
Ali ihsan Alınak'ın Kaleminden.. Kars'ı Yaşamak; Cilalı Kareler, Gerçek Hayat!
Mimar Ali ihsan Alınak, Kars’ı; cilalı vitrinlerin ardında yönünü kaybetmiş, umudu ertelenmiş ve kendi kaderine seyirci kalınmış bir kent olarak anlatıyor.
Mimar Ali ihsan Alınak, Kars'ı; cilalı vitrinlerin ardında yönünü kaybetmiş, umudu ertelenmiş ve kendi kaderine seyirci kalınmış bir kent olarak anlatıyor.
İşte o yazı…
"Herkes biliyor ama kimse el atmıyor; Kars bu yüzden yoruldu, bu yüzden bekliyor."
KARS'I YAŞAMAK (2)
Yıllar önce Kars üzerine kaleme aldığım bir yazının başlığını bugün yeniden kullanırken, içimde derin bir hicap var.
Aradan geçen zaman, ne yazık ki bazı şeyleri iyileştirmedi; aksine daha görünür, daha yakıcı hale getirdi.
20 yıl önce yazdığım o metni şu cümlelerle bitirmiştim:
"Kars'ı yaşamak bu olsa gerek… Kars Türkiye'dir, Türkiye Kars'tır."
Bugün aynı cümleyi kurarken, altını doldurmak çok daha zor. Çünkü 20 yıl geçmesine rağmen Kars'ta yaşamın mutlulukla kurduğu bağ giderek zayıfladı. Kent, büyüyen bir şehirden çok; devasa bir "mega köy" hissi veren, durağan ve yorgun bir mekâna dönüştü.
CİLALI KARELER, GERÇEK HAYAT
Kars'ı artık çoğu zaman sosyal medya paylaşımlarının cilalı yüzü üzerinden tanıyoruz. Filtreli karelerde her şey yolunda gibi. Oysa gerçek hayatta karşılaştığımız manzara, iflasın eşiğindeki müsrif bir esnaf vitrini gibi; dışı parlak, içi boş. Görünürlük artıyor ama hayat derinleşmiyor.
Bu tablo yeni de değil. 2010 yılında kaleme aldığım bir başka yazıda Kars'ı şu ifadelerle özetlemiştim:
"Kısadan hisse,
Kars, ölümü bekleyen bir hasta gibi;
Çaresiz,
İsyankâr…"
Aradan geçen yıllar bu teşhisi maalesef boşa çıkarmadı. Bugün Kars, yaşanması giderek zorlaşan bir kent olarak karşımızda duruyor. Körlerin ve sağırların birbirini ağırladığı, kimsenin kimseyi gerçekten duymadığı bir şehir… Öngörüsüzlüğün, plansızlığın ve günü kurtarma alışkanlığının sıradanlaştığı bir kent.
TÜKENEN KREDİLER, KAYBOLAN YÖN
Muhalif kesimlerin "bir şans daha verelim" diye uzattığı krediler çoktan tükendi. Politik kaosun içinde savrulan, yön duygusunu kaybetmiş bir şehir profili var artık. Sorunlar konuşuluyor ama çözümler erteleniyor. Umut dillendiriliyor ama hayatın içine dokunmuyor.
Evet, Kars bugün müsrif bir tüccarın elinde, 'mezat'a düşmüş kadar çaresiz bir tablo çiziyor.
Ve öfkeliyim.
Öfkem yalnızca yönetenlere değil. Bu duruma seyirci kalanlara da. Yani yine bize. Çare üretmek yerine popülizmi meziyet sayan, günü kurtarmayı "başarı" olarak pazarlayan beceri yoksunu idareciler kadar; susmayı tercih eden toplumun da payı var bu hikâyede.
HERKES BİLİYOR, KİMSE EL ATMIYOR!
Belki de en acı gerçek şu;
Herkes bir şeylerin yanlış gittiğini biliyor.
Ama herkes, bir başkasının düzeltmesini bekliyor.
Kars tam da bu yüzden yoruldu.
Ve tam da bu yüzden hâlâ bekliyor.
13 Şubat 2026 | Kars


HABERE YORUM KAT