DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Meclis’te düzenlenen kadın grup toplantısında konuştu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına tepki gösteren Hatimoğulları, “İran’ın kaderini İran halkları belirler” dedi.
Kadın hakları, savaş politikaları ve demokratikleşme başlıklarında dikkat çeken mesajlar verdi.
KADIN GRUP TOPLANTISI
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis’te 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlediği kadın grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Toplantı, 8 Mart’ın tarihsel arka planını ve Ortadoğu’da süren kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimiyle başladı; ardından “Jin, jiyan, azadî” sloganları atıldı.
KADIN MÜCADELESİNE VE SİYASİ TUTSAKLARA SELAM
Konuşmasına yaşamını yitiren ve cezaevlerinde bulunan kadınlara atıfla başlayan Hatimoğulları, Clara Zetkin, Rosa Luxemburg ve Şirin Tekeli başta olmak üzere kadın mücadelesinde simgeleşen isimleri andı. Cezaevlerinde bulunan siyasetçi kadınlara da selam gönderdi.
“EPSTEIN DOSYASI PATRİARKAL SİSTEMİ İFŞA ETTİ”
Hatimoğulları, kamuoyunda “Epstein dosyaları” olarak bilinen sürece değinerek, bunun patriarkal kapitalist sistemin kadın ve çocuklar üzerindeki tahakkümünü görünür kıldığını savundu. Belgelerde adı geçen kişiler hakkında Türkiye’de henüz bir soruşturma başlatılmadığını belirten Hatimoğulları, sorumlular hakkında derhal adım atılması gerektiğini ifade etti.
SAVAŞLAR VE ORTADOĞU’DA GERİLİM
Konuşmasında küresel ve bölgesel çatışmalara da geniş yer veren Hatimoğulları, Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları ve ABD ile İsrail’in İran’a dönük hamleleri üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Savaşların emperyal sistemin yeniden dizayn sürecinin parçası olduğunu öne süren Hatimoğulları, özellikle İran’a yönelik saldırıların bölgesel bir kaosa yol açabileceğini söyledi.
İran’da bir kız okulunun bombalandığını ve çok sayıda çocuğun yaşamını yitirdiğini belirten Hatimoğulları, saldırıları kınadı. “İran’ın kaderini İran halkları belirler. Kürtler, Azeriler, Beluciler ve Farslar belirler. ABD ve İsrail saldırılarına acilen son vermelidir. Taraflar ateşkes ilan etmeli ve masaya dönmelidir” dedi.
“ÇÖZÜM SAVAŞTA DEĞİL, DEMOKRATİK İRAN’DA”
Hatimoğulları, İran rejimine de çağrıda bulunarak kadınların, gençlerin ve farklı halkların demokratik taleplerinin karşılanması gerektiğini söyledi. Çözümün savaşta ya da otoriter yönetimlerde değil, demokratik bir İran’ın inşasında olduğunu dile getirdi.
ROJAVA, ŞENGAL VE AFGANİSTAN MESAJLARI
Ortadoğu’daki kadın direnişlerine dikkat çeken Hatimoğulları, Jina Mahsa Amini şahsında İranlı kadınlara, Rojava’daki kadınlara ve Şengal’deki Êzidî kadınlara selam gönderdi. Kadın kazanımlarına yönelik tehditlerin savaş politikalarının bir parçası olduğunu savundu.
Afganistan’da Taliban yönetiminin kadınlara yönelik uygulamalarını da eleştiren Hatimoğulları, Boko Haram, El Nusra, El-Kaide ve IŞİD (DEAŞ/DAİŞ) gibi örgütlerin kadınlar üzerindeki baskısına dikkat çekti. Iraklı kadın hakları savunucusu Yenar Muhammed’in Bağdat’ta öldürüldüğünü belirterek saldırıyı kınadı.
“KADINA YÖNELİK ŞİDDET TOPLUMSALDIR”
Kadın emeğinin güvencesizleştirildiğini savunan Hatimoğulları, iktidarın kadın istihdamı söylemini eleştirdi. Kadına yönelik şiddetin “aile içi mesele” olarak görülemeyeceğini vurgulayan Hatimoğulları, bunun toplumsal ve siyasal bir sorun olduğunu ifade etti.
ÖCALAN MESAJI VE DEMOKRATİK ENTEGRASYON VURGUSU
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıldönümünde Ankara’da bir toplantı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Mesajda “demokratik entegrasyon” vurgusunun öne çıktığını belirtti.
AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, kayyım atanan belediyelerin seçilmiş yöneticilere iade edilmesi, hasta tutukluların tahliyesi ve infaz uygulamalarına son verilmesi gerektiğini ifade etti. Öcalan’ın koşullarının yasal güvenceye kavuşturulmasının sürecin ilerlemesi açısından önemli olduğunu söyledi.
“DEMOKRATİK TÜRKİYE’NİN MÜHRÜ YEREL DEMOKRASİ”
Sürecin üç temel adım üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, eşit yurttaşlık temelinde “özgür yurttaş yasası” çıkarılmasını, PKK meselesine ilişkin çerçeve yasa hazırlanmasını ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini önerdi. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın bu konuda referans alınabileceğini dile getirdi.
Siyasi ve toplumsal örgütlenmenin önünün açılmasının temel bir hak olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, bu adımların hem kalıcı barışa hem de demokratik bir cumhuriyetin inşasına katkı sunacağını söyledi.
“8 MART RUHUYLA ALANLARDA OLACAĞIZ”
Konuşmasının sonunda 8 Mart’ta alanlarda olacaklarını belirten Hatimoğulları, kadınların barış, eşitlik ve özgürlük taleplerini meydanlarda dile getirmeye devam edeceklerini ifade etti. “Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir” diyerek sözlerini tamamladı.