
Kayıp Genç Kadın İçin Umut Arayışı Sürüyor.. Soruşturmada Yeni Noktalar İnceleniyor!
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi.
Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada son aylarda yaşanan gelişmeler, yıllardır kamuoyunun gündeminde olan dosyayı yeniden Türkiye’nin en çok konuşulan adli süreçlerinden biri haline getirdi.
Altı yılı aşkın süredir akıbeti bilinmeyen genç kadınla ilgili yürütülen soruşturma, yalnızca bir kayıp vakasının araştırılması olmaktan çıkarak çok sayıda şüpheliyi, kamu görevlisini ve geçmişteki soruşturma süreçlerini de kapsayan geniş bir dosyaya dönüştü.
ABD’de yakalanan firari şüpheli Umut Altaş’ın işaret ettiği bölgelerde yeni arama çalışmaları sürerken, soruşturma kapsamında gerçekleştirilen gözaltılar ve tutuklamalar da dikkat çekiyor.
TÜRKİYE’NİN HAFIZASINA KAZINAN KAYIP VAKA
Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kayboldu.
Güvenlik kameraları ve teknik incelemeler, genç kadının son olarak Sarısaltuk Viyadüğü çevresinde bulunduğunu ortaya koydu. Ancak günlerce süren arama çalışmalarına rağmen ne Gülistan Doku’ya ne de olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin kesin bir sonuca ulaşıldı.
İlk dönem soruşturmasında ağırlıklı olarak intihar ihtimali üzerinde durulurken, aile ve kamuoyunun önemli bir bölümü dosyada tüm ihtimallerin yeterince araştırılmadığını savundu. Bu nedenle dosya, yıllar boyunca hem hukuk çevrelerinde hem de kadın hakları örgütleri tarafından yakından takip edildi.
DOSYA NEDEN YENİDEN AÇILDI?
Soruşturmanın yeniden gündeme gelmesinin temel nedeni, yıllar içerisinde ortaya çıkan yeni iddialar, tanık anlatımları ve soruşturma sürecine ilişkin tartışmalar oldu.
Savcılık kaynaklarının değerlendirmelerine göre yalnızca Gülistan Doku’nun kayboluşuna ilişkin olay örgüsü değil, olay sonrasında yürütülen işlemler, delillerin değerlendirilme biçimi ve bazı idari süreçler de inceleme kapsamına alındı.
Bu nedenle soruşturma zaman içerisinde klasik bir kayıp dosyasından çıkarak çok katmanlı bir adli incelemeye dönüştü.
GÖZALTILAR VE TUTUKLAMALAR DOSYANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ
Son dönemde gerçekleştirilen operasyonlar soruşturmanın en dikkat çekici aşamalarından biri oldu.
Dosya kapsamında çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma sonucunda 15 şüpheli hakkında işlem yapılırken, bunlardan 12’si tutuklandı, 3 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Soruşturmanın bu aşamasında yalnızca olayın doğrudan tarafları değil, süreç içerisinde görev alan bazı kamu görevlileri ve soruşturmanın çeşitli aşamalarında sorumluluk üstlenen isimler de inceleme konusu oldu.
Bu gelişme, dosyanın artık sadece “Gülistan Doku’ya ne oldu?” sorusuna değil, “Olay sonrasında süreç doğru yönetildi mi?” sorusuna da cevap aradığını gösteriyor.
UMUT ALTAŞ’IN YAKALANMASI KRİTİK BİR KIRILMA NOKTASI OLDU
Dosyada uzun süredir firari durumda bulunan Umut Altaş hakkında Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılmıştı.
ABD’de yakalanan Altaş’ın Türkiye’ye iade süreci devam ederken, yakalanmadan önce yaptığı açıklamalar soruşturmada yeni bir başlık oluşturdu.
Altaş, Gülistan Doku’nun bulunabileceğini düşündüğü bazı bölgelerden söz ederek özellikle Munzur Üniversitesi çevresi, Aktuluk Mahallesi, Bayraktepe mevkii ve bazı boş alanların yeniden araştırılması gerektiğini öne sürdü.
Savcılık kaynakları bu beyanların tek başına delil niteliği taşımadığını ancak soruşturma kapsamında değerlendirmeye alındığını belirtiyor.
YENİ ARAMALARIN AMACI NE?
Bugün Tunceli’de yürütülen çalışmaların temel amacı, geçmiş yıllarda ulaşılamayan herhangi bir fiziki delilin bulunup bulunamayacağını ortaya çıkarmak.
Jandarma Arama Kurtarma ekipleri tarafından kullanılan yeraltı görüntüleme sistemleri sayesinde belirlenen alanlar üç boyutlu olarak taranıyor.
Kızılötesi sinyaller ve jeofizik analiz yöntemleriyle toprağın altındaki farklı yoğunluklar inceleniyor. Bu yöntemlerin özellikle uzun yıllar geçmiş olaylarda yeni veri elde edilmesine katkı sağlayabildiği belirtiliyor.
Aramaların Dinar Deresi, Munzur Üniversitesi çevresi ve Sarısaltuk Viyadüğü yakınlarında yoğunlaştırıldığı öğrenildi.
KADIN ÖRGÜTLERİ VE KAMUOYU DOSYAYI YAKINDAN İZLİYOR
Gülistan Doku dosyası yıllar içerisinde yalnızca bir kayıp vakası olarak değil, kadınların kaybolduğu veya şüpheli şekilde ortadan kaybolduğu olaylarda etkin soruşturma yürütülüp yürütülmediğine ilişkin tartışmaların da sembollerinden biri haline geldi.
Kadın örgütleri, hukukçular ve insan hakları savunucuları uzun süredir dosyanın aydınlatılması çağrısında bulunuyor.
Ailenin adalet mücadelesi de altı yılı aşkın süredir devam ederken, her yeni gelişme kamuoyunda geniş yankı uyandırıyor.
GÖZLER YENİ DELİLLERDE
Soruşturmanın mevcut aşamasında en kritik unsurun yeni deliller olduğu değerlendiriliyor. Uzmanlara göre hem ABD’deki iade sürecinin tamamlanması hem de Tunceli’de devam eden teknik aramalardan elde edilebilecek bulgular, dosyanın geleceğini doğrudan etkileyebilir.
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; Gülistan Doku soruşturması bugün yalnızca bir kayıp dosyası değil, aynı zamanda yıllardır cevap bekleyen soruların, adalet arayışının ve kamu vicdanında karşılık bulan bir toplumsal hafızanın parçası olarak görülüyor. Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında ortaya çıkacak her yeni delil, altı yılı aşkın süredir devam eden belirsizliğin sona ermesi açısından kritik önem taşıyor.








HABERE YORUM KAT