Denizli’nin Tavas ilçesinde Mehmet Çiyancı, el emeğiyle ürettiği körüklü çizmelerle geleneksel zanaatı yaşatmayı sürdürüyor.
Çiyancı, körüklü çizmenin üretim tekniğini büyük ölçüde kendi araştırmaları ve denemeleriyle öğrendi; geliştirdiği yöntemlerle farklı modeller üretiyor.
Yörük ve efe kültürüyle özdeşleşen körüklü çizmenin geleceği ise ustalık bilgisinin yeni kuşaklara aktarılmasına bağlı görünüyor.
KÖRÜKLÜ ÇİZMEYE UZANAN USTALIK HİKÂYESİ
Denizli’nin Tavas ilçesinde körüklü çizme üretimini sürdüren Mehmet Çiyancı’nın hikâyesi, küçük yaşlarda başlayan kunduracılıktan geleneksel bir zanaatın ustalığına uzanıyor.
Dede mesleği olan ayakkabıcılığa 1977 yılında başlayan Çiyancı, yıllar boyunca ayakkabı ve bot üretimi yaptı. Körüklü çizme üretimine yönelmesi ise 2000’li yılların başında aldığı bir siparişle gerçekleşti.
Çiyancı, karşılaştığı bu özel çizmenin nasıl yapıldığını öğrenmek için Tavas ve Aydın’daki ustaların izini sürdü. Ancak dönemin ustalarının üretim tekniklerini kolay paylaşmaması nedeniyle mesleğin önemli bölümünü kendi araştırmaları ve denemeleriyle öğrenmek zorunda kaldı.
KENDİ TEKNİĞİNİ GELİŞTİRDİ
Çiyancı’nın aktardığı bilgilere göre, körüklü çizme yapımının yaklaşık yüzde 75-80’lik bölümünü kendi çabasıyla öğrendi. Kısa süreli uygulamalardan edindiği bilgileri denemelerle geliştiren usta, zaman içerisinde kendine özgü üretim yöntemleri oluşturdu.
Körüklü çizmenin yapımında deri ve kösele kullanılırken üretimin her aşaması el işçiliği gerektiriyor. Derinin hazırlanması, kalıba geçirilmesi, körüklerin oluşturulması ve tabanın hazırlanması ustanın deneyimini doğrudan ürüne yansıtıyor.
Tavas’ta üretilen modeller arasında 5, 6, 7, 8 ve 9 körüklü seçenekler bulunuyor. Çiyancı’nın geliştirdiği bazı modellerde ise geleneksel akordeon körüklerin yanında farklı desen ve biçimler kullanılıyor.
BİR ÇİFT ÇİZME GÜNLER SÜREBİLİYOR
Körüklü çizmenin seri üretimden ayrılan en önemli özelliği, her aşamasında el emeğinin belirleyici olması. Kişinin ayağına ve talebine göre hazırlanan çizmenin tamamlanması günler sürebiliyor.
Bu üretim biçimi, zanaatın yalnızca bir ayakkabı imalatı olmadığını da ortaya koyuyor. Ustanın deri seçimi, kalıp bilgisi, el becerisi ve yıllar içinde geliştirdiği teknikler ürünün ortaya çıkmasında birlikte rol oynuyor.
YÖRÜK VE EFE KÜLTÜRÜYLE YAŞIYOR
Körüklü çizme, Batı Anadolu’da özellikle efe ve zeybek kültürüyle özdeşleşen geleneksel ürünlerden biri olarak biliniyor. Geçmişte günlük kullanımın yanı sıra farklı kültürel ve geleneksel kıyafetlerin tamamlayıcı unsuru olarak kullanılan çizme, bugün de bu kültürün yaşatıldığı alanlarda kullanılıyor.
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; Tavas’ta üretilen körüklü çizmeler Yörükler, halk oyunları ekipleri, biniciler, ciritçiler ve geleneksel kıyafet kullanan grupların yanı sıra koleksiyon ve kültürel amaçlarla da tercih ediliyor.
Tavas’taki üretimin zaman içinde kent sınırlarının dışına çıkması, geleneksel zanaatın farklı bölgelere ve ülkelere ulaşmasını da sağladı.
USTA-ÇIRAK ZİNCİRİ KIRILMASIN İSTİYOR
Mehmet Çiyancı’nın üzerinde durduğu en önemli konulardan biri ise körüklü çizme zanaatının yeni kuşaklara aktarılması.
Geçmişte ustaların üretim tekniklerini paylaşmak konusunda daha kapalı olduğunu anlatan Çiyancı, kendisinin de mesleği öğrenirken çeşitli güçlüklerle karşılaştığını belirtiyor. Buna karşın bugün bu zanaatı öğrenmek isteyenlere bildiklerini aktarmaya hazır olduğunu ifade ediyor.
Çünkü körüklü çizme üretiminde yalnızca yazılı bir tarifin yeterli olması mümkün değil. Derinin nasıl tutulacağı, kalıbın nasıl kullanılacağı, körüğün nasıl şekillendirileceği ve dikişin nasıl uygulanacağı gibi ayrıntılar büyük ölçüde usta deneyimiyle öğreniliyor.
TAVAS’TA GELENEKSEL ZANAATIN İZİ SÜRÜYOR
Körüklü çizme zanaatı, Tavas’ta bir atölyenin üretiminden daha geniş bir anlam taşıyor. Mehmet Çiyancı’nın yıllar içinde kendi araştırmalarıyla geliştirdiği teknikler, geleneksel üretim bilgisinin kişisel ustalıkla nasıl birleştiğini ortaya koyuyor.
Çiyancı’nın atölyesinde üretim aşamalarının akademik araştırmalara da konu olması, bu zanaatın yalnızca yaşatılmasını değil, kayıt altına alınmasını da sağlıyor.
Tavas’ta el emeğiyle sürdürülen körüklü çizme üretiminin geleceği ise yeni ustaların yetişmesine bağlı. Bir ustanın yıllar içinde edindiği bilgi ve deneyimin çıraklara aktarılması, zanaatın gelecek yıllarda da yaşamasının en önemli koşullarından biri olarak öne çıkıyor.