1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. HDP'den Meclis Çalışmalarını Durdurma Kararı
HDP'den Meclis Çalışmalarını Durdurma Kararı

HDP'den Meclis Çalışmalarını Durdurma Kararı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis çalışmalarını durdurduğunu duyurdu.

A+A-

Diyarbakır’da yapılan Merkez Yürütme Kurulu ve partinin Meclis grubunun ortak toplantısının ardından, HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen’in konuşmacı olduğu bir basın açıklaması yapıldı.

Bilgen, partisinin aldığı kararı, “Meclis grubumuz ve MYK’mız ile yaptığımız tartışmalar sonucunda demokratik siyaset tarihimizin en kapsamlı ve karanlık saldırısı sonunda yasama organındaki çalışmalarımızı durdurmaya ve bir kez daha halklarımızla buluşma kararı aldık. Önümüzdeki günlerde ev ev, mahalle mahalle, köy köy, ilçe ilçe, il il dolaşarak halkımızın öneri ve şikayetlerini dinleyeceğiz” diyerek açıkladı.

“Kayyum cumhuriyeti karşısında demokratik cumhuriyeti birlikte büyüteceğiz” diyen Bilgen, HDP’nin tüm bileşenlerini ve demokratik siyasetin tüm unsurlarını ortak çalışmaya çağırdı.

Uluslararası kamuoyuna çağrı

Bilgen sözlerine şöyle devam etti: “İktidar barış isteyeni, demokrasi, özgürlük, adalet diyeni veya eş genel başkanlarımızı hapse atabilir, şiddet kullanarak kendi varlığını sürdürmeyi düşünebilir. Ama bu bizi demokratik siyaset mücadelemizden döndüremez. Ülkeyi bir buçuk yıldır yangın yerine dönüştüren Erdoğan ve AKP hükümeti, Türk tipi başkanlık rejimini gerçekleştirmek için binlerce insanın ölmesine, yaralanmasına, evinden olmasına, işsiz kalmasına, kutuplaşmanın büyümesine neden olmuştur. Türk tipi başkanlık adı altında topluma önerilen sistem tek adamlık, faşizm demektir. Savaş, baskı, huzursuzluk, zulüm demektir.”

Bilgen, dünyadaki tüm demokratik kuruluşlara da politik tutum geliştirme çağrısı yaparak, “Erdoğan’ın tehditlerine boyun eğmeyin. Çünkü adım adım evrensel insan haklarının yok sayıldığı totaliter rejime sürüklüyor. Buna dur denmemesi Avrupa ve bölge halklarına da tehdittir” dedi.

‘Demokrasiden yana olanların tercihlerini netleştirmesini istiyoruz’

Bilgen, gazetecilerin sorularına da şu yanıtı verdi: “Türkiye iç savaşa sürüklenirken açık faşizm ortamında teknik tartışma yapacak halimiz yok. Bundan sonrasıyla ilgili karar halkımızındır. Bu ülkede parlamento gerçekten bir anlam ifade ediyor mu, yasama organının bir işlevi var mı, fiili olarak başkanlığa geçtiğini söyleyen cumhurbaşkanı anayasal suç işliyorken bu teknik tartışmaları yapmanın bir anlamı var mı, buna halk karar verecek. Nerede olacağımıza, ne kadar olacağımıza halkla birlikte karar vereceğiz. Bu bir ülkenin kaderidir, Türkiye bir dönüm noktasındadır. Bu kritik kararı halkımızla birlikte alacağız. Önce bizim kararımızın ülke ve dünya için ne anlama geleceğini görmek istiyoruz. Ve bundan sonrasıyla ilgili seyri, yaklaşımı, Cumhurbaşkanı’nın tavrını görmek istiyoruz. Bundan sonra bizim gündemimizde halkla tartışmak var. Türkiye’de de demokrasiden birlikten yana olanların tercihlerini, tutumlarını netleştirmesini istiyoruz.” 

Açıklamanın tam metni

HDP Merkez Yürütme Kurulu ve HDP Meclis Grubu imzasıyla yapılan ‘Mutlaka kazanacağız’ başlıklı açıklamanın tam metni şöyle:

“Sözlerimize başlarken, 4 Kasım günü Diyarbakır’da yapılan bombalı saldırıyı kınıyor, yaşamını yitirenlere rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

Yine 4 Kasım günü ve öncesinde rehin alınmış olan Eş Genel Başkanlarımızı, vekillerimizi ve bütün seçilmiş belediye eşbaşkanlarımızı ve yöneticilerimizi saygıyla selamlıyoruz. Onların onurlu ve dik duruşlarının, biat etmez ve boyun eğmez tutumlarının arkasındayız. Baskı, zulüm, yok sayma ve faşizm karşısındaki duruşları Kürt halkı başta olmak üzere bütün Türkiye halklarına büyük bir moral kaynağı olmuş, mücadele azmini ve kararlılığını perçinlemektedir. 

1. Bugün Erdoğan-AKP iktidarı, demokratik siyasete ve demokratik muhalefete yönelik ağır saldırıları ile demokratik siyasi kazanımları gasp etmeyi, oluşmuş bütün kurum ve kuruluşlarımızı tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Bu hedefte sadece HDP’ye oy vermiş olan 6 milyondan fazla insanımızın siyasi iradesi değil, demokrasi, özgürlük, eşitlik, emeğin hakları, kadın özgürlüğü ve adalet mücadelesini sürdüren, vicdan sahibi ve demokrat milyonlarca yurttaşımız da vardır.

Önce milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıran, daha sonra 15 Temmuz darbe girişimini bir fırsat olarak değerlendirip OHAL ve KHK’lerle ülkeyi yöneten ve kendi darbesini sürdüren Erdoğan-AKP iktidarı, Meclis’i de işlevsizleştirerek Türkiye’yi bir ‘Kayyum Cumhuriyeti’ haline getirmektedir. Son olarak halkın tercihlerine ve iradesine zerre kadar saygı duymadığını, Eş Genel Başkanlarımız dahil 9 vekil arkadaşımızı tutuklayarak açıkça göstermektedir. Ankara’da Genel Merkez binamızın abluka altına alınması, parti yöneticilerimizin ve üyelerimizin içeriye girişinin halen engelleniyor olması da demokratik siyasete bakışlarını ortaya koymaktadır. 

2. Meclis Grubumuz ve Merkez Yürütme Kurulumuz ile birlikte yaptığımız tartışmalar sonucunda, demokratik siyaset tarihimizin bu en kapsamlı ve karanlık saldırısı karşısında, yasama organındaki çalışmalarımızı durdurmaya ve bir kez daha halklarımızla buluşmaya karar verdik. 

Önümüzdeki günlerde ev ev, mahalle mahalle, köy köy, ilçe ilçe, il il dolaşarak halkımızın şikayet ve önerilerini dinleyeceğiz. Bileşenlerimizle, bütün ittifak güçlerimizle, kurum ve kuruluşlarımızla, demokrasi, barış ve emek güçleriyle, sivil toplum örgütleriyle, sendika ve meslek birlikleriyle, inanç gruplarıyla, kadın, gençlik, çevre ve ekoloji hareketleriyle tartışarak önerilerini alacağız. 

Tüm bu istişarelerin sonunda, yapılan önerileri değerlendirerek sonuçları kamuoyu ile paylaşacağız. Sadece paylaşmakla kalmayacak, ortaya çıkan öneriler doğrultusunda geleceği birlikte örmek için adımlar atacağız.‘Kayyum Cumhuriyeti’ karşısında ‘Demokratik Cumhuriyet’mücadelesini büyüteceğiz. 

3. HDP, bütün kurum ve kuruluşları, ittifakları, bileşenleri, Eş Genel Başkanları, vekilleri, üye ve örgütleriyle Türkiye’deki demokratik siyasetin ve demokratik muhalefetin var olmasının ve gelişmesinin güvencesidir. Barış ve çözüm, demokrasi ve özgürlük, adalet ve eşitlik için mücadele eden arkadaşlarımızın hapse atılarak rehin alınmaları asla bizim bu ilkesel duruşumuzu değiştiremez. Demokratik siyaset alanındaki mücadelemizden geri adım attıramaz. 

Türkiye’deki halkların, inançların, kültürlerin eşit ve bir arada barış içinde yaşamasının yolu, HDP’nin ve ittifaklarının var olması ve güçlenmesidir. İktidar barış isteyeni, demokrasi, adalet ve özgürlük diyeni veya Eş Genel Başkanlarımızı hapse atabilir, şiddet kullanarak kendi varlığını sürdürmeyi öngörebilir, ama bu bizi demokratik siyaset mücadelemizden döndüremez. 

Ülkeyi 1,5 yıldır büyük bir yangın yerine çevirmiş olan Erdoğan-AKP iktidarı, ‘Türk tipi başkanlık rejimi’ni gerçekleştirmek için binlerce insanın ölmesine, yaralanmasına, evinden barkından olmasına, işsiz kalmasına, toplumdaki gerginlik ve kutuplaşmanın büyümesine neden olmuştur. Çok açık ve net bir şekilde bir kez daha vurguluyoruz ki, ‘Türk tipi başkanlık’ adı altında topluma sunulan ‘tek adam yönetimi’ faşizm demektir, savaş, baskı, huzursuzluk ve zulüm demektir. 

4. Dünyanın bütün ülkelerindeki demokrasi güçlerine, demokratik kurumlara ve kuruluşlara, parlamentolara, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına buradan çağrı yapıyoruz: Evrensel insan hakları ve demokratik hukuk ilkelerine bağlı kalınması için sesinizi yükseltin, politik tutum geliştirin, Erdoğan’ın tehditlerine boyun eğmeyin. Çünkü Erdoğan-AKP iktidarı, Türkiye’yi adım adım evrensel insan haklarının yok sayıldığı, uluslararası demokratik anlaşmaların ihlal edildiği bir totaliter rejime sürüklüyor. Buna dur denmemesi bütün bölge ülkeleri ve Avrupa halkları için de büyük bir tehdittir. 

Türkiye demokrasi, emek ve barış güçlerine, Erdoğan-AKP iktidarının baskılarından ve adaletsizliklerinden bunalan vicdan sahibi tüm yurttaşlarımıza, sesleniyoruz: Çağrımız sadece HDP’yle dayanışma çağrısı değildir. Çağrımız özgürlük, eşitlik, demokratik laiklik ve adalet için çaba harcayanlara ve bu özlemler için bedel ödeyenlere birlikte ve ortak mücadele çağrısıdır. 

Biliyoruz ki, ortak özlemlerimizin toplumsal meşruiyeti ve haklılığı son derece yüksektir. O nedenle demokratik siyasete ve demokratik muhalefete, Türkiye’nin farklı halklarının, inançlarının, kültürlerinin ve kadın özgürlük hareketinin demokratik kazanımlarına yönelen 4 Kasım darbesi karşısında mücadelemizi bütün demokrasi ve barış güçleri ile birlikte geliştirme kararlılığındayız. 

Bu gidişe ve uygulamalara boyun eğmeyeceğiz, diktatörlük karşısında demokrasi önerilerimizi yaygınlaştıracağız. Unutmayalım ki, bizler hepimiz Türkiye’nin umuduyuz, demokrasi ve özgürlük ışığıyız. Bu umudu ve ışığı hep birlikte büyüteceğiz. 

MUTLAKA KAZANACAĞIZ…”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.