1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. ‘Çerkes Sürgünü’nün Hafızası Yaşatılıyor!
Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. ‘Çerkes Sürgünü’nün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. ‘Çerkes Sürgünü’nün Hafızası Yaşatılıyor!

21 Mayıs 1864’te simgeleşen Çerkes sürgünü ve kitlesel ölümler, 162. yılında Türkiye ve dünyanın birçok kentinde anılıyor.

A+A-

1864’te Çarlık Rusyası’nın Kafkasya politikaları sonucu yüz binlerce Çerkes anavatanından koparılarak Osmanlı topraklarına sürgün edildi.

Karadeniz kıyılarında başlayan zorunlu göçte açlık, salgın hastalık ve ağır koşullar nedeniyle binlerce kişi yaşamını yitirdi.

Aradan geçen 162 yıla rağmen Çerkes diasporası, sürgünün hafızasını anma törenleri ve kültürel çalışmalarla yaşatmayı sürdürüyor.

ÇERKES SÜRGÜNÜ

PolitiKARS’ın derlediği bilgilere göre; Kafkasya’dan Osmanlı limanlarına uzanan sürgün yollarında yaşanan insanlık dramı, kuşaklar boyunca aktarılan hafızanın parçası oldu. Bugün düzenlenen anma etkinliklerinde hem yaşamını yitirenler anılıyor hem de kültürel kimliğin korunması çağrıları yapılıyor.

21 Mayıs 1864 tarihi, Çerkes halkı açısından yalnızca bir savaşın sonu değil; sürgün, kitlesel ölüm ve parçalanmış bir hafızanın başlangıcı olarak kabul ediliyor. Çarlık Rusyası’nın Kafkasya’daki yayılmacı politikaları sonucunda yüz binlerce Çerkes, yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan koparılarak Osmanlı coğrafyasına sürgün edildi. Aradan geçen 162 yıla rağmen, yaşananların acısı hem Kafkasya’da hem de dünyanın farklı ülkelerine yayılan diasporada canlılığını koruyor.

Tarihsel kaynaklara göre Rus-Çerkes savaşlarının kökeni 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Çarlık Rusyası’nın Karadeniz’e inme ve Kafkasya’yı kontrol altına alma stratejisi, bölgede yaşayan yerli halklarla uzun yıllar süren çatışmaları beraberinde getirdi. 18. ve 19. yüzyıllarda yoğunlaşan askeri operasyonlar sırasında Çerkes köyleri yakıldı, tarım alanları tahrip edildi ve halk sistematik biçimde göçe zorlandı.

21 Mayıs 1864’te Soçi yakınlarındaki Kbaada bölgesinde yaşanan son büyük çatışmanın ardından Çerkes direnişi büyük ölçüde kırıldı. Bu tarihten sonra Karadeniz kıyılarında toplanan yüz binlerce kişi, Osmanlı limanlarına gönderilmek üzere gemilere bindirildi. Tarihsel anlatımlarda, kıyılarda günlerce aç ve susuz bekleyen insanların salgın hastalıklarla mücadele ettiği, çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

SÜRGÜN YOLLARINDA YAŞANAN DRAM

Araştırmacılar, sürgünün yalnızca zorunlu göç değil, aynı zamanda büyük bir insani felaket olduğunu belirtiyor. Trabzon, Samsun ve İstanbul başta olmak üzere Osmanlı limanlarına ulaşmaya çalışan Çerkeslerin önemli bölümünün yolculuk sırasında yaşamını yitirdiği ifade ediliyor. Bazı kaynaklarda sürgün edilen nüfusun üçte birine yakınının açlık, tifüs ve çiçek hastalığı nedeniyle öldüğü aktarılıyor.

Dönemin tanıkları tarafından aktarılan ifadeler, yaşanan trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor. Karadeniz kıyılarında üst üste dizilen cesetler, gemilerde salgın hastalıklarla yaşam mücadelesi veren aileler ve parçalanan topluluklar, sürgünün hafızalarda en çok yer eden görüntüleri arasında gösteriliyor.

Sürgünden sağ kurtulan Çerkesler ise Anadolu’dan Balkanlar’a, Ortadoğu’dan Ürdün ve Suriye’ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada iskân edildi. Osmanlı yönetimi, Çerkes nüfusunu çoğunlukla stratejik bölgelerde toplu halde yerleştirdi. Düzce, Sakarya, Bursa, Balıkesir, Kayseri ve Sivas hattı başta olmak üzere birçok bölgede yeni Çerkes yerleşimleri oluştu.

KİMLİK, HAFIZA VE ASİMİLASYON TARTIŞMALARI

Sürgün sonrasında Çerkes toplumu yalnızca yeni bir coğrafyada yaşam kurma mücadelesi vermedi; aynı zamanda dilini, kültürünü ve toplumsal yapısını koruma çabası içine girdi. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren uygulanan bazı politikaların Çerkes kimliği üzerinde derin etkiler bıraktığı yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Dil kullanımına yönelik baskılar, kültürel faaliyetlerin sınırlandırılması ve asimilasyon politikaları, özellikle yaşlı kuşakların hafızasında önemli yer tutuyor. Çerkes toplumunun uzun yıllar boyunca kültürel kimliğini daha çok aile ve dernek yapıları içinde korumaya çalıştığı ifade ediliyor.

1908’de II. Meşrutiyet döneminde kurulan Çerkes örgütlenmeleri ve yayın faaliyetleri, kimlik mücadelesinin erken örnekleri arasında gösteriliyor. 1950’li yıllardan itibaren ise dernekleşme çalışmaları yeniden hız kazandı. Özellikle 1990’lı yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin (SSCB) dağılmasıyla birlikte diaspora ile Kafkasya arasındaki ilişkiler yeniden güçlendi.

SOÇİ SÜRECİYLE DÜNYA GÜNDEMİNE TAŞINDI

2006 yılında Rusya’nın Soçi Kış Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacağının açıklanması, Çerkes sürgününün uluslararası alanda yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Çerkes diasporası tarafından başlatılan “No Soçi” kampanyalarıyla birlikte, 1864 yılında yaşananların dünya kamuoyuna anlatılması hedeflendi.

İstanbul, Ankara, New York, Amman ve Avrupa’nın birçok kentinde düzenlenen protestolar ve anma etkinlikleriyle sürgün hafızası uluslararası platformlara taşındı. Sosyal medyanın etkisiyle birlikte özellikle genç kuşak Çerkesler arasında kimlik, anavatan ve kültürel hafıza tartışmaları daha görünür hale geldi.

BABALI SAHİLİ’NDE HAFIZA CANLANDI

Bu yıl da 21 Mayıs anmaları kapsamında Türkiye’nin birçok kentinde etkinlikler düzenlendi. Kocaeli’nin Kandıra ilçesindeki Babalı Sahili’nde gerçekleştirilen anma programı, en dikkat çeken buluşmalardan biri oldu.

Kocaeli Kafkas Kültür Derneği öncülüğünde düzenlenen etkinliklerde yurttaşlar, sürgünde yaşamını yitirenler için Karadeniz’e karanfiller bıraktı. Meşaleli yürüyüş ve geleneksel Nart ateşinin yakıldığı programda, sürgünün kuşaklar boyunca taşınan acısına dikkat çekildi.

Etkinliklerde konuşan katılımcılar, Babalı Sahili’nin Çerkes toplumu açısından sembolik bir anlam taşıdığını belirterek, bu kıyıların sürgünden sağ kurtulanların karaya ilk ulaştığı noktalardan biri olduğunu ifade etti.

KAYSERİ’DE YÜRÜYÜŞ VE ANMA PROGRAMI

Kayseri’de de Çerkes sürgünü ve soykırımının 162. yılı nedeniyle yürüyüş düzenlendi. Kayseri Kafkas Derneği tarafından organize edilen etkinlikte yurttaşlar, pankartlar ve görseller eşliğinde Kadir Has Kongre Merkezi’ne kadar yürüdü.

..

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Çerkes Soykırımının 162. Yıldönümü Anıldı

Programda yapılan konuşmalarda, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiği vurgulanırken, kültürel kimliğin korunmasının önemine dikkat çekildi. Katılımcılar, Çerkes toplumunun hafızasında sürgünün yalnızca tarihsel bir olay değil, kuşaklar boyunca taşınan ortak bir acı olarak yaşamaya devam ettiğini ifade etti.

Bugün dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan milyonlarca Çerkes için 21 Mayıs, yalnızca bir anma günü değil; kaybedilen toprakların, parçalanan ailelerin ve korunmaya çalışılan kültürel hafızanın sembolü olarak görülüyor.

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

Karadeniz’den Dünyaya Uzanan Acı.. Çerkes Sürgününün Hafızası Yaşatılıyor!

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.