Ali ihsan ALINAK

Ali ihsan ALINAK

ORTADOĞU : Kan ve Gözyaşı

A+A-

Sermayenin iktidar arayışında, hep savaşlar vardır.

1. ve 2. dünyayı bölüşüm savaşlarının tümünde asıl hedef ‘Ortadoğu’ coğrafyası ve onun zengin yer altı kaynakları olmuştur.

Ortadoğu’yu masa başında pay edenler, günümüzde insanlık onurunu ayaklar altına alacak yöntemler kullanarak ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ni yaratmaya çalışıyor.

İSRAİL

Yahudilere bir vatan sağlamak üzerine gelişen doktrin; tarihin en acımasız ve en zalim yöntemlerinin kullanıldığı haksız bir savaşın tarafı olmuştur.

19. yüzyılda gelişen siyasal düşünce, Yahudilere bir yurt sağlamak amacı ile kutsal Filistin topraklarında yaşayan Araplarla sonu bilinmez bir çatışmaya ve kolonileştirme projesine dönüştü.

Bu dönemde en sık kullanılan "topraksız bir halk için halksız bir toprak" propagandası ile Filistin'de başlayan göç hareketi, Ortadoğu'da kargaşanın da fitilini ateşlemiştir. Kendileri için vatan edinme hedefi, binlerle ifade edilen ölüm ve yüz binlerce insanın evsiz kalarak mülteci olarak yaşamasına dönüştü.

HİZBULLAH, İRAN VE SURİYE

80’lerin başında Lübnan’ın güneyinde ‘İran Devrim Muhafızları ve Suriye İstihbaratı’nın desteği ile Şii özellikler ile kurulan Hizbullah, İran devriminin siyasi önderi Humeyni’nin “Büyük Şeytanla Savaş” doktrini temelinde, siyasi ve askeri faaliyetlerini sürdürüyor.

İç savaş sonrası Lübnan’da güçlenen örgüt, özellikle güneyde kendine has bir yapılanmaya giderek kitle tabanını geliştirdi.  Lübnan Parlamentosun da etkin hale gelen Hizbullah, aynı zamanda askeri olarak ta gelişkin bir hale geldi.

Irak işgali sonrası değişen dengeler ve savaşı yayma siyasetinin temelinde Suriye ve İran yatmaktadır. Özellikle teröre destek söylemi ile İran ve Suriye yalnızlaştırılmaya çalışılmakla kalmayıp bugün savaşın içine çekilmek istenmektedir. İstenilen İran ve Suriye’nin bu savaşın tarafları olabilmesi ve İsrail ile savaştırılmasıdır.

Ortadoğu’da insanlığı yok etmeye yönelik katliamcı tavırlar tepkisizlikle izlenmektedir.

Arap toplumu ikiyüzlü tavır sergileyerek bu savaşları sona erdirecek birlikten yoksun olduğu için, bu operasyonlar kolaylaşmış gibi gözüküyor.

BÖLGE VE TÜRKİYE

Savaşın olası sonuçlarından bir tanesi de Türkiye’nin bu savaşta taraf olabilme ihtimalidir.

Şöyle ki,

Birleşmiş Milletler (adı var kendi yok) öncülüğünde NATO tarafından bölgeye yerleştirilecek çok uluslu güç için Türkiye’den asker talep etmiştir. Büyük ihtimalle bayram yerine gider gibi asker göndermek zorunda kalacak iktidar.

Gençlerimizin ölümüne mal olacak bu savaşta işimiz ne demek zorundayım. ‘Yemen’ türkülerinin tekrar söyleneceği günler kapımızın eşiğinde.

Hükümet, Irak Kürtleri ve PKK konusunda ABD’den taviz koparabilmek için, İsrail’in savaşını meşru hale getirecektir. Her türlü organizasyonda yer alacaktır.

Filistin davasında mızmız tavır sergileyen hükümet reddi miras içindedir.

Yakın tarihteki Roma toplantısına davet edildik, bizde oradayız demenin çaresizliğini yaşayan hükümet; iktidarına ve İslami söylemine mal olacak ihaneti de yaşayacak gibi.

İran ve Suriye konusunda tek ortak yanı Kürt muhalefetini yok edebilmek olan Türkiye iki arada bir derede kalmış durumdadır. Bir yanda ABD diğer yanda onlar. Bu çıkmaz siyaset iktidarın sonunu getirecek gibi. Bu kişiliksiz siyaset, sonunda kendi içindeki demokratikleşme çabalarını ve açılımlarını arka plana itmek zorunda bırakmıştır.

29 Temmuz 2006

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.