DEM Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yatırım fonu krizinin tüm yönlerinin araştırılması için TBMM’ye 13 önerge sundu.
Beş ayrı makama yöneltilen 190 soruda yatırımcı kayıpları, tasfiye süreci ve kamu kurumlarının denetim sorumluluğu gündeme taşındı.
Önergelerde bankaların ve şirketlerin rolü, adli soruşturmalar, Türkiye Sigorta işlemleri ve krizin toplumsal etkileri de yer aldı.
13 ÖNERGEYLE BEŞ AYRI MAKAMA SORU YÖNELTİLDİ
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yatırım fonu krizine ilişkin hazırladığı 13 yazılı soru önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundu.
Önergelerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş muhatap alındı. Beş ayrı makama toplam 190 soru yöneltildi.
Soru sayısının dağılımı şöyle gerçekleşti:
- Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: 7 önerge, 103 soru
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: 2 önerge, 33 soru
- Adalet Bakanı Akın Gürlek: 2 önerge, 29 soru
- Ticaret Bakanı Ömer Bolat: 1 önerge, 15 soru
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: 1 önerge, 10 soru
455 BİNİ AŞKIN YATIRIMCININ DURUMU SORULDU
Önergelerin önemli bölümünü tasfiyeye alınan yatırım fonlarında birikimleri bulunan yurttaşların alacakları ve ödeme süreci oluşturdu.
Sermaye Piyasası Kurulunun 23 Eylül 2026 tarihli açıklamasına göre, yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Koçyiğit, bu yatırımcıların kaçının fiilen zarara uğradığının, kaçının alacağını tamamen veya kısmen tahsil edebildiğinin ve kaç kişinin henüz ödeme alamadığının açıklanmasını istedi.
Önergelerde kamuoyuna duyurulan 68 milyar TL tutarındaki ayni ve nakdi ödemelerin dağılımı da sorgulandı. Ödeme yapılan 71 bin 899 hesabın kaç farklı kişiye ait olduğu, bir milyon TL’ye kadar ara ödeme uygulamasından kaç yatırımcının yararlandığı ve kesintilerin hangi hukuki dayanakla yapıldığı sorular arasında yer aldı.
Yatırımcıların karşılanmamış alacaklarının toplamı, net yatırım tutarının nasıl hesaplandığı, enflasyon ve paranın zaman değerinin dikkate alınıp alınmadığı ile kalan ödemelerin hangi takvimle yapılacağı konusunda da bilgi talep edildi.
FON KOORDİNASYON KURULU VE DENETİM SORUMLULUĞU
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yöneltilen sorularda, yatırım fonu krizinin ardından oluşturulan Fon Koordinasyon Kurulunun kuruluşu, yetkileri ve çalışma biçimi gündeme getirildi.
Kurulun hangi hukuki dayanakla oluşturulduğu, kararlarının bağlayıcı olup olmadığı, toplantı tutanakları ve harcamaları ile SPK ve BDDK gibi kurumlarla ilişkisi hakkında açıklama istendi. Ayrıca kriz öncesinde yapılan denetimlerin, kurumlara ulaşan ihbarların ve erken uyarı mekanizmalarının nasıl değerlendirildiği soruldu.
Hazine ve Maliye Bakanlığına yöneltilen önergelerde ise tasfiyeye alınan 131 fonun akıbeti, tasfiyesi tamamlandığı belirtilen 93 fonun varlıkları ve kalan 38 fonun durumu hakkında ayrıntılı bilgi talep edildi. Fon varlıklarının değerlemesi, satış koşulları, tasfiye giderleri ve yatırımcılara dağıtılan tutarların fon bazında açıklanması istendi.
BANKALAR, ŞİRKETLER VE OLASI ÇIKAR İLİŞKİLERİ
Önergelerde yatırım fonu kriziyle bağlantılı şirketlerin ortaklık yapıları, sermaye artırımları, ticari kayıtları ve ilişkili taraf işlemleri de yer aldı. Şirketler üzerinden fonlara veya finansal kuruluşlara kaynak aktarılıp aktarılmadığı, gerçek faydalanıcıların tespit edilip edilmediği ve olağan dışı kazanç sağladığı öne sürülen kişi ve kuruluşlar hakkında hangi incelemelerin yürütüldüğü soruldu.
Bankaların kredi, ortaklık ve teminat ilişkileri de ayrı bir başlık altında ele alındı. Özellikle fiyatı olağan dışı yükselmiş olabilecek hisselerin kredi teminatı olarak kullanılıp kullanılmadığı ve Tera Bank’ın 2024 sonundan 2026 Haziran ayına kadar gerçekleştiği belirtilen yaklaşık 27 katlık varlık büyümesinin hangi kaynaklarla finanse edildiği konusunda açıklama talep edildi.
TÜRKİYE SİGORTA İŞLEMLERİNE İLİŞKİN İDDİALAR
Önergelerin dikkat çeken başlıklarından birini Türkiye Sigorta’nın finansal tablolarında yer alan risk ve karşılık kalemleri oluşturdu.
Koçyiğit, Türkiye Sigorta’nın 30 Eylül 2026 tarihli taslak finansal tablolarında vadesinde iade edilmeyen devlet iç borçlanma senetleri için 8 milyar 963 milyon TL, temerrüde düşen özel sektör tahvilleri, varlığa dayalı menkul kıymetler ve katılım hesapları için 3 milyar 983 milyon TL, şirketler topluluğuna ilişkin riskler için ise 2 milyar 685 milyon TL karşılık ayrıldığını belirtti. Üç kalemin vergi öncesi toplam gider etkisi 15 milyar 631 milyon TL olarak ifade edildi.
Bu tutarların kesinleşmiş kamu zararı anlamına gelmediği, şirketin açıkladığı risk ve karşılık kalemleri olduğu vurgulanan önergelerde; menkul kıymetlerin Tera’ya hangi sözleşmeyle teslim edildiği, iade sürecinin neden sonuçlanmadığı, işlemlerde hangi yöneticilerin onay verdiği ve olası zararların tahsili için hangi adımların atıldığı soruldu.
Türkiye Sigorta eski Genel Müdürü Taha Çakmak hakkında basına yansıyan 1 milyon dolarlık rüşvet iddiası ve Grain Türk hisseleri üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen işlemler de Adalet Bakanlığına yöneltilen sorular arasında yer aldı. Bu iddiaların soruşturulup soruşturulmadığı, işlem kayıtlarının ve para hareketlerinin incelenip incelenmediği konusunda bilgi istendi.
KRİZİN TOPLUMSAL ETKİLERİ DE GÜNDEMDE
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yöneltilen önerge, yatırım fonu krizinin haneler üzerindeki olası sonuçlarına odaklandı.
Birikimlerine erişemeyen veya değer kaybı yaşayan yurttaşların borçluluk, barınma, beslenme, eğitim ve sağlık koşullarında ortaya çıkabilecek güçlüklerin araştırılıp araştırılmadığı soruldu. Kadınlar, emekliler, yaşlılar, engelliler, tek ebeveynli aileler ve düşük gelirli haneler için ayrı değerlendirme yapılması, sosyal yardım ve psikososyal destek mekanizmalarının oluşturulması talep edildi.
YANITLAR VE KAMUSAL SORUMLULUK BEKLENİYOR
Koçyiğit’in TBMM Başkanlığına sunduğu 13 önerge, yatırım fonu krizinin yalnızca yatırımcıların alacakları ve tasfiye işlemleriyle sınırlı olmadığını; denetim kurumlarının sorumluluğu, bankacılık işlemleri, şirket ilişkileri, adli süreçler ve sosyal etkiler bakımından da açıklığa kavuşturulmasını amaçlıyor.
Önergelerde, yatırımcıların karşılanmamış alacaklarının nasıl giderileceği, olası hukuka aykırı kazançların geri alınıp alınmayacağı ve kamu kurumlarının kriz öncesi ve sonrasındaki işlemlerinde ihmal bulunup bulunmadığı konusunda beş ayrı makamdan yazılı yanıt istendi.