İran Hürmüz’de Baskıyı Artırıyor.. Yemen Gerilimi Türkiye’yi Yeni Adıma Yöneltiyor!

İran Hürmüz’de Baskıyı Artırıyor.. Yemen Gerilimi Türkiye’yi Yeni Adıma Yöneltiyor!

İran’ın Hürmüz çevresindeki saldırıları ve geçiş tehditleri artarken ABD, petrol taşımacılığı ağlarına yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.

A+A-

İran’ın Hürmüz çevresindeki saldırıları ve geçiş tehditleri artarken ABD, petrol taşımacılığı ağlarına yönelik yeni yaptırımlar açıkladı.

Yemen’de Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları bölgesel gerilimi büyütürken Ankara, Riyad’a savunma desteği seçeneklerini değerlendiriyor.

Petrol fiyatları diplomasi mesajlarıyla gerilese de tanker güvenliği ve enerji arzına ilişkin riskler bölgede yüksek kalmayı sürdürüyor.

HÜRMÜZ’DE GERİLİM TIRMANIYOR, TANKER TRAFİĞİ BASKI ALTINDA

PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre, İran ile ABD arasındaki savaşta deniz taşımacılığı ve enerji güvenliği yeniden kritik bir aşamaya geldi. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki bazı güzergâhları kapatma tehdidi ve ticari gemilere yönelik saldırılar, küresel petrol akışına ilişkin endişeleri artırıyor.

Reuters’ın 8 Ekim tarihli haberine göre İran, kendi izni dışında kullanılan güzergâhları kapatacağını duyurdu. İran Devrim Muhafızları, boğaz üzerindeki denetimini artırma stratejisi kapsamında füze ve insansız hava aracı saldırıları dahil farklı seçenekleri gündemde tutuyor. Tahran yönetimi, talepleri karşılanana kadar mevcut tutumunu sürdüreceği mesajını veriyor.

Katar yakınlarında kimyasal tanker Acers’ın mühimmatla vurulduğuna ilişkin bildirimler de deniz güvenliği endişelerini artırdı. Son dönemdeki saldırılar nedeniyle bazı gemi işletmecileri rotalarını ve operasyonlarını yeniden değerlendiriyor.

Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günde ortalama 125 gemi geçerken, İran Devrim Muhafızları’na dayandırılan açıklamalarda günlük geçişlerin yaklaşık 10 gemiye kadar gerilediği belirtiliyor. Bu rakamın bağımsız gemi takip verileriyle bütünüyle doğrulanmış bir toplam olmadığı dikkate alınmalı.

ABD’DEN İRAN’IN PETROL AĞLARINA YENİ YAPTIRIMLAR

ABD yönetimi, İran’ın petrol gelirlerini ve savaş finansmanını hedef alan ekonomik baskıyı genişletti.

ABD Hazine Bakanlığı, 8 Ekim’de İran petrolü, petrokimya ürünleri ve petrol türevlerinin taşınmasında kullanıldığını belirttiği 17 gemi ile bağlantılı kişi ve ağlara yaptırım uyguladığını açıkladı. Washington, bu faaliyetlerin İran yönetiminin savaş harcamalarına, füze programına ve Devrim Muhafızları’na kaynak sağladığını savunuyor.

Yaptırım kararı, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasının yeniden yürürlüğe girmesinin ardından geldi. Reuters’ın aktardığı ABD değerlendirmesine göre İran’ın abluka dışında denizde yaklaşık 20 milyon varil petrolü bulunuyor. Washington, yeni önlemlerle İran’ın petrol gelirlerini uluslararası finans sistemine aktarmasını zorlaştırmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte yaptırımların kısa vadeli etkisi konusunda soru işaretleri bulunuyor. Reuters’a konuşan bazı analistler, petrolün önemli bölümünün daha önce teslim edilmiş olması nedeniyle yeni kararların arz üzerinde sınırlı etkide kalabileceğini belirtiyor.

TRUMP’TAN DİPLOMASİ MESAJI, ASKERİ SEÇENEKLER GÜNDEMDE

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşın sona erdirilmesine yönelik görüşmelerin sürdüğünü ve temaslarda ilerleme kaydedildiğini savundu. Trump ayrıca 3 Kasım’daki ara seçimlerden önce İran’a yönelik yeni bir saldırı düzenlenmeyeceğini söyledi. Bu açıklama, Washington’ın askeri seçeneği tamamen dışladığı anlamına gelmiyor.

İran’ın ABD tarafından iletilen öneriyi değerlendirdiği ve Hürmüz Boğazı’nın bir hafta içinde yeniden açılmasına imkân verebilecek bir düzenlemenin görüşüldüğü bildiriliyor. Ancak tarafların deniz ablukası, yaptırımlar ve güvenlik koşulları üzerinde uzlaştığını gösteren kesinleşmiş bir anlaşma bulunmuyor.

Diplomatik temasların sonuç verip vermeyeceği, boğazdaki askeri hareketliliğin yanı sıra tarafların ekonomik ve siyasi koşullarda ne ölçüde esneklik göstereceğine bağlı.

YEMEN’DE HUSİLERİN SUUDİ ARABİSTAN’A SALDIRILARI SÜRÜYOR

Yemen’deki çatışmalar, İran savaşıyla bağlantılı bölgesel güvenlik krizinin önemli bir cephesi haline geldi.

Associated Press’in 9 Ekim tarihli haberine göre Husiler, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan yeni bir balistik füze saldırısını üstlendi. Son saldırıda can kaybı bildirilmezken havalimanında hasar meydana geldiği ve tahliye işlemlerinin yapıldığı aktarıldı. Bir önceki gün Riyad ve Abha havalimanlarına yönelik saldırılarda ise üç kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun bazı füzeleri engellediği açıklandı.

Husiler, Suudi Arabistan’ın enerji tesislerini de hedef almakla tehdit ediyor. Saldırıların sürmesi, Kızıldeniz ve Bab el Mendeb üzerinden yapılan ticaretin güvenliği açısından riskleri artırıyor. Uluslararası havayolu şirketlerinin bazı uçuşlarını iptal etmesi veya askıya alması da krizin sivil ulaşım üzerindeki etkisini gösteriyor.

Yemen’in uluslararası alanda tanınan hükümeti ise Husilerin kontrolündeki bölgeleri geri almak amacıyla askeri operasyonlarını sürdürüyor. Çatışmaların Taiz çevresinde ve Kızıldeniz kıyısındaki stratejik bölgelerde yoğunlaşması, Bab el Mendeb üzerindeki kontrol mücadelesini öne çıkarıyor.

TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN’A SAVUNMA DESTEĞİNİ DEĞERLENDİRİYOR

Türkiye’nin bölgesel gelişmelere ilişkin gündeminde Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar ve ortak savunma mekanizması bulunuyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim’de yaptığı açıklamada Ankara’nın Suudi Arabistan’a Husilerin saldırılarına karşı nasıl destek verebileceğini değerlendirdiğini bildirdi. Fidan, Türkiye’nin saldırı amaçlı askeri operasyonlara katılmayacağını ve bu amaçla asker göndermeyeceğini vurguladı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ağustosta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerini de ilgilendirmesini öngörüyor. Üç ülke, 5 Ekim’de Riyad’da yaptıkları toplantıda ortak savunma taahhütlerinin uygulanması ve üzerinde uzlaşılan askeri kapasitenin Suudi Arabistan’a hızlı biçimde konuşlandırılması için gerekli adımları atma kararı aldı.

Ankara’nın katkısının hava savunması, elektronik harp ve teknik destek alanlarında yoğunlaşabileceği belirtiliyor. Ancak Türkiye’nin sağlayacağı sistemler, kapasitenin kapsamı ve uygulama takvimi konusunda bütün ayrıntılar açıklanmış değil.

Türkiye açısından gelişmeler, Körfez’deki güvenliğin yanı sıra enerji fiyatları, deniz ticareti ve bölgesel diplomasi bakımından da önem taşıyor.

PETROL FİYATLARI YÜKSELDİ, ARDINDAN GERİLEDİ

Ortadoğu’daki askeri gelişmeler petrol piyasalarında sert dalgalanmalara neden oluyor.

Reuters’ın 8 Ekim tarihli piyasa haberine göre Brent petrol, Hürmüz’deki saldırılar ve bölgesel arz endişeleri nedeniyle yükselerek varil başına 104 doların üzerine çıktı. ABD Batı Teksas türü ham petrolü de 91 dolar seviyesini aştı.

9 Ekim’de ise Trump’ın İran’la görüşmelerin sürdüğüne ve seçimlerden önce yeni saldırı düzenlenmeyeceğine ilişkin açıklamalarının ardından fiyatlar geriledi. Brent petrol 1,37 dolar düşüşle 102,91 dolara, Batı Teksas türü ham petrolü ise 1,09 dolar düşüşle 90,40 dolara indi.

Fiyatlardaki geri çekilmeye rağmen piyasalar üzerindeki risk ortadan kalkmış değil. Hürmüz’de tanker geçişlerinin aksaması, petrol taşıma maliyetlerinin yükselmesi ve Yemen’deki saldırıların enerji altyapısını tehdit etmesi, yeni fiyat artışlarına yol açabilecek başlıklar arasında bulunuyor.

ENERJİ GÜVENLİĞİNDE ALTERNATİF GÜZERGÂHLARIN ÖNEMİ ARTIYOR

Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Körfez ülkelerini alternatif petrol taşıma güzergâhlarına yönelmeye zorluyor. Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’e ulaşan petrol sevkiyatları bu açıdan önem taşıyor.

Ancak alternatif hatların kullanılması, Hürmüz’deki kesintilerin bütün etkilerini ortadan kaldırmıyor. Liman kapasitesi, tanker bulunabilirliği, sigorta maliyetleri ve Kızıldeniz’deki güvenlik koşulları sevkiyatın sürdürülebilirliğini etkiliyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın da dizel başta olmak üzere bazı petrol ürünleri için acil durum stoklarının piyasaya sunulmasını hızlandırmayı değerlendirdiği bildiriliyor. Çin’in rafine yakıt ihracatını yeniden başlatması da arz sıkışıklığını hafifletebilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.