1. HABERLER

  2. KARS HABERLERİ

  3. SARIKAMIŞ

  4. Sarıkamış'ta 'Kene' Can Aldı
‘Medya İçerikleri’nde Şiddet TBMM Gündeminde.. Koçyiğit’ten Araştırma Önergesi!

‘Medya İçerikleri’nde Şiddet TBMM Gündeminde.. Koçyiğit’ten Araştırma Önergesi!

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, diziler ve dijital platformlardaki şiddet temsillerinin toplumsal etkilerinin incelenmesi için Meclis Araştırması önergesi sundu. 

A+A-

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, diziler ve dijital platformlardaki şiddet temsillerinin toplumsal etkilerinin incelenmesi için Meclis Araştırması önergesi sundu. 

Araştırma, şiddetin yaygınlığı, sunum biçimleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği üzerindeki etkilerini mercek altına alacak.

DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, televizyon dizileri ve dijital platformlardaki şiddet temsillerinin toplumsal etkilerini kapsamlı şekilde incelemek için TBMM’ye araştırma önergesi sundu.

TBMM’YE ŞİDDET ARAŞTIRMASI ÖNERGESİ SUNULDU

PolitiKARS’ın derlediği bilgilere göre; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne televizyon dizileri ve dijital platformlardaki şiddet temsillerinin kapsamı, niteliği ve toplumsal etkilerinin tüm boyutlarıyla incelenmesi amacıyla bir Meclis Araştırma Önergesi sundu.

Koçyiğit, önergede şiddetin sadece münferit olaylar veya bireysel suçlarla sınırlı kalamayacak kadar derin ve yapısal bir toplumsal sorun olduğunu vurguladı. Kadınlar, çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm yurttaşların yaşam hakkını, beden bütünlüğünü ve güvenliğini tehdit eden şiddetin, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, erkek egemen zihniyet ve ayrımcı kültürel kalıplarla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti.

MEDYA İÇERİKLERİNDE ŞİDDETİN BOYUTLARI

Önergeye eklenen BAREM Araştırma verileri, 2014–2024 yılları arasında yayınlanan 94 diziyi kapsıyor. Çalışmada dizilerin yüzde 86’sında kadına yönelik şiddet unsurları, tamamında fiziksel ve ekonomik şiddet, yüzde 97’sinde psikolojik şiddet ve yüzde 34’ünde cinsel şiddet bulunduğu tespit edildi. Şiddetin yoğunluğu, sunum biçimi, gerekçelendirilme tarzı ve sonuçlarının çoğu zaman belirsiz bırakılması da ayrıntılı şekilde ele alındı.

Önerge, şiddetin televizyon ve dijital içeriklerde yaygın, dramatik anlatının doğal bir parçası olarak sunulmasının toplumsal cinsiyet rolleri ve erkeklik algısı üzerinde ciddi etkiler yarattığını vurguluyor. Erkek karakterlerin güç gösterisi ve “erkeklik performansı” üzerinden şiddetin dramatize edilmesi, erkek egemen toplumsal ilişkilerin yeniden üretilmesine katkı sağlarken genç izleyicilerde şiddetin bir çözüm yolu olarak normalleşmesine yol açabilecek riskler içeriyor. Ayrıca, şiddetin sonuçlarının çoğu zaman gösterilmemesi, toplumsal şiddetin genel olarak normalleşmesine hizmet ediyor.

HUKUKİ ÇERÇEVE VE DEVLETİN SORUMLULUĞU

Koçyiğit, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndaki eşitlik ve yaşam hakkı maddeleri ile 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW gibi ulusal ve uluslararası mevzuatlara atıfta bulunarak devletin sorumluluklarını hatırlattı. Medya içeriklerinde şiddetin yeniden üretilmesinin toplumsal algı ve kültürel normlar üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak incelenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren yayıncılık anlayışının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

TOPLUMSAL ETKİLER VE ÖNLEME İHTİYACI

Araştırma, şiddetin yalnızca anlatının unsuru olmadığını; aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üreten ve şiddetin toplumsal algıdaki sınırlarını bulanıklaştıran bir temsile dönüştüğünü ortaya koyuyor. Fiziksel şiddet sahnelerinde en sık rastlanan eylemler yumruklaşma ve dayak olurken, ateşli silah kullanımı daha sınırlı. Ana karakterlerin şiddet sahnelerine doğrudan dahil olması, izleyici algısı üzerinde dramatik bir etki yaratıyor.

Ayrıca dizilerin yüzde 74’ünde şiddetin sonuçlarının belirsiz bırakıldığı, yalnızca yüzde 17’sinde olumsuz etkilerin gösterildiği tespit edildi. Bu durum, toplumsal yaşamda şiddetin sıradanlaştırılmasına ve erkek egemen güç ilişkilerinin meşrulaşmasına zemin hazırlıyor.

MEDYANIN SORUMLULUĞU

Koçyiğit, televizyon dizileri ve dijital platform yapımlarının toplumsal şiddetin ve toplumsal cinsiyet rollerinin algılanışında güçlü bir etkisi olduğuna dikkat çekti. Şiddetin medya temsilleri üzerinden nasıl yeniden üretildiğinin, hangi anlatı kalıplarıyla meşrulaştırıldığının ve toplumsal algı üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı. Yayıncı kuruluşların, yapımcıların ve düzenleyici kurumların bu konudaki sorumluluklarının değerlendirilmesinin kamu yararı açısından zorunlu olduğunu belirtti.

KOÇYİĞİT’İN VURGUSU

Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergeyle, toplumsal şiddetin ve özellikle kadına yönelik şiddetin medya aracılığıyla yeniden üretilebilme risklerinin tüm yönleriyle ele alınmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Kadınların, çocukların ve gençlerin şiddet içeriklerinden korunması ve toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendiren yayıncılık politikalarının geliştirilmesi, önergenin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.