1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. ‘ABD-İran Hattı’nda Diplomasi Belirsiz.. Hürmüz’de Tanker Saldırısı Petrolü Yükseltti!
‘ABD-İran Hattı’nda Diplomasi Belirsiz.. Hürmüz’de Tanker Saldırısı Petrolü Yükseltti!

‘ABD-İran Hattı’nda Diplomasi Belirsiz.. Hürmüz’de Tanker Saldırısı Petrolü Yükseltti!

UKMTO, Hürmüz Boğazı’nda bir tankerin küçük bir tekneden yerleştirilen patlayıcılarla vurulduğunu bildirdi; saldırının sorumlusu henüz belirlenmedi.

A+A-

UKMTO, Hürmüz Boğazı’nda bir tankerin küçük bir tekneden yerleştirilen patlayıcılarla vurulduğunu bildirdi; saldırının sorumlusu henüz belirlenmedi.

Husiler, Suudi Arabistan’daki bazı petrol tesislerini hedef aldıklarını duyurdu; Riyad ise ülkeye yönelen bir füzenin daha önlendiğini açıkladı.

JD Vance’in Tahran’a ilettiği mektuba İran henüz yanıt vermedi; taraflar, abluka, yaptırımlar ve nükleer program konusunda uzlaşabilmiş değil.

30 Ekim Cuma sabahı itibarıyla Ortadoğu’da İran savaşı sekizinci ayına girerken askeri gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı, Yemen’deki çatışmalar ve diplomatik çözüm arayışları gündemin ana başlıklarını oluşturuyor. ABD ile İran arasında yeni temas ihtimali bulunmasına rağmen tarafların koşulları arasında uzlaşma sağlanmış değil. Petrol fiyatları yükselişini sürdürürken savaşın çevresel, ekonomik ve insani sonuçları da genişliyor.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA YENİ TANKER SALDIRISI

PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; Hürmüz Boğazı çevresinde ticari gemilere yönelik saldırılar, enerji taşımacılığının güvenliğini tehdit etmeyi sürdürüyor.

Reuters’ın 30 Ekim tarihli haberine göre Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO), Hürmüz Boğazı’nda seyreden bir tankerin küçük bir tekneden yerleştirilen patlayıcılarla hedef alındığını bildirdi. Saldırının sorumluluğu henüz belirlenmedi. Olay, İran ile ABD arasındaki deniz ablukası ve karşılıklı askeri tehditlerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

İran devlet televizyonu ise Devrim Muhafızları kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Hürmüz’deki yetkisiz güzergâhtan geçmeye çalışan üç petrol tankerinin mayınlara çarparak yangın çıkardığını duyurdu. Gemilerin kimlikleri ve mürettebatın durumu konusunda ayrıntı verilmedi. Associated Press, üç geminin mayınlara çarptığı iddiasını bağımsız kaynaklardan doğrulayamadığını açıkladı.

İran ayrıca Hürmüz yakınlarında bir ABD keşif insansız hava aracını ele geçirdiğini ileri sürdü. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise bu iddiayı reddetti. Böylece deniz güvenliği ve elektronik harp alanında tarafların karşılıklı açıklamaları da askeri gerilimin bir parçası haline geldi.

Hürmüz’deki saldırıların etkisi yalnızca gemilerin geçiş güvenliğiyle sınırlı kalmıyor. Petrol sızıntıları, kıyı ekosistemleri ve deniz canlıları açısından da yeni sorunlar oluşturuyor.

ABD-İRAN DİPLOMASİSİNDE YENİ TEMAS ARAYIŞI

ABD ile İran arasındaki diplomatik kanalda yeni bir girişim gündeme geldi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’ye bir mektup ilettiği bildirildi.

Reuters’ın 29 Ekim tarihli haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Vance’in İran’a gönderdiği mesajın temel amacının ülkeye tıbbi malzeme ulaştırılmasına yardımcı olmak olduğunu açıkladı. Ancak ABD basınında yer alan haberlerde mektubun, kapsamlı barış görüşmelerini yeniden başlatmaya yönelik bir girişim olduğu ileri sürüldü.

İran’ın yarı resmî Tasnim Haber Ajansı, Tahran yönetiminin mektubu aldığını ancak henüz yanıt vermediğini bildirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise ilerleme sağlanabilmesi için Tahran’ın daha önce açıkladığı yedi koşulun karşılanması gerektiğini belirtti.

İRAN’IN YEDİ KOŞULU

Tahran’ın diplomatik çözüm için öne çıkardığı taleplerin başında şunlar bulunuyor:

  • ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırması.
  • İran petrolünün ihracatına yönelik yaptırımların sona erdirilmesi.
  • Bölgedeki bütün cephelerde askeri faaliyetlerin durdurulması.
  • Hürmüz Boğazı’nda güvenli deniz geçişinin sağlanması.
  • İran’ın ekonomik ve siyasi egemenliğine ilişkin güvencelerin oluşturulması.

İran’ın taleplerine karşılık Washington, nükleer program konusunda kapsamlı güvenceler istiyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde önemli bir azaltıma gitmesi gerektiğini savunuyor.

Katar’ın arabuluculuğunda hazırlanan yeni anlaşma taslağı da Tahran tarafından yeterli bulunmadı. İranlı bir yetkili, Katar’ın sunduğu metnin kabul edilebilir bir anlaşma önerisi niteliği taşımadığını belirtti.

ABD’deki 3 Kasım ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimalinin de diplomatik çevrelerde gündemde olduğu bildiriliyor. Associated Press’in aktardığı diplomatik değerlendirmelere göre Washington, bölgedeki müttefiklerine olası yeni askeri gelişmelere karşı hazırlıklı olmaları mesajını verdi. Ancak yeni bir saldırı için kesinleşmiş bir karar açıklandı değil.

TÜRKİYE’NİN DİPLOMASİ VE SAVUNMA GÜNDEMİ

Türkiye, İran savaşı ve Körfez’deki çatışmaların genişlemesini önlemeye yönelik diplomatik girişimlerini sürdürüyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 23 Ekim’de İstanbul’da gerçekleştirilen R4 ve R4+E3 dışişleri bakanları toplantılarının ardından yaptığı açıklamada, İran’a yönelik yeni bir askeri saldırının bölgesel savaşı genişleteceğini belirtti. Fidan, askeri müdahalenin çözüm olmadığını ve diplomatik temasların sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Toplantılara Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve İtalya temsilcileri katıldı. Görüşmelerde İran savaşı, Yemen’deki Husilerin saldırıları, Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik ele alındı.

TAHRAN’DA DÖRTLÜ GÖRÜŞME

26 Ekim’de Tahran’da Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında üst düzey bir toplantı gerçekleştirildi.

Türkiye’yi MİT Başkanı İbrahim Kalın, Suudi Arabistan’ı Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan’ı Genelkurmay Başkanı Asım Münir temsil etti. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai de görüşmelere katıldı.

Toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada dört ülke, bölgesel barış ve güvenlik için iş birliğini güçlendirmek ve görüşmeleri sürdürmek konusunda uzlaştı. İran tarafı, bölgesel güvenliğin bölge ülkelerinin iş birliğiyle sağlanması gerektiğini savundu.

Ancak toplantıda İran’ın nükleer programı ve ABD’nin deniz ablukası konusunda bir anlaşmaya varıldığı açıklanmadı. Görüşme, doğrudan bir barış anlaşmasından çok bölgesel gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik bir girişim niteliği taşıyor.

MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI MECLİS KOMİSYONUNDAN GEÇTİ

Türkiye’nin bölgesel güvenlik gündemindeki bir diğer önemli gelişme, Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.

TBMM Dışişleri Komisyonu, 28 Ekim’de üç ülke arasındaki 10 yıllık savunma anlaşmasını kabul etti. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için TBMM Genel Kurulunda da görüşülerek oylanması gerekiyor. Genel Kurul gündemine alınacağı tarih henüz açıklanmadı.

Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılmasını öngörüyor. Ortak askeri eğitim, savunma sanayisi iş birliği, teknoloji transferi ve istihbarat paylaşımı da düzenlemenin kapsamına giriyor.

Türk hükümet yetkilileri, anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve Türkiye’nin Yemen’e Husilerle savaşmak üzere asker göndermesinin söz konusu olmadığını belirtiyor. Muhalefet temsilcileri ise anlaşmanın Türkiye’yi bölgesel çatışmaların içine çekebileceği yönünde kaygılarını dile getiriyor.

YEMEN’DE ÇATIŞMALAR VE İNSANİ KRİZ DERİNLEŞİYOR

Yemen’de Husiler ile uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri arasındaki çatışmalar sürerken Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar da bölgesel güvenlik sorunlarını büyütüyor.

Reuters’ın 30 Ekim tarihli haberine göre Husiler, Suudi Arabistan’daki bazı petrol tesislerini hedef aldıklarını açıkladı. Örgütün açıklamasında dünyanın en büyük petrol rafinerilerinden Ras Tanura, Rabigh rafinerisi ve Saudi Aramco’ya ait Abqaiq üretim tesisi de yer aldı.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilerin ülkenin batısına yönelttiği bir seyir füzesinin engellendiğini bildirdi. Associated Press’in haberine göre Suudi makamları perşembe günü Riyad’a yönelen iki balistik füzenin de hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini açıkladı.

Husilerin petrol tesislerine yönelik saldırı iddiaları bağımsız kaynaklarca doğrulanmış değil. Suudi Arabistan da tesislerde hasar oluştuğuna ilişkin kapsamlı bir açıklama yapmadı.

TAİZ’DE AĞIR İNSANİ TABLO

Yemen’in Taiz bölgesinde çatışmaların yanı sıra insani yardım ve gıda erişimi de ciddi bir sorun haline geldi.

Associated Press’in 30 Ekim tarihli haberine göre Suudi Arabistan’ın batı Taiz’de düzenlediği hava saldırısında en az 13 kişi hayatını kaybetti. Bilgi, Husilerin kontrolündeki Yemen Sağlık Bakanlığı tarafından açıklandı. Saldırıya ilişkin Suudi öncülüğündeki koalisyondan ilk aşamada açıklama gelmedi.

Taiz Valisi Nebil Şemsan, yaklaşık 1 milyon kişinin yaşadığı bölgede su ve temel gıda tedarikinin ciddi biçimde aksadığını, hastanelerde oksijen stoklarının tükenme noktasına geldiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), insani yardıma ihtiyaç duyan 600 binden fazla kişiye ulaşamadığını açıkladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) ise kentin kuşatılması ve gıda erişiminin engellenmesinin savaş suçu niteliği taşıyabileceği uyarısında bulundu.

Husi lideri Abdülmelik el-Husi, Taiz’in kuşatma altında olduğu iddialarını reddederek insani yardım yollarının açık olduğunu savundu. Böylece bölgedeki kuşatmanın kapsamı ve insani yardıma erişim konusunda tarafların açıklamaları farklılık göstermeyi sürdürüyor.

PETROL FİYATLARI YENİDEN 116 DOLARIN ÜZERİNDE

Hürmüz’deki saldırılar ve Yemen’deki çatışmalar enerji piyasalarında fiyat baskısını artırıyor.

Reuters’ın 30 Ekim tarihli piyasa verilerine göre Brent petrolün aralık vadeli kontratı yüzde 1,04 yükselerek varil başına 116,08 dolara çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrolü ise yüzde 1,34 artışla 103,37 dolara ulaştı.

Aralık vadeli Brent kontratının vadesinin 30 Ekim’de dolması nedeniyle daha aktif işlem gören ocak vadeli kontrat 112,19 dolar seviyesinde bulunuyordu.

Ekim ayı genelinde Brent petrolün yaklaşık yüzde 11, ABD Batı Teksas türü ham petrolünün ise yüzde 14 yükselmesi bekleniyor. Böylece petrol piyasaları üst üste dördüncü aylık yükselişe hazırlanıyor.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, 26 Ekim’de yaptığı değerlendirmede enerji piyasalarının 2027 yılında da savaş öncesi koşullara dönmesini beklemediğini bildirdi.

Birol, özellikle dizel tedarikinde kış aylarında sorun yaşanabileceğini belirterek Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin doğal gaz ihracatındaki kayıpların Avrupa başta olmak üzere uluslararası piyasaları etkileyeceği uyarısında bulundu.

IEA’ya göre enerji güvenliği, ülkelerin ekonomik ve ticari politikalarında öncelikli konulardan biri haline gelmeli.

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ KIYILARINDA PETROL KİRLİLİĞİ

İran savaşı ve Hürmüz çevresindeki tanker saldırılarının çevresel etkileri de görülmeye başladı.

Financial Times ve The National’ın haberlerine göre Hürmüz yakınlarında saldırıya uğradığı belirtilen Gem No.2 adlı süper tankerden sızan petrol, Birleşik Arap Emirlikleri’nin kuzey kıyılarına ulaştı.

Umm el-Kayveyn, Şarika ve Ras el-Hayme’de bazı plajlar ve kıyı alanları geçici olarak kapatıldı. Çevre ve İklim Değişikliği Bakanlığı, deniz kirliliğinin kontrol altına alınması ve temizlik çalışmalarının yürütülmesi için teknik ekiplerin görevlendirildiğini açıkladı.

Uzmanlar, petrol sızıntısının deniz kaplumbağaları, yunuslar, kuşlar ve kıyı ekosistemleri açısından risk oluşturduğunu belirtiyor. Deniz suyunun arıtma tesislerine ulaşması da olası etkiler arasında değerlendiriliyor. Ancak içme suyu sistemlerinde petrol kaynaklı bir kirlenme meydana geldiğine ilişkin doğrulanmış bulgu bulunmuyor.

Bu gelişme, savaşın yalnızca askeri ve ekonomik sonuçlar doğurmadığını, deniz çevresi ve kıyı yaşamı üzerinde de uzun süreli etkiler bırakabileceğini gösteriyor.

ABD’DEN İRAN’IN FİNANSAL AĞLARINA YÖNELİK YAPTIRIMLAR

ABD yönetimi, İran’ın petrol gelirlerini ve uluslararası finans sistemine erişimini sınırlandırmaya yönelik ekonomik baskıyı sürdürüyor.

ABD Hazine Bakanlığı, 15 Ekim’de Irak merkezli International Development Bank for Investment and Finance adlı bankayı, İran’ın yaptırımları aşmasına yardımcı olduğu iddiasıyla yaptırım kapsamına aldı.

29 Ekim’de ise ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC), bankayla bağlantılı işlemlerin sonlandırılmasına yönelik FF-1 genel lisansını yayımladı. Bu düzenleme, belirli işlemlerin 1 Aralık 2026’ya kadar tasfiye edilmesine izin veriyor. Ancak söz konusu izin, bankaya uygulanan yaptırımların kaldırıldığı anlamına gelmiyor.

İRAN’IN GİZLİ ASKERİ TEDARİK AĞI

Reuters’ın 29 Ekim’de yayımladığı araştırma, İran’ın yaptırımları aşmak için kullandığı iddia edilen askeri tedarik ağlarına ilişkin yeni bilgiler ortaya koydu.

Araştırmaya göre İran Savunma Bakanlığıyla bağlantılı 5 binden fazla kayıtlı kuruluş, yabancı paravan şirketler ve petrol gelirleri üzerinden askeri ve çift kullanımlı ürünlerin ülkeye aktarılmasında rol oynuyor.

Reuters’ın incelediği banka kayıtları, şirket belgeleri ve ithalat verileri, Ocak 2025-Haziran 2026 döneminde bu ağ üzerinden en az 2 milyar dolarlık askeri malzeme, patlayıcı, füze ve insansız hava aracı bileşeni ile ağır araç ithal edildiğini gösteriyor.

Araştırmada Çin, Rusya ve Almanya gibi ülkelerden gelen sevkiyatlar da yer aldı. Reuters, numaralandırılmış bu kuruluşların kendilerinin Batılı hükümetler tarafından yaptırım listesine alındığına ilişkin kanıt bulamadığını belirtti.

Bu bulgular, ABD’nin deniz ablukası ve yaptırım politikalarına rağmen İran’ın askeri tedarik kanallarını tamamen kesmenin güçlüğünü ortaya koyuyor. Bununla birlikte araştırmada yer alan şirketlerin ve ülkelerin faaliyetleriyle ilgili iddialar, incelenen ticari kayıtlar ve kaynak değerlendirmeleri çerçevesinde ele alınmalı.

İSRAİL’DE SEÇİM SONRASI SİYASİ BELİRSİZLİK

İsrail’de 27 Ekim’de gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından hükümet kurma süreci belirsizliğe girdi.

Associated Press’in 29 Ekim tarihli haberine göre seçim sonuçlarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi bloğu 53, muhalefet bloğu 48 sandalye elde etti. Arap partileri ise toplam 19 sandalyeyle parlamentodaki dengelerde belirleyici konuma geldi.

120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurabilmek için 61 milletvekilinin desteği gerekiyor. Mevcut sonuçlara göre hiçbir blok tek başına çoğunluğa ulaşamadı.

Netanyahu’nun Arap partilerinin desteğine dayalı bir hükümet seçeneğine karşı çıkması ve muhalefetin de kendi içinde anlaşma sağlayamaması, koalisyon görüşmelerini zorlaştırıyor. Hükümet kurulamaması halinde erken seçim ihtimali de gündeme gelebilir.

GAZZE’DE ATEŞKES İHLALLERİNE İLİŞKİN İDDİALAR

Gazze Şeridi’nde ateşkes düzenlemesine rağmen İsrail saldırıları sürüyor.

Associated Press’in 30 Ekim tarihli haberine göre Gazze’nin orta kesiminde sivil bir araca düzenlenen İsrail saldırısında iki kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı. Bilgiler El Aksa Şehitleri Hastanesi’ndeki sağlık yetkililerine dayandırıldı. İsrail ordusundan olayla ilgili açıklama alınamadı.

Gazze Sağlık Bakanlığı, Ekim 2025’te başlayan ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 1.550’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiğini bildiriyor. Bakanlığın açıkladığı bilanço siviller ile silahlı grupların mensuplarını ayrı kategorilerde göstermiyor.

Lübnan’ın güneyinde de ateşkes sonrasında güvenlik sorunları devam ediyor. Reuters’ın 29 Ekim tarihli haberinde, İsrail’in oluşturduğu güvenlik bölgesine yakın Zibqin köyünde çiftçilerin topçu ateşi riski altında zeytin hasadı yaptığı aktarıldı. İsrail ordusu operasyonlarının Hizbullah’ın askeri altyapısını hedef aldığını savunurken bölge sakinleri yeniden çatışma yaşanmasından endişe ediyor.

30 EKİM İTİBARIYLA BÖLGESEL TABLO

Ortadoğu’da bugün öne çıkan gelişmeler, askeri gerilimin diplomatik temaslara rağmen devam ettiğini gösteriyor.

  • İran-ABD ilişkileri: JD Vance’in İranlı yetkiliye ilettiği mektup yeni temas ihtimali oluşturdu. Ancak İran henüz yanıt vermedi ve taraflar arasında anlaşma sağlanmış değil.
  • Hürmüz Boğazı: Tankerlere yönelik yeni saldırı bildirildi. İran’ın üç tankerin mayına çarptığı iddiası bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı.
  • Yemen: Husilerin Suudi Arabistan’daki petrol tesislerine saldırı iddiaları ve Taiz’deki ağır insani koşullar gündemde.
  • Türkiye: Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM Dışişleri Komisyonundan geçti. Tahran’daki dörtlü görüşmelerde bölgesel diyaloğun sürdürülmesi kararlaştırıldı.
  • Enerji: Brent petrolün aralık vadeli kontratı 116,08 dolara yükseldi. Ekim ayı dördüncü aylık yükselişin yaşanabileceği bir dönem oldu.
  • Yaptırımlar: ABD’nin İran’ın finansal ve askeri tedarik ağlarına yönelik baskısı sürüyor.
  • İsrail-Filistin: İsrail seçimlerinde hiçbir siyasi blok parlamentoda çoğunluğu sağlayamadı. Gazze’de ateşkes ihlallerine ilişkin saldırı ve can kaybı bildirimleri devam ediyor.
  • Çevre: Hürmüz çevresindeki tanker saldırılarıyla bağlantılı petrol sızıntısı Birleşik Arap Emirlikleri kıyılarına ulaştı.

SONUÇ: DİPLOMASİ İÇİN YENİ KANAL, ASKERİ GERİLİM İÇİN YÜKSEK RİSK

30 Ekim 2026 itibarıyla Ortadoğu’da önemli yeni gelişmeler bulunuyor. Hürmüz’de bir tankerin hedef alınması, İran’ın üç geminin mayına çarptığı yönündeki açıklaması ve Yemen’de Husilerin Suudi Arabistan’ın enerji tesislerine yönelik saldırı iddiaları, bölgesel güvenlik risklerinin sürdüğünü gösteriyor.

Diplomatik açıdan JD Vance’in İran’a gönderdiği mektup ve 26 Ekim’de Tahran’da gerçekleştirilen Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan-İran görüşmesi dikkat çekiyor. Ancak bu temaslar henüz savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya dönüşmedi.

Enerji piyasalarında petrol fiyatlarının 116 doların üzerine çıkması, Hürmüz’deki deniz taşımacılığı sorunlarının küresel ekonomiye yansımasını sürdürüyor. Yemen’deki insani kriz, Birleşik Arap Emirlikleri kıyılarındaki petrol kirliliği ve Gazze’deki saldırılar da çatışmanın askeri boyutun ötesine geçtiğini ortaya koyuyor.

Önümüzdeki dönemde özellikle 3 Kasım ABD ara seçimleri, Washington’ın İran’a yönelik olası askeri kararları, Hürmüz’deki tanker trafiği ve Türkiye’nin bölgesel diplomasi girişimleri yakından izlenmeli. ABD ile İran arasında yeni bir anlaşma sağlandığını veya çatışmaların sona erdiğini gösteren doğrulanmış bir gelişme bulunmuyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.