
Fon Krizi Sürerken Faiz İndi.. TCMB Politika Faizini Yüzde 36’ya Çekti!
TCMB, fon krizi tartışmaları sürerken politika faizini 100 baz puan indirip yüzde 37’den yüzde 36’ya çekti; karar bugün açıklandı.
TCMB, politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37’den yüzde 36’ya çekti; fon soruşturmasında yeni gözaltılar da gündeme geldi.
TBMM Genel Kurulu’nda fon tasfiyesine ilişkin kanun teklifinin ilk beş maddesi kabul edildi; teklifin tamamı ise henüz yasalaşmadı.
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre, soruşturmada şirket payları ve bazı şüphelilerin mal varlıkları inceleniyor.
MERKEZ BANKASI POLİTİKA FAİZİNİ YÜZDE 36’YA İNDİRDİ
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, 22 Ekim 2026 tarihli toplantısında bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdi. Böylece politika faizinde 100 baz puanlık düşüşe gidildi.
Kurul, gecelik vadede borç verme faizini yüzde 40’tan yüzde 39’a, borçlanma faizini ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e çekti.
Karar metninde, son dönem enflasyon verilerinin ana eğilimdeki gerilemeyi desteklediği belirtildi. Enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu vurgulanırken, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma yaşanması halinde para politikasının yeniden sıkılaştırılabileceği bildirildi.
Faiz indirimi, sermaye piyasalarında fon tasfiyeleri ve soruşturmaların gündemde olduğu bir dönemde geldi. Ancak TCMB’nin faiz kararı ile fon soruşturmaları arasında doğrudan bağlantı kuran resmî bir açıklama bulunmuyor.
FON TASFİYESİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİNİN İLK BEŞ MADDESİ KABUL EDİLDİ
TBMM Genel Kurulu’nda 22 Ekim’de görüşülen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin ilk beş maddesi kabul edildi. Genel Kurulda görüşmeler sırasında maddeler üzerinde önergeler verildi ve teklifin kapsamına ilişkin düzenlemeler ele alındı. Oturum, beşinci maddenin kabul edilmesinin ardından ara verilerek kapatıldı. Bu aşamada teklifin tamamının kabul edilip yasalaştığı söylenemez.
Teklif, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve düzenlemenin yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış fonları kapsıyor. Amaç, fonların tasfiye sürecinin daha açık ve denetlenebilir yürütülmesi, fon mal varlığından hukuka aykırı biçimde çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve kayıpların sorumlulardan tahsil edilerek yatırımcılara ödenmesi.
Kabul edilen maddelere göre tasfiye işlemleri SPK’nin gözetim ve denetiminde, görevlendirilen kuruluşlar tarafından yürütülecek. Fon varlıklarının belirlenmesi ve nakde çevrilmesi, değerleme, fon pay sahipliğinin tespiti, ara ve nihai ödemeler ile dağıtım sırasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi de SPK’de olacak.
Teklifte, borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığı veya tasfiyeyi geciktirdiği belirlenen durumlarda farklı satış yöntemlerinin kullanılabilmesine yönelik düzenlemeler de bulunuyor. Amaç, tasfiye sırasında fon varlıklarından mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi ve yatırımcıların ortak menfaatlerinin korunması.
BLOKE EDİLEN SATIŞ TALİMATLARI DA GÜNDEMDE
Genel Kurulda kabul edilen önergeyle, 17 Eylül 2026 ve öncesinde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) iletilmesine rağmen fonun temerrüde düşmesi veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen bazı talimatların da tasfiye kapsamındaki pay sahipliği değerlendirmesine dahil edilmesi öngörüldü.
Bu düzenleme, satış talimatı vermiş ancak işlemi tamamlanmamış ve payları bloke edilmiş yatırımcıların hukuki durumunu açıklığa kavuşturmayı amaçlıyor. Teklifin ilgili hükümleri, bu kişilerin belirlenen koşullar altında fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye sürecine dahil edilmesini öngörüyor.
Meclisteki görüşmelerde yatırımcıların ne kadar ödeme alacağı, işlemleri tamamlanmayan kişilerin haklarının nasıl korunacağı ve fon varlıklarının nasıl değerlendirileceği konusunda farklı görüşler dile getirildi. Teklifin kabul edilen maddeleri, tasfiye ve geri kazanım süreçlerinin yürütülmesine ilişkin çerçeveyi belirliyor; yatırımcıların alacaklarının tamamının karşılanacağını ise tek başına garanti etmiyor.
131 FONUN TASFİYE SÜRECİ
Fon krizine ilişkin Meclis görüşmelerinde, başlangıçta tasfiye sürecine alınan fonların sayısı ve yatırımcılara yapılan ödemeler hakkında da bilgi verildi. Genel Kurulda aktarılan verilere göre, 30 Eylül 2026 tarihli SPK kararı çerçevesinde 66 fonun tasfiye işlemleri tamamlandı ve 45 bin 747 kişiye toplam 40,8 milyar lira ödeme yapıldı. Tasfiye sürecindeki fon sayısının ise 131’den 65’e gerilediği belirtildi.
Bu veriler, fonların tamamında tasfiyenin aynı aşamada olmadığını gösteriyor. Fonların varlık yapısı, pay sahiplerinin durumu ve nakde çevrilebilen varlıkların miktarı, ödemelerin kapsamını ve zamanlamasını etkiliyor.
Teklifte, tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlardan zorunlu yönetim ve tasfiye giderlerinin düşülmesi, kalan tutarların fon mal varlığına dahil edilmesi öngörülüyor. Tasfiye tamamlandıktan sonra tahsil edilen tutarların ise mükerrer ödeme yapılmasını önleyecek şekilde geri kazanım hesabına aktarılması düzenleniyor.
FON SORUŞTURMASINDA BEŞ YENİ GÖZALTI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü sermaye piyasası soruşturmasında 22 Ekim’de beş kişi daha gözaltına alındı. Anadolu Ajansının aktardığı bilgilere göre, Ertan Aydın, Seda Tarım Kocabalkan, Abdullah Dal, Hakan Eryılmaz ve Fahri Uğur gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.
Soruşturma kapsamında daha önce hakkında gözaltı kararı verilen 31 şüpheliden 26’sının yakalandığı, emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi. Altınbaş Holding’in sahibi Nusret Altınbaş’ın da aralarında bulunduğu beş şüphelinin ise arandığı aktarıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın SPK tarafından iletilen raporlar ve yazılı başvurular doğrultusunda yürütüldüğünü bildirdi. İncelemeler, bazı şirketlerin paylarında gerçekleştirilen işlemler ve bu işlemlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen kişiler üzerinde yoğunlaşıyor.
DÖRT ŞİRKETİN PAYLARI İNCELENİYOR
Soruşturma kapsamında payları incelenen şirketler arasında Işıklar Enerji ve Yapı Holding AŞ, Vişne Madencilik Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ, Odine Solutions Teknoloji Ticaret ve Sanayi AŞ ile Tera Finansal Yatırımlar Holding AŞ bulunuyor.
Şirket paylarına ilişkin işlemler, SPK raporları doğrultusunda soruşturmaya konu edildi. Ancak bir şirketin paylarının incelenmesi, şirketin tamamına el konulduğu veya faaliyetlerinin durdurulduğu anlamına gelmiyor. Herhangi bir şirkete yönelik el koyma ya da yönetim devri iddiası, ilgili kararın kapsamı ve tarihiyle birlikte ayrıca doğrulanmalı.
Soruşturmanın temelinde, sermaye piyasası işlemlerinin mevzuata uygunluğu ve şüphelilerin bu işlemlerle bağlantılarının belirlenmesi bulunuyor.
BAZI ŞÜPHELİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU
Fon soruşturması kapsamında bazı kişilerin banka hesapları, şirket ortaklık payları, araçları ve taşınmazları hakkında el koyma kararları verildi. Cumhuriyet gazetesinin aktardığına göre, Abdullah Yusuf Yarız, Cihan Sütşurup, Melis Sandal, Jeremy Etienne Debost, İsmet Öğüt ve Hasan Peker’in mal varlıklarına ilişkin tedbir kararı İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından onandı.
Karar kapsamındaki varlıklar arasında vadeli ve vadesiz banka hesapları, elektronik para kuruluşlarındaki varlıklar, şirket payları, araçlar ve bazı taşınmazlar yer aldı. Tedbirlerin kapsamı, kararda belirtilen kişi ve varlıklarla sınırlı.
El koyma kararı, soruşturma süresince belirli varlıkların devrini veya kullanımını sınırlayan bir yargı tedbiri niteliği taşıyor. Bu karar tek başına suçluluğun kesinleştiği anlamına gelmiyor.
TUTUKLAMALAR VE ADLİ KONTROL KARARLARI
Adalet Bakanı Akın Gürlek, daha önce fon soruşturmaları kapsamında 217 kişi hakkında işlem yapıldığını, 56 kişinin tutuklandığını ve 88 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını açıklamıştı. Bu sayılar, açıklamanın yapıldığı tarihteki durumu yansıtıyor; 22 Ekim’deki yeni gözaltılarla birlikte güncel toplamın aynı kaldığı varsayılamaz.
Soruşturmalarda şüphelilerin para hareketleri, işlem geçmişleri ve şirket bağlantıları inceleniyor. Gözaltı, tutuklama ve adli kontrol kararları farklı hukuki işlemler olduğundan, bunların birbirinin yerine kullanılması doğru değil.
TMSF’YE DEVİR İŞLEMLERİ AYRI BİR SÜREÇ
Fon krizine ilişkin haberlerde bazı finans kuruluşlarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmesine yönelik işlemler de yer aldı. Ancak TMSF’ye devir, bir fonun tasfiyesinden veya şüphelilerin kişisel mal varlığına el konulmasından farklı bir idari işlemdir.
Bir finans kuruluşunun TMSF’ye devredildiği ya da yönetiminin değiştiği bilgisi, ilgili kurumun resmî kararıyla birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle kuruluşlar hakkında alınan kararların kapsamı, yürürlük durumu ve tarihi ayrı ayrı belirtilmelidir.
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre, fon krizine ilişkin süreçte Meclisteki düzenleme çalışmaları, SPK’nin tasfiye işlemleri ve savcılığın adli soruşturması birbirinden ayrı başlıklarda ilerliyor. TBMM Genel Kurulunda teklifin ilk beş maddesi kabul edilirken, 22 Ekim itibarıyla teklifin tamamının yasalaştığına ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmuyor.








HABERE YORUM KAT