DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, katıldığı bir televizyon programında Türkiye’nin Suriye politikalarına ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın söylemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bakırhan, Kürtlerin Suriye’de güvenli bir ortamda yaşamasının sağlanması gerektiğini belirterek, “Türkiye bu süreçte garantör ülke olabilir” dedi.
BAKIRHAN: KÜRTLERİN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALI, TÜRKİYE GARANTÖR OLSUN
PolitiKARS’ın MA'dan derlediği bilgilere göre; Halep’in farklı inanç ve kimliklerin birlikte yaşadığı bir kent olduğuna dikkat çeken Bakırhan, SDG’nin Suriye menşeli bir yapı olduğunu vurguladı. Suriye’de şu an Şara Hükümeti’nin yönetimde bulunduğunu hatırlatan Bakırhan, tarafların doğrudan müzakere etmesi gerektiğini söyledi.
Bakırhan, “Şara konuştuğunda geçiş sürecindeki devlet başkanı olarak algılanıyor, Mazlum Abdi konuştuğunda ise SDG yöneticisi olarak görülüyor. Buna rağmen Sayın Fidan’ın her defasında Suriye’deki bir bakan gibi konuşması anlaşılır değil. Şara Hükümeti ile SDG’li yöneticiler bir araya gelmeli; Halep başta olmak üzere Kürtlerin taleplerini konuşmalı” ifadelerini kullandı.
“HALEP’TE GÜCÜ KİM KULLANIYOR?”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarında güç kullanımına vurgu yapmasını eleştiren Bakırhan, Halep’te kimin söz sahibi olduğunun kamuoyunda net olmadığını söyledi.
“Sorun elbette çözülsün. Suriye’deki bu mesele artık sona ersin” diyen Bakırhan, çözümün anlatıldığı kadar zor olmadığını belirtti. Kimsenin yerinden edilmesine ya da göçe zorlanmasına gerek olmadığını dile getiren Bakırhan, Suriye’de henüz oturmuş bir rejimin bulunmadığını vurguladı.
“Suriye’nin demokratik ve kapsayıcı bir yapıya kavuşup kavuşmayacağı, anayasasında Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin, Türkmenlerin ve tüm inanç gruplarının yer alıp almayacağı belirsiz” dedi.
“TEHDİT DİLİ ÇÖZÜM GETİRMEZ”
Bakırhan, geçici hükümetin koşulsuz şekilde “silah bırakın, teslim olun” çağrılarının çözüm üretmediğini savundu. Tehditkâr dilden vazgeçilmesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, Türkiye’nin Suriye’deki sorunların çözümüne yapıcı katkı sunabilecek bir konumda olduğunu söyledi.
“Gündemimizi tehdide değil, çözüm üretmeye odaklarsak bu sürece gerçekten katkı sunabiliriz” diye konuştu.
“ÖCALAN’IN SDG’YE YÖNELİK BİR ÇAĞRISI YOK”
Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısına da değinerek, bu çağrının SDG’yi kapsadığı yönündeki iddialara itiraz etti. Çağrının, tüm dünyadaki Kürtleri bağladığı yönündeki yorumların gerçekçi olmadığını belirten Bakırhan, çözüm sürecine dair somut adımların hâlâ atılmadığını söyledi.
“Silah bırakanların toplumsal ve siyasal yaşama katılacağı söylenmişti ancak bu yönde herhangi bir düzenleme yapılmadı. Buna rağmen tek taraflı olarak tarihi adımlar atıldı” dedi.
“SDG, PKK İLE ÖZDEŞ DEĞİL”
SDG’nin farklı etnik ve inanç gruplarından oluştuğunu vurgulayan Bakırhan, yapının yarısına yakınının Araplar, Türkmenler ve Ezidilerden oluştuğunu hatırlattı. SDG’yi merkeze alan söylemlerin gerçekçi olmadığını belirten Bakırhan, yüz yıllık bir meselenin emir ve tehdit diliyle çözülemeyeceğini ifade etti.
“ŞAM’IN SORUNU OLMAYAN MESELE NEDEN TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDE?”
Bakırhan, SDG’nin silah bırakmasının Suriye’nin egemenlik alanına giren bir konu olduğunu söyledi. Şam yönetiminin SDG ile silahların örgütlenmesi ve orduya entegrasyonu konusunda görüştüğünü hatırlatan Bakırhan, “Şam’ın sorun etmediği bir mesele neden Türkiye’nin temel gündemi oluyor?” diye sordu.
“BİZİ TEHDİT GİBİ GÖSTERMEK KABUL EDİLEMEZ”
Kürtlerin Türkiye’ye yönelik bir tehdit gibi gösterilmesini kabul etmediklerini vurgulayan Bakırhan, “Bu toprakların en kadim halklarından biriyiz. Türkiye hepimizindir” dedi.
SDG’nin Türkiye için bir tehdit oluşturmadığını savunan Bakırhan, örgütün Selefi gruplara karşı kendini savunduğunu belirterek, “SDG silah bırakırsa onları bu yapılara karşı kim koruyacak?” sorusunu yöneltti.
“TÜRKİYE GARANTÖR OLABİLİR”
Bakırhan, Kürtlerin tarih boyunca Türklerle birlikte yaşadığını ve Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza mücadele ettiğini hatırlattı. Kendisinin de defalarca cezaevine girdiğini söyleyen Bakırhan, en çok çözüm ve demokrasi isteyenlerden biri olduğunu ifade etti.
“Sorun sanıldığı kadar zor değil. Kürtlerin Suriye’de güvenli bir ortamda yaşaması gerekiyor. Türkiye bu süreçte garantör ülke olabilir” diyerek sözlerini tamamladı.