ABD ile İran arasında haftalardır süren askeri ve siyasi gerilimde diplomatik temaslar hız kazanırken, Katar heyetinin Tahran’a giderek arabuluculuk görüşmelerine başladığı bildirildi.
Pakistan’ın da sürece aktif şekilde dahil olduğu gelişmeler sırasında, Suudi Arabistan merkezli medya kuruluşlarında ateşkes ve yaptırımları içeren 9 maddelik anlaşma taslağı yayımlandı.
İsveç’te toplanan NATO Dışişleri Bakanları ise İran, Hürmüz Boğazı ve bölgesel güvenlik başlıklarını masaya yatırırken, taraflardan gelen açıklamalar diplomatik sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdi.
ORTADOĞU’DA DİPLOMASİ TRAFİĞİ HIZLANDI
İran ile ABD arasında son dönemde tırmanan gerilim, bölgesel ve küresel diplomasi trafiğini de hızlandırdı. Katar’ın arabuluculuk girişimleri kapsamında bir heyetin İran’ın başkenti Tahran’a gittiği bildirildi.
Adı açıklanmayan diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlerde, Katar heyetinin ABD ile koordineli şekilde hareket ettiği ve temel hedefin taraflar arasında çatışmaların sona erdirilmesi olduğu belirtildi. Heyetin, özellikle askeri operasyonların durdurulması, enerji güvenliği ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz başlıkları üzerinde yoğunlaşacağı ifade edildi.
Bölgedeki diplomatik kaynaklar, Katar’ın uzun süredir Washington ile Tahran arasında dolaylı temas kanallarını açık tutan ülkelerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Son gelişmelerin ardından Katar’ın yeniden aktif arabulucu rol üstlenmesi, krizin kontrol altına alınmasına yönelik önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
PAKİSTAN’DAN KRİTİK TEMASLAR
Süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme ise Pakistan’ın devreye girmesi oldu. Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi’nin ardından Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir’in de İran’a gitmesinin beklendiği aktarıldı.
İran basınında yer alan haberlerde, Munir’in Tahran’da üst düzey İranlı yetkililerle görüşeceği belirtildi. Görüşmelerin güvenlik, bölgesel istikrar ve olası ateşkes süreci çerçevesinde gerçekleşeceği ifade edildi.
Pakistan yönetiminin özellikle Körfez bölgesinde yaşanabilecek daha büyük bir çatışmanın ekonomik ve güvenlik risklerinden endişe duyduğu, bu nedenle diplomatik çözüm arayışlarını desteklediği belirtiliyor.
9 MADDELİK ANLAŞMA TASLAĞI GÜNDEM OLDU
Suudi Arabistan merkezli Al-Arabiya televizyonunun yayımladığı ve “nihai taslak” olduğu öne sürülen belge ise uluslararası kamuoyunda dikkat çekti.
Haberde, ABD ile İran arasında üzerinde çalışıldığı iddia edilen anlaşma taslağında şu başlıkların yer aldığı ileri sürüldü:
Tüm kara, hava ve deniz cephelerinde derhal ve koşulsuz ateşkes ilan edilmesi, askeri ve ekonomik altyapıların hedef alınmaması, medya savaşlarının sona erdirilmesi, ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması taslakta öne çıkan maddeler arasında gösterildi.
Taslakta ayrıca İran’a yönelik yaptırımların kademeli kaldırılması, çözülmeyen başlıklara ilişkin müzakerelerin bir hafta içerisinde yeniden başlaması ve anlaşmanın uygulanmasını takip edecek ortak bir mekanizma kurulması gibi maddelerin de bulunduğu iddia edildi.
Ancak söz konusu belgeye ilişkin ne Washington’dan ne de Tahran’dan resmi doğrulama geldi.
İRAN’DAN BATI’YA “SALDIRI” TEPKİSİ
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in İran’a yönelik saldırıları “gereksiz savaş” olarak değerlendirmesine sert tepki gösterdi.
Bekayi yaptığı açıklamada, mevcut krizin temelinde ABD’nin 2018 yılında nükleer anlaşmadan çekilmesinin bulunduğunu savundu. İranlı sözcü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali olduğunu ileri sürdü.
Açıklamada, “Egemen bir devlete yönelik açık saldırı eylemi” ifadesi kullanılırken, uluslararası toplumun bu saldırıları açık şekilde kınaması gerektiği belirtildi.
NATO MASASINDA İRAN VE HÜRMÜZ BOĞAZI
İsveç’in Helsingborg kentinde düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda da İran gündemin ana başlıklarından biri oldu.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, toplantının açılışında yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu söyledi.
Rutte, “Seyrüsefer özgürlüğü ciddi şekilde tehdit altında” ifadelerini kullanarak, NATO ülkelerinin ortak güvenlik adımlarını değerlendirdiğini belirtti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise İran ile yürütülen görüşmelerde “bir miktar ilerleme” sağlandığını açıkladı. Rubio, diplomatik sürecin sürdüğünü ancak temel sorunların henüz çözülmediğini ifade etti.
Rubio ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti uygulamaya yönelik girişimlerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bu konuda girişim başlatacaklarını duyurdu.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA GEMİ TRAFİĞİ SÜRÜYOR
Tüm diplomatik ve askeri gerilime rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin devam ettiği bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, son 24 saatte petrol tankerleri ve konteyner gemileri dahil 35 geminin boğazdan geçtiği belirtildi.
Açıklamada, geçişlerin İran makamlarının koordinasyonu ve izniyle gerçekleştiği ifade edildi. İran yönetimi, bölgede deniz güvenliğinin kontrol altında olduğunu savunurken, Batılı ülkeler ise olası yeni krizlerin küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
ANKARA ZİRVESİ ÖNCESİ KRİTİK SÜREÇ
Öte yandan NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda bu yaz Ankara’da yapılması planlanan liderler zirvesinin hazırlıkları da ele alındı.
Toplantıda savunma harcamaları, Ukrayna savaşı, savunma sanayii üretimi ve Ortadoğu’daki gelişmelerin zirvenin temel gündem maddeleri arasında olacağı belirtildi.
Uzmanlar, İran ile ABD arasında yürütülen diplomatik temasların başarısız olması halinde bölgede daha geniş çaplı güvenlik krizlerinin yaşanabileceği değerlendirmesinde bulunurken, mevcut temasların taraflar açısından kritik bir fırsat penceresi oluşturduğunu ifade ediyor.