Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol hattı ile Riyad Havalimanı’nı hedef aldıklarını duyurdu; Riyad saldırıları henüz doğrulamadı.
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan yetkililerinin bugün Tahran’da İranlı isimlerle görüşerek gerilimi düşürme yollarını ele alması bekleniyor.
Brent petrol 114,48 dolara geriledi ancak haftalık yükselişini korudu; IEA, savaşın enerji piyasalarını 2027’de de etkileyeceği uyarısı yaptı.
YEMEN’DE SALDIRILAR ARTIYOR, SUUDİ ARABİSTAN’IN PETROL ALTYAPISI HEDEFTE
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; 26 Ekim itibarıyla Ortadoğu’da askeri gerilim, diplomatik temaslar, enerji arzı ve ekonomik yaptırımlar gündemin başlıca konularını oluşturuyor. Yemen’deki saldırıların Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını tehdit etmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı sorunlarıyla birleşerek bölgesel riskleri artırıyor.
Reuters’ın bugün yayımladığı habere göre, Yemen’deki İran yanlısı Husiler, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattındaki pompa istasyonları ile başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef aldıklarını açıkladı. Suudi Arabistan yönetimi, haberin yayımlandığı sırada bu saldırı iddialarını doğrulamamıştı. Bu nedenle petrol altyapısının hasar gördüğüne ilişkin kesin bir sonuca varmak için ek doğrulama gerekiyor.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Riyad yönünde fırlatıldığını bildirdiği bir balistik füzenin önlendiğini açıkladı. Koalisyon, Yemen’in başkenti Sana’da iki füze fırlatma sisteminin imha edildiğini, ayrıca beş füze depolama tüneli, dört fırlatma sistemi ve bir füze depolama tesisinin hedef alındığını duyurdu. Açıklamada Husilerin ikmal hatları ve cephe bölgelerindeki askeri unsurlarına yönelik operasyonların da sürdüğü belirtildi.
Suudi Arabistan, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki stratejik bölgelerde ilerlemesinin ardından hava saldırılarını artırdı. Çatışmaların Bab el Mendeb Boğazı çevresine yaklaşması, Körfez’den yapılan enerji sevkiyatları açısından ikinci bir deniz güvenliği sorunu oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda 2022’den bu yana büyük ölçüde korunan Yemen ateşkesi de son çatışmalarla fiilen bozulmuş durumda. Böylece savaşın etkileri hem Suudi Arabistan’ın güvenliğine hem de uluslararası deniz ticaretine yayılıyor.
TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN’DAN TAHRAN’A DİPLOMASİ GİRİŞİMİ
Bugünün en önemli diplomatik gelişmesi, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan üst düzey yetkililerin İran’ın başkenti Tahran’da görüşme yapmasının planlanması.
Reuters’ın 26 Ekim tarihli haberine göre Suudi Arabistan’ı Savunma Bakanı Halid bin Selman, Pakistan’ı Genelkurmay Başkanı Asım Münir, Türkiye’yi ise Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın temsil edecek. Heyetlerin İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi yetkilileriyle bölgesel güvenlik ve gerilimin düşürülmesi konularını ele alması bekleniyor.
Pakistan’ın girişimiyle planlanan temaslar, Suudi Arabistan’ın Husilerin saldırıları nedeniyle İran savaşı içindeki konumunun daha fazla etkilenmeye başladığı bir döneme denk geliyor. Görüşmelerin amacı, bölgesel çatışmaların yayılmasını önlemek ve Katar ile Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çalışmalarına destek sağlamak.
Katar’dan arabulucuların da önceki gün Tahran’da İranlı yetkililerle görüştüğü bildirildi. Ancak önceki diplomatik girişimlerle sağlanan geçici anlaşmanın çatışmaların yeniden başlamasıyla bozulması, yeni temasların sonuç verip vermeyeceği konusunda belirsizlik yaratıyor.
Türkiye açısından görüşmeler, İran savaşıyla birlikte artan güvenlik risklerini sınırlandırmak ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri korumak bakımından önem taşıyor. Ankara’nın diplomatik girişimlerinin yanında savunma iş birliği de gündemde. Bununla birlikte bugünkü görüşmelerin sonucuna ilişkin henüz doğrulanmış bir ortak açıklama bulunmuyor.
ABD-İRAN GERİLİMİ YENİDEN TIRMANABİLİR
Washington ile Tahran arasındaki gerilim, diplomatik çözüm arayışlarına rağmen yüksek seviyede seyrediyor.
Reuters’ın 26 Ekim tarihli haberinde, ABD ve İran’ın daha geniş çaplı çatışmaların yeniden başlaması ihtimaline karşı askeri planlar hazırladığı yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Haberde, olası bir tırmanışın ABD’deki 3 Kasım ara seçimlerinden sonra yaşanabileceğine ilişkin kaynak değerlendirmeleri aktarıldı. Bu bilgi, yeni bir operasyonun kesinleştiği anlamına gelmiyor.
ABD Başkanı Donald Trump, önceki açıklamalarında İran’a yönelik yeni bir askeri operasyon ihtimalini gündemde tutarken, İranlı yetkililer de yeni bir saldırıya önceki karşılıklarından daha güçlü yanıt vereceklerini bildirdi.
Tahran, Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin deniz ablukasını kaldırmasını ve ekonomik baskıyı hafifletmesini istiyor. Washington ise İran’ın nükleer programı konusunda kapsamlı güvenceler talep ediyor. Taraflar arasında bu koşulları bir araya getiren yeni bir anlaşma açıklanmış değil.
Bu tablo, diplomatik temasların sürmesine rağmen askeri riskin ortadan kalkmadığını gösteriyor. Özellikle Hürmüz ve Bab el Mendeb çevresindeki saldırılar, olası bir tırmanışın enerji piyasaları ve uluslararası ticaret üzerindeki etkisini büyütebilir.
HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ KISITLAMALAR ENERJİ ARZINI ETKİLİYOR
Hürmüz Boğazı, İran savaşı nedeniyle küresel enerji taşımacılığının en kritik risk noktalarından biri olmayı sürdürüyor.
Boğazdaki deniz trafiğinin savaş öncesi seviyelerin altında kalması, petrol ve doğal gaz sevkiyatlarını olumsuz etkiliyor. Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’ın enerji altyapısını hedef aldıklarını açıklaması da alternatif ihracat güzergâhlarının güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattı, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak için kullanılan başlıca alternatiflerden biri. Ancak hatta bağlı pompa istasyonlarına saldırı düzenlendiği iddiasının henüz Suudi makamlarınca doğrulanmaması nedeniyle altyapının mevcut durumu hakkında kesin bir değerlendirme yapılamıyor.
Diğer taraftan Bab el Mendeb çevresindeki çatışmalar, Kızıldeniz üzerinden yapılan sevkiyatları da tehdit ediyor. İki stratejik geçiş güzergâhının aynı dönemde risk altında kalması, petrol taşımacılığında alternatif rota bulmayı zorlaştırıyor.
PETROL FİYATLARI GERİLEDİ, ANCAK YÜKSEK SEVİYEDE KALDI
Enerji piyasalarında bugün sınırlı bir gerileme görülse de fiyatlar savaş öncesi seviyelerin oldukça üzerinde bulunuyor.
Reuters’ın 26 Ekim tarihli piyasa haberine göre Brent petrolün vadeli fiyatı, önceki haftaki yükselişin ardından yüzde 1,9 düşerek varil başına 114,48 dolara geriledi. ABD Batı Teksas türü ham petrolü de yüzde 2,2 düşüşle 101,01 dolara indi. Brent petrol, önceki hafta boyunca yüzde 6,2 yükselmişti.
Fiyatlardaki geri çekilmede Katar’ın arabuluculuk girişimlerinin gerilimi azaltabileceğine yönelik beklentiler etkili oldu. Buna karşılık Suudi Arabistan’a yönelik yeni saldırı iddiaları, petrol arzı üzerindeki baskının devam edebileceği kaygısını canlı tuttu.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, bugün yaptığı değerlendirmede küresel enerji piyasalarının 2027 yılında da savaş öncesi koşullara dönmesini beklemediğini açıkladı. Birol, petrol fiyatlarının 120 dolara yaklaşmasının bazı ülkelerin dış ticaret açıklarını büyüttüğünü, kış döneminde dizel arzına ilişkin risklerin de arttığını belirtti.
Birol ayrıca Avrupa’nın Rusya’dan doğal gaz ithalatını azaltması ve Katar ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin savaş nedeniyle önceki seviyelerde gaz ihraç edememesi nedeniyle kış aylarında enerji piyasaları üzerindeki baskının artabileceği uyarısında bulundu.
Bu değerlendirmeler, petrol fiyatlarında günlük gerileme yaşanmasının enerji krizinin sona erdiği anlamına gelmediğini gösteriyor. Deniz taşımacılığı, rafineri faaliyetleri ve doğal gaz arzındaki sorunlar küresel enerji maliyetlerini etkilemeyi sürdürüyor.
ABD’NİN İRAN’A YÖNELİK YAPTIRIMLARI DEVAM EDİYOR
Washington, İran’ın petrol gelirlerini ve uluslararası finans sistemine erişimini sınırlandırmaya yönelik yaptırımlarını sürdürüyor.
ABD Hazine Bakanlığı, 21 Ekim’de İran’ın petrol ve diğer ticari ürünlerinin taşınmasında kullanıldığını belirttiği denizcilik ağlarıyla bağlantılı yeni yaptırım kararları açıkladı. Bakanlık, Panama ve Yunanistan merkezli Karnakis and Karnakis adlı hukuk firmasını, İran bağlantılı gemilerin faaliyetlerini gizlemeye yardımcı olduğu iddiasıyla yaptırım kapsamına aldı. Denizcilik acenteleri ve bazı gemiler de kararların kapsamına girdi.
ABD yönetimi, söz konusu yapıların İran’ın petrol ve petrokimya ürünlerinden gelir elde etmesini kolaylaştırdığını savunuyor. Yaptırımların gerekçesi Washington’ın resmî değerlendirmelerine dayanıyor; hedef alınan ağların faaliyetleriyle ilgili bütün iddialar bağımsız biçimde doğrulanmış değil.
Yeni yaptırımlar, İran limanlarına yönelik deniz ablukası ve Hürmüz Boğazı’ndaki askeri gerilimle birlikte uygulanıyor. Tahran, ekonomik baskının kaldırılmasını diplomatik çözüm için öne sürdüğü koşullar arasında tutarken ABD, İran’ın finansal ve denizcilik ağlarını sınırlandırma politikasını sürdürüyor.
GAZZE VE BATI ŞERİA’DA ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR
Ortadoğu’daki güvenlik gündemi İran ve Yemen’le sınırlı değil. Gazze’de ateşkes düzenlemesine rağmen saldırılar sürerken Batı Şeria’da İsrail ordusunun operasyonları ve yerleşimci şiddeti de gündemdeki yerini koruyor.
Associated Press’in 25 Ekim tarihli haberine göre Gazze’de düzenlenen İsrail saldırılarında yedi Filistinli hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı. Yerel hastanelerin verdiği bilgilere dayandırılan haberde, Gazze kenti, Han Yunus ve Deyr el-Belah çevresindeki saldırılarda ölümler yaşandığı aktarıldı. İsrail ordusu saldırılarda silahlı gruplara mensup kişileri hedef aldığını savunurken Gazze’deki sağlık yetkilileri can kayıplarını bildirdi.
Batı Şeria’da ise El Halil’de iki İsrail askerinin öldüğü saldırının ardından İsrail ordusu geniş çaplı operasyon başlattı. Operasyon kapsamında gözaltılar, yıkımlar ve geçiş kısıtlamaları uygulanırken El Halil Belediyesi yaklaşık 2 bin 200 kişinin yerinden edildiğini açıkladı.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçim öncesinde güvenlik politikaları, savaşın maliyeti ve uluslararası yaptırım tartışmaları da öne çıkıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun olası yaptırımları aşmak için kripto varlıkların kullanılabileceğine ilişkin açıklaması, İsrail Merkez Bankası ve ekonomistler tarafından eleştirildi. Merkez Bankası, kripto varlıkların yaptırımları aşmanın güvenilir bir yolu olmadığını belirterek ülkenin ticari ilişkilerini koruması gerektiğini vurguladı.
TÜRKİYE VE BÖLGE AÇISINDAN ÖNE ÇIKAN SONUÇLAR
26 Ekim itibarıyla Ortadoğu’da üç gelişme öne çıkıyor: Husilerin Suudi Arabistan’ın petrol altyapısını ve Riyad Havalimanı’nı hedef aldıkları yönündeki açıklamaları, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan heyetlerinin İran’la görüşmesinin planlanması ve enerji piyasalarındaki yüksek fiyat baskısının sürmesi.
Bugün Tahran’da yapılması planlanan görüşmeler, bölgesel gerilimi düşürmeye yönelik yeni bir diplomatik girişim niteliği taşıyor. Ancak toplantının sonuçları henüz açıklanmadığından, görüşmelerin ateşkes veya yeni bir anlaşma sağlayacağı yönünde kesin bir değerlendirme yapılamıyor.
Türkiye açısından gelişmeler; enerji ithalatı maliyetleri, Körfez ülkeleriyle savunma iş birliği, deniz ticaretinin güvenliği ve diplomatik arabuluculuk bakımından önem taşıyor. Hürmüz ve Bab el Mendeb çevresindeki risklerin birlikte artması, yalnızca petrol piyasalarını değil, uluslararası tedarik zincirlerini de etkiliyor.
ÖNEMLİ YENİ GELİŞME:
Husilerin Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol hattındaki pompa istasyonları ile Riyad Havalimanı’nı hedef aldıklarını duyurması ve Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan yetkililerin İran’la görüşmesinin planlanması, günün öne çıkan gelişmeleridir. Saldırı iddialarının Suudi Arabistan tarafından doğrulanması ve Tahran’daki görüşmelerin sonucu henüz bekleniyor. Brent petrolün 114,48 dolara gerilemesine rağmen enerji piyasalarında savaş kaynaklı riskler yüksek seviyede kalıyor.