci Maddeye aykırı olarak düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.

İZAHAT

Müvekkil Mahmut Alınak hakkında tutuklu olarak süren dava, akan kanın durması ve gençlerin ölmemesi için çaba harcayan düşünce adamlarının başına ne çoraplar örülebileceğini gösteren ibretlik tarihi bir vakıaya dönüştü, dönüşmektedir.

Mahmut Alınak Öcalan-Devlet görüşmelerinin sürdüğü, Öcalan’ın görüşmelerden sonuç çıkmaması halinde 12 Haziran milletvekili seçimlerinden sonra devreden çıkacağını söylediği ve herkesin seçimden sonra kanlı çatışmalar beklediği gergin günlerde. Öcalan’la DEMOKRATİK SİVİL ÇÖZÜMLÜ görüşmek üzere Gençler Ölmesin Ocaklar Sönmesin Girişimi (GEOS) adına İmralı’ya gitti.

Gelgelelim bu insani çabası kendisinin hapishane hücresine kapatılması ile karşılık buldu.

Gizlilik kararı sebebiyle dosyada ne var ne yok bilmiyorduk. Beş aylık uzun bir bekleyişten sonra dava açılıp gizlilik kararı kalkınca, karşılaştığımız hukuk skandalı karşısında dehşete kapıldık. Kanımız dondu, çünkü iddianame, dosyada olmayan bilgi ve belgeler varmış gibi göstermiş, var olanları çarpıtarak aktarmış, adeta hile yapılarak suç yaratılmıştır.

İddianameyi tanzim edip dava ikame eden savcı, müvekkilim Mahmut Alınak’a karşı dört temel iddia ileri sürülmüştür.

1-) İddianameye göre Mahmut Alınak Habertürk TV’ye çıkmak için Abdullah Öcalan’dan izin istemişti!

Gelin görün ki, tarafımızca henüz ulaşılan dosyadaki ses kayıt çözümleri bu iddianın iftira olduğunu söylüyor.

İşte Mahmut Alınak’ın Abdullah Öcalan’la konu hakkında yaptığı konuşmanın dosyadaki bant çözüm metni aynen şöyle:

Av. Mahmut Alınak: Yarın akşam bir televizyona çıkacağım ana habere. Habertürke, sanıyorum soracaklar şeyi bu Devletle yapılan görüşmeleri sorabilirler.
Hükümlü: Hemen işte ona geleyim, ona geliyorum, artık vereceğiniz fazla bilgiler yok bana. Şimdi bu diyalog önemli tabii, diyalog devam ediyor, önce bunu söylemeliyim, hatta biraz daha ciddileşti diyelim. Biliyorum yani şey etmeye gerek yok son diyaloğuda gerçekleştirdim bu birkaç gün içinde. Durum şu, siz bunu biraz daha iyi anlayabilirsin, tecrübelisiniz sanıyorum. Hem televizyonda hem de yazılarla kamuoyuna iyi yansıtabilirsiniz, birlikte de herhalde yansıtacaksınız, aydınlarla da tartışabilirsiniz. Şimdi, siz avukatlarla daha önce bu konuları ben ciddiyetle şey ettim, ama yeterince derinliği fark edip ona göre yansıtamadınız. Ama bu işte ben, işler daha ciddiye geldi. Son diyaloğumla vardığımız şey şu açıkça söylemeliyim ki bunu Kandil de epey doğru yorumlamak durumunda. Onlar da sonuçları ulaşacak tahmin ettiğim kadarıyla yakında, onlarında herhalde mektupları olacak onu bekliyorum. Devlet, şüphesiz Devlet tekziben biz şey ediyoruz görüşüyoruz. Düzenli bir hal almıştır diyalog diyelim. Herhangi bir aldatmaca şeyi yok diyelim, yani buna ben eminim benimle diyaloğu şey olanlar, dar bir çevreydi. Fakat işin zor kısmı şu diyalog henüz bu dar çevreyi, yani benimle onlar arasındaki çerçeveyi tümüyle tamamlayıp...

Bu spontane diyalogdan da apaçık anlaşıldığı gibi Mahmut Alınak Habertürk TV’ye çıkmak için izin istememiştir. Sadece Öcalan ile devlet adına yapılan görüşmeleri basının soracağı varsayımından hareketle; söz konusu görüşmelerde gelinen noktayı sormuştur. Yani bir anlamda gazeteciler ve medya mensuplarına tercüman olmuş, özünde basit bir gazetecilik faaliyetinde bulunmuş olanlar adına bir soru sormuştur. Yukarıda arz ettiğimiz diyalogdan da anlaşılacağı üzere müvekkilimin Öcalan’dan izin ve icazet istemesi gibi bir durum mevzu bahis değildir. Hal böyleyken; vasat bir ilkokul öğrencisinin dahi anlayıp kavrayabileceği bu diyalogun sayın savcı tarafından bu şekilde yorumlanması ve iddianameye delil olarak konması, soruşturma makamlarının mantel kalite yoksunluğunun, hadiselere bakış açısındaki muhteviyatsızlığın tipik bir göstergesidir.

2-) Yine iddianameye göre Mahmut Alınak hükümeti sivil itaatsizliklere düşürmek için Öcalan’dan izin istemiş. Öcalan’da “imalı” olarak kendisine izin vermiş!

Şimdi de dosyadaki bant çözüm tutanağından bu diyaloga bakalım:

Av. Mahmut Alınak : Ona geleceğim, şimdi minik girişim var. “Gençler Ölmesin Ocaklar Sönmesin” diye bir girişim, benimde içinde yer aldığım. Bu girişimin söylevi şu. Sivil siyaset eğer üstüne düşenleri yapmış olsaydı bugüne kadar AKP istifa etmek zorunda kalırdı ya da adım atmak zorunda kalırdı. Seçimlerden hemen sonra demokratik çözüm konferansı düzenlensin, bütün işte Türk solu çevreler Kürt yurtsever hareket hepsi bir araya gelsin ve iktidara bir hafta içerisinde belli bazı konularda açıklama yapmak üsresi verilsin.
Hükümlü : Şimdi siz destek mi dediniz ne
Av. Mahmut Alınak : Ben içindeyim o minik girişimin
Hükümlü : Anladım

Av. Mahmut Alınak : Aksi halde 3 ay içerisinde AKP’yi istifa ettirecek sivil şeyleri geliştirmeliyiz.
Hükümlü : İtaatsizlik şu bu. Anladım da şöyle söyleyeyim. Benim bu geliştirdiğim şey, bu diyalog muhtemelen bu sorulara yanıt verecek, bu soruna yani sizin bahsettiğiniz şeye. Zaten olmazsa ben şeyimi, şartımı söyle, şartım değli de koşul, gerçek realiteyi koymuşum ki 15 Haziran tarihi de deklare edilmiştir defalarca.
Av. Doğan Erbaş : Bu devam ediyor.
Hükümlü : Evet, şöyle bir durum ortaya çıkacak. AKP eğer pratik adım atmasa aynen dediğiniz olacak, 3 ay içinde tepetaklak olacak, evet, bu, bütün şey bu, adım atmasa eğer.
Av. Mahmut Alınak : Adım atmazsa eğer.
Hükümlü : Ve şimdiye kadar ki lafazanlığını sürdürse kesin dediğiniz doğru.
Av. Mahmut Alınak : İşte onun öncesinde bir demokratik çözüm konferansı düzenlenmesi.

Görüldüğü üzere, çözüm kaydı net ve dolaysız bir biçimde iddianameyi yalanlamaktadır. İstifa ve düşürme kavramları içeriği ve çağrışımları itibariyle farklı kavramlardır. Sayın savcı işine geldiği için DÜŞÜRME sözcüğünü monte ediyor. Mahmut Alınak ise ısrarla “Demokratik Çözüm” vurgusu yapıyor. Bu diyalogdan da anlaşılacağı üzere Mahmut ALINAK’ın tek çabası akan kanın durması, bunun için demokratik ve sivil kanalların kullanılmasıdır. İşin ilginci bu diyalog aynı zamanda Mahmut ALINAK’ın Kürt sorunun çözümü konusunda Öcalan’dan farklı düşündüğünü de ortaya koymaktadır. Nitekim müvekkil her zaman özgün fikirlerinin savunucusu olmuş, nevi şahsına münhasır yöntemler önermiş ve uygulamıştır.

3-) İddianameye göre Mahmut Alınak, görüşme sırasında Öcalan’a “Başkanım” demiş. Böyle dediğine göre “örgüt üyesidir” diyor iddianame. Ama bant çözüm tutanağı bu iddiayı da açık bir kesinlikle yalanlıyor.

Görüşme öncesinde de kamuoyuna açıkladığı gibi Mahmut Alınak, demokratik sivil çözümü konuşmak için GEOS adına İmralı’ya gitmiş ve görüşmenin başında Öcalan’a “Başkan” demiştir. Gel gelelim savcı bunu bant çözüm tutanağına aykırı olarak “Başkanım” diye iddianameye geçirmiş.

Mahmut Alınak sivil bir insiyatif adına İmralı’ya gitmiştir. Bu nedenle Öcalan’a “Başkan” diye hitap etmesi doğaldır. Hem Öcalan PKK’nin başkanı değil midir? Kaldı ki Oslo görüşmelerinden biliniyor ki Devletin en tepe adamları Öcalan’a bırakın “Başkan” demeyi, başkan olmanın çok ötesinde, kurumsal bir ifadeye delalet edecek şekilde “Önderlik” demişlerdir. Kaldı ki Yargıtay’ın “Sayın Öcalan” ibaresini suç olmaktan çıkardığı (ki siyasi iradeyi temsilen hükümette bunu destekler mahiyette açıklama yapmıştır) bir dönemde “başkan” hitabının suç delili olarak addedilmesi hukukun ve kanunların hafiye mantığıyla ne denli zorlandığının göstergesidir. Öyle bir zorlama ki Mahmut Alınak’a kurtla kuzu hikâyesi yaşatılmakta, demir parmaklıklar ardında tutulmaktadır.

4-) İddianamenin Mahmut Alınak hakkında ileri sürdüğü ve yine resmi bir belge ile boşa çıkan başka bir iftirası! Güya Mahmut Alınak İmralı’dan dönüşünün ertesi günü, yani 12.05.2011 günü Asrın Hukuk Bürosu’ndaki bir toplantıya katılmış, bu toplantıda Öcalan’dan alınan talimatlar aynen bilgisayara yüklenmiş, sonra da bunlar aynı gün Kandil’e gönderilmiş!

Oysa Mahmut Alınak o gün İstanbul’da değil Tekirdağ’daydı. Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevinde yatmakta olan Muzaffer Öztürk’ü ziyaret ediyordu. Bu konuda hiçbir yorum yapmadan devletin resmi belgesini ekte ibraz etmekle yetiniyoruz. Bu belge daha önce savcılığa verilmişti.

Kaldı ki Mahmut ALINAK’ın yukarıya aldığımız bu diyaloglarla Kandil’e hangi talimatları iletebilir? Ya da Kandil’den Öcalan’a bu diyaloglarla hangi haber ulaştırılmış olabilir? Kaldı ki Oslo görüşmelerinin ifşa olması ile ortaya çıkan gerçekler, bu işi bizzat devletin ve üst düzey yöneticilerinin üstlendiği ve organize ettiğidir. Sayın savcı sanırız medyaya yansıyan Oslo görüşme sürecinden ve tutanaklarından bihaberdir.

Görüldüğü gibi dosyadaki bilgi ve belgeleri hiçe sayan tamamen gerçek dışı iddiaların yer aldığı bir iddianameyle karşı karşıyayız. Canının istediği gibi iddianame yazmakta kendisini özgür hisseden savcı, TCK’nın 204/2. ve 257. maddelerini ihlal ettiğini, esasen bu ihlalin bir suç teşkil ettiğinin farkında mıdır?

Durum apaçık ortada: Mahmut Alınak SIFIR DELİLLE yedi aydır hapishanede tutuluyor.

PEKİ NEDEN?

Onun öyküsü 1700 yıl önce yazılan ve Hint filozofu Beydaba’nın Hint Hükümdarı Debşelem için uyarladığı Kelile ve Dimne adlı ünlü kitapta yazılı olan bir öyküyle aynıdır.

Kekliğin biri çalılar arasında geziniyor ve güzel, kahkahaya benzeyen tatlı sesiyle çalılığı neşelendiriyormuş.

Uçan bir şahinin kulağına bu tatlı sesler gelince, sesi güzel bu yaratıkla dost olmak isteğine kapılmış. Hemen süzülerek aşağıya inmiş. Kekliğe güvence üstüne güvence vererek eğer kendisiyle dost olursa ona zarar vermek şöyle dursun, bundan sonra şahin türü ile keklik türü arasında sonsuz bir anlaşma olanağı doğacağını ve artık kekliklerin, şahin korkusundan yerlere yakın uçmaktan ve gezmekten kurtulacaklarını, şahinlerle birlikte gökyüzünün yüksekliklerine çıkabileceklerini anlatmış.

Aymaz keklik, şahinin bu sözlerine kanmış. Şahin, yanına yeni dostunu alarak yuvasına gitmiş. Birkaç gün iyi hoş geçindikten sonra, bir gün şahinin karnı acıkmış. Başka bir av bulamayınca, gözünü kekliğe dikmiş. Önce: -Aman senin sesin ne kadar çirkin, gece gündüz cıvıltıların başımı şişirdi, diye önceden çok beğenmiş olduğu sesten şikâyet etmeye başlamış.

Keklik bu sözlere yanıt vermemiş, başını öne eğip susmuş.

Şahin yine bir neden bularak gece olduğu halde demiş ki: -Benden yukarıya konduğun için, güneş ışığının bana gelmesini engelliyorsun!

Keklik, böyle gece vakti, güneş yokken bu şikâyetin haksız olduğunu söyleyince, şahin kızarak: -Bre terbiyesiz! Ben yalan mı söylüyorum? Beni yalanlıyorsun ha, diyerek zavallı kekliği bir pençede parçalayıp oracıkta yemiş.

Fare, bu öyküyü anlatınca, çaylak yeniden onun korkusunu gidermeye çalışmış: - Bazı kanı bozuk hayvanlarda bu ihanet olabilir. Ancak onlar, dostluğun ne kadar değerli bir şey olduğunu bilmedikleri için böyle davranıyorlar, demiş.

Evet bu öykü Mahmut Alınak’ın durumunu çok iyi açıklıyor. O sözleri ve yazılarıyla AKP kurmaylarını rahatsız etti. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in deyimiyle bir “makale teröristi” olarak şimdi cezaevinde. Mahmut Alınak üzerinden tüm düşünce adamlarına, barış yanlılarına böylece gözdağı verilmiş oldu.

İronik bir söz vardır; “Maktül derdest, katil firar, asayiş berkemal.” Bu söz, hem içinde bulunduğumuz sistemi ve asayişçi dönemi özetlemek hem de Mahmut Alınak’ın durumunu anlatmak babında mükemmel bir sözdür.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebepler tahtında; CMK’nın ilgili maddelerinde zikredilerek iddianamenin olmazsa olmaz unsuru olan ve iddianamenin iade edilmesini gerektiren “şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür” maddesi ve kuralının ihlal edilerek Mahmut Alınak lehine olan delillerin ileri sürülmemiş olması sebebiyle, iddianamenin reddine ve iadesine karar verilmesini talep ederiz. Saygılarımızla.

Av. Sidar Ayman - Av. Halit Sinan Alınak

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.