1. HABERLER

  2. KARS HABERLERİ

  3. KARS

  4. Mahmut Alınak Arabulucu Olmaya HAZIR
Mahmut Alınak Arabulucu Olmaya HAZIR

Mahmut Alınak Arabulucu Olmaya HAZIR

Mahmut Alınak,'İmralı ve Kandil'e giderek arabulucu olmaya hazırım' dedi.

A+A-

Eski milletvekili Mahmut Alınak Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e bir “mektup” yazarak “İmralı ve Kandil’e giderek gözyaşının dinmesi için arabulucu olmaya hazırım” dedi.

Gençler Ölmesin Ocaklar Sönmesin Girişimi (GEOS) sözcüsü avukat Mahmut Alınak, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e bir mektup yazarak, beş kişilik bir heyetle İmralı’ya gitme talebinde bulundu.

18 Temmuz günü PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın dokuz avukatı ile birlikte tahliye olan Mahmut Alınak, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e yazdığı mektubunda, çatışmalı ortamın sona ermesi ve “gençlerin ölmemesi” için İmralı’ya gitme talebinde bulundu.

Alınak, “Ben ilerlemiş bu yaşımda her türlü dünyevi arzuyu artık geride bırakmış bir insan olarak hayata son bir katkıda bulunmak istiyorum” diyerek, “Tek istediğim gençlerin ölmemesi. Bundan sonra yapabilirsem çocuklarıma ve torunlarıma miras olarak yazacağım bir iki kitap daha bırakmak isterim. Bu hayatımın son hikâyesi olacak” ifadelerini kullandı.

"Dediğim gibi hayata son bir hizmette bulunmak istiyorum" diyen Alınak, şu öneride bulundu: "Bunun için hükümetinizden bir talebimiz var. Beş kişilik bir heyetle İmralı'ya gitmemizi sağlarsanız, Abdullah Öcalan'ı Kürt meselesinin demokratik kansız çözümü konusunda ikna edebileceğimizi ve PKK'ye eylemsizlik çağrısında bulunması için ikna edebileceğimizi düşünüyoruz. Öcalan'la görüştükten sonra gerektiğinde Kandil'e de gidebiliriz."

Alınak, “Hükümetiniz bu konuda yardımcı olursa akan kanın durdurulabileceğine inanıyoruz. Aksi halde çok üzülerek belirtmek isteriz ki, bugün olduğu gibi yarın da gençler ölmeye ve ocaklar sönmeye devam edecek. Bunun vebali ise hepimize ait olacak” diye ekledi.

Alınak'ın Bakan Ergin'e gönderdiği "açık mektup"un tam metni.

Sayın Sadullah Ergin, Adalet Bakanı

Sayın Bakan,

Devlet güçleri ile PKK arasındaki kanlı çatışmalar can almaya devam ediyor. Gençler ölüyor ve bizler de bu çocukların kanlı kefenler içinde toprağa gömülüşünü alışılmış bir çaresizlikle seyrediyoruz. Ne "ülkenin bölünmez bütünlüğü", ne de Kürtlerin kimlik hakkının tanınması talebi bu kanlı kapışmayı haklı gösterebilir. Sorunları kan dökmeden çözmenin bir yolunu bulmak zorundayız. Buna yükümlüyüz. Tarihte pek çok örnekten de bilindiği gibi, kan dökerek korunan ya da kurulan bir ülke halklara saadet getirmiyor. Her bir gencin hayatı değil dünyaya tüm kâinata bedeldir. Çocukları ölen anne ve babalar yanı başımızda evlât acısıyla her gün binlerce kez ölüp ölüp dirilirken, kanla korunan ülke cennet bile olsa mutlu olamayız. Gençlerin kanları ile sulanan topraklarda kardeşlik çiçekleri yeşermez.

Sürüp giden bu kanlı çatışmada kim haklı, kim haksız tartışmasına girecek değiliz. Gençlerin öldüğü bu ortamda böyle bir tartışmanın - hiç değilse bugün için- hiçbir yararı yok. Şimdi acil olan bu kanın derhal durdurulmasıdır. Bu konuda devlet ve PKK ağır bir yükümlülük altındadır. Ne devlet, ne PKK kendi sorumluluklarına arkasını dönme hakkına sahiptir. İntikam yeminleri ve karşılıklı çetele tutmalar olsa olsa ölüme hizmet eder.

Sayın Bakan,

Hayat çok kısa; hiçbir amaç ve sebep öldürmeyi haklı gösteremez. Şu yaşlı dünya tarihte nice savaşlar geçirdi, savaşlarda milyonlarca insan öldü. O savaş kararlarını alan hükümdarlar ve savaş alanlarında elde kılıç ordulara deryalar halinde kan döktüren komutanlar şimdi hepsi toprak altında. Ne kanlı çizmelerle fethettikleri ülkeleri, ne de paha biçilmez hazineleri, ne de ihtişamlı tahtlarını götürebildiler mezarlarına. Birkaç metrelik beyaz kefenle göçüp gittiler kana boğdukları bu dünyadan. İnsanlığa çektirdikleri onca acı, o birkaç metrelik kefen için miydi, diye düşünmekten alıkoyamıyor insan kendisini.

Mademki hayat kavga etmeye değmeyecek kadar kısa, o halde en tehlikeli düşmanımız olan dünyevi hırslarımızdan arınıp kardeşlikle bezenmiş mutlu bir dünya kurmalıyız. Sadece çocuklarımıza değil, insanlığa yapacağımız en değerli hizmet budur.

Sözü fazla uzatmayacağım. Ben ilerlemiş bu yaşımda her türlü dünyevi arzuyu artık geride bırakmış bir insan olarak hayata son bir katkıda bulunmak istiyorum. Mal, mülk, para ve makam hırsları artık benim çok, çok uzağımda. Hayattan maddi ve manevi hiçbir talebim yok. Hiçbir zenginlik ve görkemli makam yoktur ki iştahlandırsın şu yaşlı gözlerimi. Sizi temin ederim ki, hiçbir şahsi gündemim ve hesabım yok. Tek istediğim gençlerin ölmemesi. Bundan sonra yapabilirsem çocuklarıma ve torunlarıma miras olarak yazacağım bir iki kitap daha bırakmak isterim. Bu hayatımın son hikâyesi olacak.

Dediğim gibi hayata son bir hizmette bulunmak istiyorum. Bunun için hükümetinizden bir talebimiz var. Beş kişilik bir heyetle İmralı'ya gitmemizi sağlarsanız, Abdullah Öcalan'ı Kürt meselesinin demokratik kansız çözümü konusunda ikna edebileceğimizi ve PKK' ye eylemsizlik çağrısında bulunması için ikna edebileceğimizi düşünüyoruz. Öcalan'la görüştükten sonra gerektiğinde Kandil'e de gidebiliriz.

Hükümetiniz bu konuda yardımcı olursa akan kanın durdurulabileceğine inanıyoruz. Aksi halde çok üzülerek belirtmek isteriz ki, bugün olduğu gibi yarın da gençler ölmeye ve ocaklar sönmeye devam edecek. Bunun vebali ise hepimize ait olacak.

Bize bu fırsatı tanıyacağınızı ümit ediyoruz.

Saygılarımızla.

 

30/7/2012
Mahmut Alınak
Gençler Ölmesin Ocaklar Sönmesin (GEOS) Girişimi

Haberin devamı...

ALINAK'TAN YENİ ÇAĞRI

Hükümetten Haber Bekliyoruz!

Bir fırsat daha heba ediliyor, hükümetten cevap bekliyoruz!

Hiçbir siyasi gaye taşımadan kan ve gözyaşının durması için geçen hafta Adalet Bakanı Sadullah Ergin'e aşağıdaki mektubu yolladık. Ne yazık ki beklediğimiz cevap gelmedi. Bakan ya da hükümet cevap vermeye gerek görmedi. Böylece bir fırsat daha kaçırılıyor. Yani gençler ölmeye devam edecek! Resmi açıklamalara göre daha dün Hakkari'de yirmi iki genç çatışmalarda can verdi. Onlarcası da ağır yaralı. Hükümet çağrımıza cevap verseydi o gençler büyük ihtimalle şimdi yaşıyor olacaklardı. Ama öldüler işte. Rakamlara sığmaz oldu ölümler, rakamlar dahi isyan ediyor artık bu günahsız ölümlere. Bugün, yarın, yarından sonra daha kaç genç ölecek bilmiyoruz!

Sahte vatan ve millet nutukları artık bizi üzmekle kalmıyor, dehşete düşürüyor, midemizi bulandırıyor. Çünkü çok iyi biliyoruz ki, o ateşli nutuklar vatan ve millet için değil, üstüne oturulan akıllara sığmaz servetler ve ihtişamlı saltanat koltukları içindir. Yalanlardan bıktık artık.

Gençlerin ölümü karşısında söz kudretini tümüyle kaybetmiş durumda. O talihsiz çocukların hayatını kurtaracak, anne ve babaların gözyaşlarını dindirecek bir çare görünmüyor ne yazık ki ufukta. Yakın gelecek ümit vaat etmiyor. Bir mucizeye ihtiyaç var. O mucize ne zaman gerçekleşir, o anın parlak ışığını ne zaman görürüz bilen yok. Toplum boğucu bir çaresizlik, ümitsizlik ve şaşkınlık içinde. Gençler ölüyor, siyasetçiler nutuk atıyor. Korku ölümcül bir kasırga gibi cirit atıyor ortalıkta. Vicdanlar korkunun cenderesinde, gençlerin ölümüne karşı suskun.

Başka bir yorum yapmadan kamuoyunun ve tarihin tanıklığına sığınıyor ve İmralı'ya gitmek için hükümetten haber bekliyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.