
Savaşın Yeni Eşiği.. Ortadoğu Çok Cepheli Çatışmaya Sürükleniyor!
ABD-İran gerilimi kara operasyonu iddialarıyla yeni bir aşamaya taşınırken, bölge Gazze’den Lübnan’a, Körfez’den Irak’a kadar geniş bir çatışma hattına sürükleniyor
ABD/İsrail-İran gerilimi kara operasyonu iddialarıyla yeni bir aşamaya taşınırken, bölge Gazze’den Lübnan’a, Körfez’den Irak’a kadar geniş bir çatışma hattına sürükleniyor
Ortadoğu’da son haftalarda tırmanan askeri gerilim, yalnızca iki ülke arasındaki çatışmanın ötesine geçerek çok cepheli ve çok aktörlü bir krize dönüşmüş durumda.
ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar sürerken, İsrail’in Gazze ve Lübnan’daki operasyonları, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar, Irak’taki güvenlik gelişmeleri ve uluslararası diplomatik temaslar, bölgenin tamamında kırılgan ve tehlikeli bir tabloyu ortaya koyuyor.
ABD-İRAN HATTINDA YENİ EŞİK: KARA OPERASYONU İDDİASI
PolitiKARS’ın haber sitelerinden derlediği bilgilere göre; ABD’nin İran’a yönelik başlattığı “Destansı Öfke Operasyonu” devam ederken, Washington merkezli iddialar krizin seyrine ilişkin kaygıları artırdı. ABD Savunma Bakanlığı’nın İran’da haftalar sürebilecek bir kara operasyonuna hazırlandığı öne sürüldü.
Hükümet kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre bu plan, mevcut hava ve füze saldırılarından farklı olarak sahada doğrudan askeri varlık gerektiren yeni bir aşamaya işaret ediyor. Yetkililer, olası bir kara harekâtının tam kapsamlı işgalden ziyade özel kuvvetlerin yer aldığı sınırlı ve hedef odaklı operasyonlar şeklinde planlandığını ifade ediyor.
Ancak bu senaryonun riskleri oldukça yüksek. ABD askerlerinin insansız hava araçları, füze saldırıları, kara ateşi ve el yapımı patlayıcılarla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. Pentagon’un hedef seçenekleri arasında İran’ın petrol ihracatı açısından kritik önemdeki Harg Adası ile Hürmüz Boğazı çevresindeki kıyı bölgeleri bulunuyor.
Operasyonun süresine ilişkin değerlendirmeler de farklılık gösteriyor. Bazı askeri kaynaklar birkaç haftalık bir süreden söz ederken, bazıları bunun aylar sürebileceğini ifade ediyor. Beyaz Saray ise iddialar karşısında temkinli bir dil kullanarak, bu hazırlıkların karar alındığı anlamına gelmediğini vurguluyor.
TAHRAN VE İRAN GENELİNDE SALDIRILAR SÜRÜYOR
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sürerken, başkent Tahran’da sivil yerleşim alanlarının da hedef alındığı bildirildi. İran Kızılayı, çok sayıda bölgede hasar oluştuğunu ve arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini açıkladı.
Sahadan gelen görüntülerde bazı mahallelerde yoğun duman ve alevlerin yükseldiği görülürken, enkaz altında kalan sivillerin çıkarılması için çalışmaların sürdüğü belirtildi. Yetkililer, saldırıların bilançosuna ilişkin net bir can kaybı açıklaması yapmadı.
İran tarafı ise yalnızca savunma değil, misilleme saldırılarını da sürdürüyor. Körfez ülkeleri ve ABD varlıklarının bulunduğu bölgeler hedef alınırken, çatışmanın coğrafi kapsamı giderek genişliyor.
KÖRFEZ’DE MİSİLLEME DALGASI: BAE, KUVEYT VE BAHREYN HEDEFTE
İran’ın bölgedeki ABD varlıklarına ev sahipliği yapan ülkelere yönelik saldırıları dikkat çekici boyuta ulaştı. Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn, füze ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kaldıklarını açıkladı.
Yetkililer, hava savunma sistemlerinin aktif şekilde devrede olduğunu ve saldırıların büyük bölümüne müdahale edildiğini bildirdi. Saldırılar sırasında bazı bölgelerde patlama seslerinin duyulduğu, yurttaşlara ise sakin olmaları ve güvenli alanlara yönelmeleri çağrısı yapıldığı aktarıldı.
Saldırıların enerji altyapısı ve askeri üsler açısından risk oluşturduğu, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin küresel enerji piyasalarını etkileyebileceği değerlendiriliyor.
GAZZE’DE İNSANİ KRİZ DERİNLEŞİYOR
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ise aralıksız sürüyor. Han Yunus kentinde düzenlenen son saldırılarda 1’i çocuk en az 6 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi yaralandı.
Yerel kaynaklar, saldırıların güvenlik kontrol noktalarını hedef aldığını belirtirken, bölgede sağlık hizmetlerinin yetersiz kaldığı ve yaralıların tedavisinde ciddi zorluklar yaşandığı ifade ediliyor.
Gazze’de ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yaşanan saldırılarda yüzlerce kişi hayatını kaybederken, 7 Ekim 2023’ten bu yana toplam can kaybının 72 bini aştığı, yaralı sayısının ise 170 bini geçtiği belirtiliyor. Bu tablo, bölgede insani krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.
LÜBNAN CEPHESİ ISINIYOR: CAN KAYIPLARI ARTIYOR
İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları da şiddetini artırarak sürüyor. Kfar Tebnit ve Deir Zahrani bölgelerinde düzenlenen saldırılarda en az 10 kişi hayatını kaybetti, 12 kişi yaralandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, son haftalarda süren saldırılarda toplam can kaybının bin 189’a, yaralı sayısının ise 3 bin 427’ye yükseldiğini açıkladı. Saldırıların sivil yerleşim alanlarını da etkilemesi, uluslararası kamuoyunda tepkilere neden oluyor.
IRAK VE IKBY HATTINDA GÜVENLİK GERİLİMİ
Çatışmanın yansımaları Irak’ta da hissediliyor. Basra’daki Mecnun Petrol Sahası’na bir insansız hava aracının düştüğü, ancak patlamadığı bildirildi. Olayda can kaybı yaşanmadı.
Öte yandan Irak Federe Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin Duhok’taki konutuna da İHA saldırısı düzenlendi. Saldırı sonrası Irak merkezi yönetimi tarafından soruşturma başlatılırken, ortak bir güvenlik ekibi kurulması talimatı verildi.
Erbil Uluslararası Havalimanı yakınlarında da bir İHA’nın düşürüldüğü açıklanırken, bölgede art arda yaşanan bu gelişmeler Irak’ın da çatışmanın etkisi altına girdiğini gösteriyor.
DENİZLERDE VE HAVA SAHASINDA HAREKETLİLİK ARTIYOR
Bölgedeki askeri hareketlilik yalnızca kara ve hava saldırılarıyla sınırlı değil. İran, Umman açıklarında ABD’ye ait bir askeri destek gemisini hedef aldığını açıkladı. Ayrıca ABD’ye ait yakıt ikmal uçaklarının da vurulduğu öne sürüldü.
ABD tarafı ise bölgedeki askeri varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Binlerce askeri personel taşıyan amfibi hücum gemisi USS Tripoli’nin Ortadoğu’ya ulaştığı bildirildi. Daha önce bölgede görev yapan USS Gerald R. Ford’un ise bakım çalışmaları için Avrupa’ya çekildiği aktarıldı.
DİPLOMASİ TRAFİĞİ YOĞUNLAŞIYOR
Artan gerilimle birlikte diplomatik temaslar da hız kazandı. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanlarının Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya gelerek bölgedeki gelişmeleri ele alması bekleniyor.
İran yönetimi, Azerbaycan’a insani yardımlar ve lojistik destek nedeniyle teşekkür ederken, Pakistan’ın arabuluculuk çabaları da gündemde. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bu girişimleri olumlu bulduklarını ifade etti.
Pakistan tarafı ise İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilere izin vermesini “yapıcı bir adım” olarak değerlendirdi. Tayland da benzer şekilde petrol tankerlerinin geçişi için İran ile anlaşmaya vardığını duyurdu.
ABD İÇİNDE SAVAŞ KARŞITI TEPKİLER BÜYÜYOR
ABD’de ise dış politikadaki gelişmeler iç kamuoyuna da yansıyor. New York’un Manhattan bölgesinde düzenlenen “Krallara Hayır” protestosunda on binlerce kişi sokağa çıktı.
Göstericiler, savaş politikaları, ekonomik koşullar ve göçmen politikalarına karşı tepkilerini dile getirirken, protestolara tanınmış isimler de katıldı. Yetkililer, eylemlerin barışçıl şekilde gerçekleştiğini ve herhangi bir gözaltı yapılmadığını açıkladı.
SİBER SALDIRILAR VE BİLGİ SAVAŞI DA DEVREDE
Çatışma yalnızca sahada değil, dijital alanda da sürüyor. İran bağlantılı bir hacker grubunun, ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü’ne ait e-posta ve fotoğrafları ele geçirdiği bildirildi.
ABD tarafı, sızıntıyı doğrularken, paylaşılan verilerin eski olduğunu ve hassas devlet bilgisi içermediğini açıkladı. Bu gelişme, çatışmanın siber boyutunun da giderek önem kazandığını gösteriyor.
KÜRESEL ETKİ VE OLASI SENARYOLAR
Ortadoğu’da yaşanan bu çok katmanlı kriz, yalnızca bölge ülkelerini değil küresel dengeleri de etkiliyor. Enerji arz güvenliği, ticaret yolları ve uluslararası diplomasi üzerinde doğrudan etkiler hissediliyor.
Uzmanlar, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin dünya ekonomisi açısından kritik olduğuna dikkat çekiyor. Aynı zamanda sivil kayıpların artması, uluslararası toplumda ateşkes ve diplomasi çağrılarını güçlendiriyor.
Mevcut tablo, kontrol altına alınamayan bir gerilimin daha geniş bir savaşa dönüşme riskini barındırdığını ortaya koyuyor. Çok sayıda ülkenin doğrudan ya da dolaylı şekilde dahil olduğu bu süreçte, atılacak her adımın bölgesel dengeleri köklü biçimde değiştirme potansiyeli bulunuyor.


HABERE YORUM KAT