1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Ermeni Soykırımı 103. yılında Anılıyor
Ermeni Soykırımı 103. yılında Anılıyor

Ermeni Soykırımı 103. yılında Anılıyor

Ermeni Soykırımı kurbanları (24 Nisan) düzenlenecek etkinliklerle anılacak.

A+A-

Ermeni Soykırımı’nın 103. yıldönümünde başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir ve yurtdışında düzenlenecek etkinliklerle soykırım mağdurları anılacak.

Ermeni Soykırımı, 103. yıldönümünde 24 Nisan Salı günü düzenlenecek etkinliklerle anılacak.

İlgili haberler...

HDP'den Yüzleşme Çağrısı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 1915 Ermeni soykırımının 103. yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “Coğrafyamızı çoraklaştıran suçlarla yüzleşmek noktasında ne yazık ki Türkiye halkları çok geç kalmıştır ve bunun bedeli hepimiz için ağır olmuştur” denildi.

Açıklama şöyle: “Planlı bir etnik kimlik ve inanç soykırımı olan Büyük Felaket’in (Metz Yeğern) üzerinden 103 yıl geçti. 103 yıl önce 24 Nisan 1915 tarihinde iki yüzü aşkın Ermeni aydının evlerinden alınarak ölüme yollanması ile başlayan süreç, yüz binlerce Ermeni'nin sürgünü ve pek çoğunun sistematik olarak katledilmesiyle devam etti. Bu sürgün ve katliam politikasından bu coğrafyanın diğer Hıristiyan halkları da paylarına düşeni aldılar. Bizler Halkların Demokratik Partisi olarak, katledilen Ermeni, Süryani ve Pontus halklarının anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.”

"Yüzleşmede Türkiye halkları çok geç kaldı ve bunun bedeli ağır oldu"

Soykırımın arkasındaki “homojen toplum yaratma” hedefine işaret edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti boyunca devam eden başka katliamların, “cezasızlığın ve yüzleşememenin ağır bedelleri” olduğu vurgulandı: “Coğrafyamızı çoraklaştıran suçlarla yüzleşmek noktasında ne yazık ki Türkiye halkları çok geç kalmıştır ve bunun bedeli hepimiz için ağır olmuştur. Hedefinde tek ırk, tek din ve tek dil olan tekçi anlayış, homojen bir toplum yaratmak adına Ermenilerden sonra bölgedeki diğer halklara da saldırmıştır. Dersim, Koçgiri, Çorum, Maraş, Sivas, Roboski, Cizre, Sur, Şırnak, Nusaybin, İdil, Kızıltepe, Yüksekova, Silvan, Silopi ve daha nice katliamlar adeta cezasızlığın ve yüzleşememiş olmanın ağır bedelleri olarak omuzlarımızdadır.”

“Halklar merhamet değil, adalet ve eşitlik istiyor”

Açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi: “Bizler bugün tüm bu katliamları planlayanları ve faillerini lanetle anıyoruz. İnsanlığa karşı işlenen tüm suçlarla yüzleşilmesi ortak ve eşit bir geleceği, toplumsal barışı kurmanın da önemli bir adımı olacaktır. Halklar merhamet değil, adalet ve eşitlik istemektedir. Anadolu’nun kadim halklarının torunları olarak 103 yıllık acıları paylaşıyor, yaşanmış olan utancı ve insanlık trajedisini yüreğimizin derinliklerinde duyuyor, o süreçte yaşamını yitirenleri bir kez daha hüzün ve saygıyla anıyoruz. 

1915 Anması İptal Edildi

24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımında hayatını kaybedenler için İstanbul Sultanahmet'te yapılacak olan anma iptal edildi.

Anma etkinliği saat 12.00'de İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ve EGAM tarafından yapılacaktı.

İptal nedeni olarak İstanbul Valiliğinin etkinlikte yapılacak konuşma metninden “soykırım” kelimesinin çıkarılmasının talep etmesi olarak açıklandı.

24 Nisan 1915'te ne oldu?

Rober Koptaş, Agos gazetesinde 24 Nisan 1915'in neden milat kabul edildiğini şöyle anlatmıştı:

24 Nisan 1915'te, İstanbul'da zaptiyelerin ellerindeki listelere göre tutukladığı iki yüzden fazla Ermeni aydının pek çoğu, hayatları boyunca ellerinde kalemle fikir mücadelesi vermişlerdi.

Gazeteci, yazar, öğretmen, siyasetçi, tüccar ve din adamı olan bu insanların pek çoğu, sürüldükleri Çankırı ve Ayaş'ta katledildi. İlk sürgün grubuna dahil edilmeyip bir süre daha İstanbul'da kalmasına göz yumulan Krikor Zohrab, Vartkes Serengülyan gibi bazı tanınmış isimlerse, sonraki aylarda onlarla aynı kaderi paylaştı.

O ilk büyük kafileyle sürülenler arasında, isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla sürgün edilenler, kaçıp canını kurtaranlar, özel bir izinle geri dönenler de vardı. Rahip Gomidas gibi, İstanbul'a dönmesine izin verildiği halde, yaşadıkları ve gördükleri nedeniyle akıl sağlığını yitiren ve 20 yıl sonra hastane köşelerinde can verenler de...

24 Nisan, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde 'çart' (kesim, kırım), 'ağed, yeğern' (felaket), 'aksor' (sürgün), kafle, seferberlik gibi adlarla anılan ve yüz binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan büyük felaketin başlangıcı değil ama, en önemli dönemeçlerinden biriydi. Bir halkın kültür hayatını şekillendiren seçkin tabakanın ortadan kaldırılmasının acısı ve etkisi çok büyük oldu ve bu durum sonraki bütün kuşakları etkisi altına alacak bir çoraklaşmaya yol açtı.

Ermeniler, bu büyük yaratıcılar grubuna duydukları saygının sonucu olarak 24 Nisanı milat kabul ettiler. Onları anmak, bu kadim halkın bütün masum kayıplarını anmak anlamına geliyor.

Fransa Cumhurbaşkanı: 20. Asrın İlk Soykırımında Katledilenleri Anıyoruz

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ermeni mevkidaşı Armen Sarkisyan'a hitaben 24 Nisan mesajı yayımladı.

macron.jpg

Mesajda şunlar kaydedildi:

ʺSayın Başkan,

"Sizinle beraber 24 Nisan 1915'te 20. asrın ilk soykırımına tanıklık eden 600 aydının katledilmesini anıyoruz. Sürgün yollarında açlık ve soğuktan bitap düşerek ölüm şerbeti içen, katledilen o erkekleri, kadınları ve çocukları biz asla unutmayız.

"Fransa, Georges Clemenceau ve Jean Jaurès'in sesiyle Osmanlı İmparatorluğun'daki Ermeni katliamlarını kınadı, birçok kurtulanı kabul etti. Büyük Britanya ve Rusya'yla beraber Fransa daha 25 Mayıs 1915'te bu katliamları insanlık ve medeniyete karşı cürüm olarak nitelendirdi. Eylül 1915'te Fransız donanması ateş altındaki Musa Dağ'dan 4000 mülteciyi kurtardı.

"Soykırım hatıratı ve dersleri bizlerden her birini ilgilendirmektedir. Ermeni Soykırımının 103. Yılının anıldığı bu günde size ve halkınıza en samimi ve dostane düşüncelerimi sunuyorum.

"Sayın Başkan saygılarımın derin teyidinin kabulünü rica ederimʺ.

Soykırım Anması: İnkarcılık Son Bulsun

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi tarafından Tünel Meydanı'nda düzenlenen 24 Nisan 1915 anması 19:15'te başladı. 

"103 yıl oldu. Yüzleşin" başlığıyla gerçekleştirilen anmaya Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, 24 Nisan 2011'de askerde öldürülen Sevag Balıkçı'nın ailesi, hak savunucuları, Avrupa Irkçılık Karşıtı Hareket (EGAM) üyesi Avrupalı parlamenterler ve vatandaşlar katıldı. 

DurDe Girişimi'nden Ufuk Uras ve Yıldız Önen'in okuduğu anma metni 24 Nisan 1915 gecesi yaşananlarla başladı.  

"Tam 103 sene önce bugün büyük bir felaketin ilk adımları atılmaya başlandı. Bu adımlar 24 Nisan'da atılmaya başladı ama sürecin planlaması çok açık ki çok önceden yapılmıştı. İşlenecek suç o kadar büyüktü ki suçu işleyecek olanlar 24 Nisan'da ne yaşanacağına dair en küçük bir ipucu bile sızdırmamışlardı. 

"Kimse, dönemin hiçbir demokratı, çeşitli siyasi gruplarda yer alanlar ve Ermeniler, yaşanacak olaylar hakkında hiçbir fikre sahip değillerdi. Değillerdi zira böylesine büyük bir felaketi tahayyül etmek bile imkansızdı.

"Evlerinden, yataklarından alındılar"

"103 sene önce şehrin üstüne karanlık çökmeye başladığında, başka bir karanlık, karanlık bir odak harekete geçti. Bugün hala 24 Nisan gecesi evlerinden, yataklarından 'ifadenizi almak üzere karakola kadar gelir misin' diyerek göz altına alınan Ermenilerin, Osmanlı'ya karşı başlatılacak isyanın elebaşları olduğu iddia edilir. Oysa ne öyle bir isyan söz konusudur ne de 24 Nisan'da tutuklananlar elebaşıdır.

"Tutuklanan 240 kişi, Ermeni ileri gelenlerine karşı düzenlenen bir operasyonla tutuklandı. Birkaç gün içerisinde sayılları 2345'e ulaşan tutuklamalarla Ermeni mebuslardan şairlere Ermeni toplumunun deyim yerindeyse 'beyni' hedef alındı. 

"Bu kişiler tutuklanmalarını takiben Ayaş ve Çankırı'ya sürüldü. Haklarında hiçbir yargısal süreç başlatılmayan tutukluluardan 7617'si öldürüldü. İlk etapta tutuklananlar arasında II. Meşrutiyet'in ilanından itibaren İttihatçılarla çeşitli ittifaklar yapan ve yasal parti statüsündeki Taşnaktsutyun ve Hınçak partilerinin üyeleri de vardı. 

"Bazılarının hiçbir örgütle ilişkisi yoktu. Bu kitlesel tutuklamaların hedefi Ermenilere yönelik imha politikasının uluslararası kamuoyuna aktarılmasını önlemekti. 

"Mıntıka temizliği yapılarak toplu olarak gömüldüler"

"24 Nisan tutuklamaları, daha büyük bir imha politikasının başlangıç adımı oldu. 

"24 Nisan'da başlayan süreçte, Çankırı ve ayaş cezaevlerine götürülen Ermenilerin sayısı 250'yi bulmuştu. Tutuklu Ermenilerin 174'ü hiçbir yargılama olmaksızın öldürüldü. Temmuz ayının son günlerinden itibaren yapılan toplu infazlar için, Çankırı ve Ayaş'tan yola çıkarılan Ermeni tutuklu kafileleri, Ankara'dan yürüyerek birkaç saat uzaklıkta bulunan ıssız vadi ve ormanlık yerlere götürüldüler. 

"Önce üstlerindeki her şey alınarak soyuldular. Ardından, genellikle ateşli silahlar kullanılmadan, kesici ve delici aletlerle öldürüldüler.

"Son olarak, üstlerinde bulunan işe yarar giysiler alındıktan sonra, cesetleri ortada bırakıldı. 

"Günler sonra gelen işçiler tarafından mıntıka temizliği yapılarak toplu olarak gömüldüler. 

"1915'ten beri Türkiye'de yaşam çoraklaştı"

"24 nisan 1915'ten beri, Türkiye'de yaşam, farkına varsak da varmasak da çoraklaştı. Bir halk bütün değerleriyle tasfiye edilirken, toplumun tüm değerleri yaralandı. Bir halk bütün kültürüyle imha edilirken, bir arada yaşama kültürü şiddetli bir darbe aldı. 

"Ermeniler gibi, arkalarında bıraktıkları kültürel mirasın izleri de yok edildi. Binlerce tarihi yapı, kilise ve okul bilinçli olarak harabeye dönüştürüldü. Sanki Ermeniler gibi onlar da bu topraklarda hiç bulunmamışlar gibi davranıldı. 

"Demokrasinin, çatışma kültürü yerine barış içinde bir arada yaşama dinamiklerinin güçlenmesi, ırkçılığın ve nefret söyleminin geriletilmesi, içindeki her bireye, gruba, çevreye, kimliğe güven veren bir sosyal dokunun inşa edilmesi, bunların hepsinin başarılması için, 103 sene önce başlayan ve birkaç sene içinde tamamlanan bu yıkımla yüzleşmek bir zorunluluk.

"İnkarcılığın son bulmasını istiyoruz"

"Bu yüzleşme olmadan Hrant Dink'i, Sevag Balıkçı'yı, Marisa Küçük'ü öldürerek 1915'in o korkunç geleneğini sürdüren ve bebeklerden katil yaratan karanlığın üzerimizdeki ağırlığından kurtulmamız mümkün olmayacak. 

"Bu nedenle, 100. yıl anmasında yaptığımız çağrıyı bir kez daha tekrarlıyoruz: Bu yüzleşmenin gerçekleşmesi için çabalamak, Hrant Dink'e olan borcumuzdur, Sevag Balıkçı'ya olan borcumuzdur, Marisa Küçük'e olan borcumuzdur, dünyanın dört bir yanına dağılan, topraklarından uzakta yaşamak zorunda kalan kardeşlerimize olan borcumuzdur. 

"Kendi vicdanımıza karşı olan borcumuzdur. 

"Ayrıca 7 yıldır düzenlediğimiz bu anmalara daima omuz veren ama bu yıl tutuklu oldukları için aramızda yer alamayan arkadaşlarımız Osman Kavala, Gülsüm Ağaoğlu ve Emin Şakir gibi nice arkadaşımıza da borcumuzdur. 

"Bizler, inkarcılığın son bulmasını istiyoruz. 

"Acıları yarıştırmak değil, inkarcılığa son verecek somut adımların atılmasını istiyoruz. 

"103 sene geçti. Bu toplumun daha fazla zaman kaybetmeye tahammülü yok." 

Açıklamanın ardından 1915 yılında kaybedilenlerin anısı önünde saygı duruşu yapıldı. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler