1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Rize'de Çay Üreticilerinin Sesi Yükseldi.. Sömürüye Son, Adalet İstiyoruz!
Londra Konferansı'nda Demokratik Dönüşüm Vurgusu.. Hukuki Güvence İstendi!

Londra Konferansı'nda Demokratik Dönüşüm Vurgusu.. Hukuki Güvence İstendi!

Londra'da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı'nda Kürt meselesinin çözümü için demokratik dönüşüm vurgusu yapıldı.

A+A-

İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı'nda Kürt meselesi ve barış süreçleri ele alındı.

İki günlük konferansta farklı ülkelerin barış deneyimleri, demokratik siyaset, yerel yönetimler, kadınların katılımı ve hukuki güvenceler tartışıldı.

Konferansın oturumlarında kalıcı barış için toplumsal uzlaşı, demokratik dönüşüm, hakikat ve adalet ile hukuki güvencelerin gerekliliği vurgulandı.

FARKLI BARIŞ DENEYİMLERİ LONDRA'DA BULUŞTU

Centre for Kurdish Affairs tarafından Londra'da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı, farklı ülkelerdeki barış süreçleri ile Türkiye'deki Kürt meselesine ilişkin değerlendirmeleri aynı platformda buluşturdu.

İki gün süren konferansa Kürt siyasetçiler, parlamenterler, akademisyenler, araştırmacılar, gazeteciler, hukukçular ve farklı ülkelerdeki barış süreçleri üzerine çalışan isimler katıldı.

Konferans kapsamında Gültan Kışanak, DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Loughborough Üniversitesi CARA Araştırma Görevlisi Dr. Güneş Daşlı, gazeteci-yazar Ali Duran Topuz ve avukat-yazar Gürkan Çakıroğlu'nun yanı sıra Centre for Kurdish Affairs İletişim Danışmanı Hilal Seven de değerlendirmelerde bulundu.

Programda farklı ülkelerdeki barış süreçlerine ilişkin deneyimlerini aktaran isimler de yer aldı. Kolombiya, Güney Afrika, Kuzey İrlanda, Bask, Katalonya ve Güney Tirol gibi bölgelerde yaşanan süreçler üzerinden siyasi diyalog, silahsızlanma, yetki paylaşımı, demokratik katılım ve anayasal düzenlemeler tartışıldı.

Konferansın açılışında Centre for Kurdish Affairs Koordinatörü Nejla Ari de kalıcı barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sağlanamayacağını belirterek siyasi kurumlar, demokratik katılım, hukuki güvence ve toplumsal güvenin önemine dikkat çekti.

ULUSLARARASI BARIŞ SÜREÇLERİ MASAYA YATIRILDI

Konferansın ilk bölümünde Kolombiya ve Güney Afrika'nın yanı sıra Kuzey İrlanda ve diğer farklı çatışma çözümü deneyimleri ele alındı.

Kolombiya'daki 2016 Barış Anlaşması'nın müzakere sürecinde yer alan eski senatör Victoria Sandino da video mesajla konferansa katıldı.

Oturumlarda siyasi irade, müzakerenin aşamaları, güven inşası, uygulama mekanizmaları ve toplumsal meşruiyet başlıkları üzerinden farklı ülkelerin deneyimleri değerlendirildi.

Bask, Katalonya ve Güney Tirol deneyimlerinin ele alındığı oturumlarda ise özerklik, yetki devri, öz yönetim, siyasi tanınma, çatışma sonrası toplumsal barış ve halkın siyasi süreçlere katılımı tartışıldı.

Bu örneklerin Türkiye'deki süreç açısından hangi yönleriyle karşılaştırılabileceği ve hangi kurumsal mekanizmaların kalıcı barış açısından önem taşıdığı üzerinde duruldu.

konferans.webp

KÜRT MESELESİNİN DEMOKRATİK ÇÖZÜMÜ TARTIŞILDI

Konferansın Türkiye ve Kürt meselesine ayrılan bölümlerinde demokratik temsil, yerel yönetimler, sivil toplum, diaspora, kadınların katılımı, insan hakları, basın özgürlüğü ve toplumsal uzlaşı başlıkları ele alındı.

Gültan Kışanak, Kürt meselesinin çözümünde yalnızca iktidarla yürütülecek görüşmelerin yeterli olmayacağını, toplumun farklı kesimlerini kapsayan bir uzlaşının da oluşturulması gerektiğini söyledi.

Kadınların müzakere ve karar mekanizmalarında yer almasının önemine dikkat çeken Kışanak, kadınların sürecin yalnızca takipçisi değil, kararların oluşumunda yer alan aktörler olması gerektiğini ifade etti.

Kışanak, Kürt kadın hareketinin uzun süredir toplumsal ve siyasal alanda örgütlü biçimde yer aldığını belirterek eşit temsil ve kadınların karar mekanizmalarındaki varlığına dikkat çekti.

BARIŞ ANNELERİNE VURGU

Kışanak, çocuklarını kaybeden Barış Anneleri'nin barış talebini uzun yıllardır farklı alanlarda görünür kıldığını belirtti.

Geçmiş süreçlerde kadınların Türkiye'nin farklı yerlerinde barış noktaları oluşturduğunu ve barış talebinin toplumsallaşması için çalışmalar yürüttüğünü aktaran Kışanak, “Sadece Kürtlerin değil, herkesin barışa ihtiyacı var” dedi.

Kışanak, barış mücadelesinin yalnızca siyasi aktörlere bırakılmayacak kadar önemli olduğunu belirterek toplumsal çalışmaların ve diplomasi faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“SÜRECİN İZLEYİCİSİ DEĞİL ÖZNESİ OLMALIYIZ”

Gülistan Kılıç Koçyiğit ise Kürt meselesinin uzun geçmişine işaret ederek Ortadoğu ve dünyadaki gelişmelerle birlikte yeni bir döneme girildiğini söyledi.

Kılıç Koçyiğit, sürecin önündeki sorunlardan birinin Kürt meselesinin hâlâ güvenlik ve çatışma eksenli ele alınması olduğunu belirtti.

Çatışmaların sona ermesinin tek başına Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmeyeceğini ifade eden Kılıç Koçyiğit, silahların sustuğu ancak demokratik dönüşümün gerçekleşmediği bir tablonun kalıcı çözüm açısından yeterli olmayacağını söyledi.

Atılan adımların başlangıç niteliğinde olduğunu belirten Kılıç Koçyiğit, sürecin genişletilmesi ve toplumsallaştırılması gerektiğini ifade ederek toplumun sürecin izleyicisi değil öznesi olması gerektiğini vurguladı.

DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM VE HUKUKİ GÜVENCE

Kılıç Koçyiğit, devlet ve hükümet tarafından somut adımlar atılması gerektiğini belirterek kayyım uygulamaları, cezaevleri, yerel yönetimler, Terörle Mücadele Kanunu ile ceza ve infaz hukukuna ilişkin düzenlemelerin gündeme alınması gerektiğini söyledi.

Demokratik entegrasyon tartışmasına değinen Kılıç Koçyiğit, mevcut yapıya uyum sağlamanın yeterli olmayacağını belirterek demokratik dönüşüm ihtiyacına dikkat çekti.

Kılıç Koçyiğit, Kürtler, Aleviler, kadınlar ve farklı toplumsal kesimlerin kendi kimlikleri, inançları ve varlıklarıyla sürece katılabilmesi için mekanizmalar ve hukuki güvenceler oluşturulması gerektiğini ifade etti.

“Hiçbir hakkımızı lütuf olarak görmüyoruz. Normalde bize bahşedilecek bir şeylerden bahsetmiyoruz. Burada bir hak tartışması yürütüyoruz” diyen Kılıç Koçyiğit, hakların güvence altına alınması gerektiğini belirtti.

GEÇİŞ DÖNEMİ ADALETİ GÜNDEMDE

Dr. Güneş Daşlı, Kürt meselesi bağlamında geçiş dönemi adaletine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Daşlı, geçiş dönemi adaletinin yalnızca resmi bir çatışmanın sona ermesinin veya bir barış anlaşmasının imzalanmasının ardından gündeme alınmaması gerektiğini söyledi.

Resmi bir anlaşma bulunmadan da yerel aktörler üzerinden hakikat ve adalet çalışmalarının yürütülebileceğini belirten Daşlı, geçmişte yaşanan hak ihlallerinin ortaya çıkarılması ve mağdurların yaşadıklarının tanınmasının önemine dikkat çekti.

Zorla kaybetmeler ve Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan işkenceler gibi ihlallere ilişkin hakikatin ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Daşlı, benzer ihlallerin tekrarını önleyecek mekanizmaların oluşturulması gerektiğini söyledi.

Daşlı ayrıca geçmişle yüzleşme kapsamında askeri arşivlerin açılmasının da gündeme alınması gerektiğini belirtti.

YEREL YÖNETİMLER VE SİYASİ KATILIM

Konferans boyunca yerel yönetimler, yetki paylaşımı ve demokratik katılım başlıkları farklı ülke örnekleri üzerinden değerlendirildi.

Bask, Katalonya ve Güney Tirol gibi bölgelerde uygulanan farklı yetki paylaşımı modellerinin yanı sıra anayasal düzenlemeler ve yerel yönetimlerin barış süreçlerindeki rolü tartışıldı.

Oturumlarda barışın yalnızca siyasi aktörler arasında yapılacak bir anlaşmadan ibaret olmadığı, toplumsal katılımın ve uygulama mekanizmalarının da sürecin devamlılığı açısından önem taşıdığı görüşleri dile getirildi.

MEDYANIN SÜREÇTEKİ ROLÜ

Gazeteci-yazar Ali Duran Topuz, Kürt meselesine ilişkin tartışmalarda medyanın rolünü değerlendirdi.

Topuz, geçmişteki inkâr ve hukuksuzluk tartışmalarında medyanın etkisine dikkat çekerek özgür basının farklı toplumsal kesimlerin taleplerinin görünür hale gelmesindeki önemini vurguladı.

Topuz, gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin'in öldürülmesine de değinerek basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği konusundaki değerlendirmelerini aktardı.

SÜRECİN ÇATISI HUKUK DEVLETİ

Avukat-yazar Gürkan Çakıroğlu ise Ortadoğu'daki değişen dengeler ve Türkiye'de yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kendisini “Türk milliyetçisi” olarak tanımlayan Çakıroğlu, Abdullah Öcalan'ın çalışmalarını okumaya başladığını söyledi.

Çakıroğlu, barış ve umut hakkı bağlamında sürecin çatısının hukuk devleti olması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin yeni bir toplumsal sözleşme oluşturma imkânına dikkat çeken Çakıroğlu, “Biz ilk defa bir toplumsal sözleşmeyi yapma fırsatıyla karşı karşıyayız 1921'den sonra” dedi.

KONFERANSIN KAPANIŞINDA DEMOKRATİK ENTEGRASYON VURGUSU

Konferansın kapanış konuşmasını Centre for Kurdish Affairs İletişim Danışmanı Hilal Seven yaptı.

Seven, iki günlük konferansta ortaya çıkan değerlendirmeleri özetlerken Abdullah Öcalan'ın konferansa gönderdiği mesajın toplantıdaki tartışmaların temel referans noktalarından biri olduğunu söyledi.

Seven, mesajda silahların susması ile demokratik bir toplumun aktif biçimde inşa edilmesi arasında ayrım yapıldığını belirtti.

Abdullah Öcalan'ın “demokratik entegrasyon” yaklaşımına da değinen Seven, ortak kurumlara katılımın toplumların kimliklerini ve siyasal iradelerini koruyarak, asimilasyona dönüşmeden hangi koşullarda gerçekleştirilebileceği sorusunun konferansın temel tartışmalarından biri olduğunu ifade etti.

Hilal Seven, bir sonraki konferansta Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşmasını ve mesajını bizzat kendisinin vermesini umut ettiklerini Kürtçe olarak dile getirdi.

İki gün süren konferansın genelinde farklı ülkelerin barış deneyimleri ile Türkiye'deki Kürt meselesi arasında karşılaştırmalar yapılırken siyasi diyalog, demokratik katılım, kadınların süreçteki rolü, yerel yönetimler, hukuk devleti, hakikat ve adalet ile toplumsal uzlaşı başlıkları öne çıktı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.