Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos’ta açıklayacak.
“Kavala / Türkiye (No. 2)” başlıklı başvuruda Kavala’nın tutukluluğu ve Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı yargılama sürecinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında hak ihlali yaşandığı yönündeki iddialar ele alınıyor.
Karar, Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda saat 10.00’da gerçekleştirilecek kamuya açık oturumda duyurulacak.
AİHM’DE İKİNCİ BAŞVURU
PolitiKARS’ın haber kaynaklarından derlediği bilgilere göre; Osman Kavala’nın ikinci başvurusu 18 Ocak 2024 tarihinde AİHM’e yapıldı. Başvuru, Kavala’nın 2019 tarihli AİHM kararından sonraki tutukluluk süreci ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılama sürecine ilişkin iddiaları kapsıyor.
AİHM’nin 7 yargıçtan oluşan İkinci Dairesi, başvurunun Sözleşme’nin uygulanması açısından önemli bir sorun içerdiği değerlendirmesiyle dosyayı 16 Aralık 2025’te Büyük Daireye gönderdi.
Büyük Daire, başvuruyla ilgili duruşmayı 25 Mart 2026’da Strazburg’da gerçekleştirdi. Kararın 25 Ağustos’ta açıklanması kararlaştırıldı.
KAVALA HANGİ HAKLARIN İHLAL EDİLDİĞİNİ SAVUNUYOR?
Kavala’nın AİHM’ye yaptığı başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülüyor.
Başvuruda ayrıca insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı ile hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların öngörülen amaçlar dışında kullanılmasını yasaklayan AİHS’nin 18’inci maddesi bakımından da ihlal iddiası bulunuyor.
2019’DA AİHM TAHLİYE KARARI VERMİŞTİ
Osman Kavala, 2017’den bu yana cezaevinde bulunuyor. AİHM, 2019 yılında Kavala’nın tutukluluğunun siyasi amaç taşıdığı ve makul şüpheye dayanmadığı sonucuna vararak serbest bırakılması gerektiğine hükmetmişti.
Kavala bu kararın ardından tahliye edilmedi. AİHM Büyük Dairesi 2022’de Türkiye’nin söz konusu karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi.
Türkiye’de devam eden yargılama sonucunda Kavala, 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’ın 2023’te kararı onamasıyla hüküm kesinleşti.
İKİNCİ BAŞVURU BU SÜRECİ KAPSIYOR
AİHM’nin önündeki yeni başvuru, 2019’daki kararın ardından yaşanan süreç ile Türkiye’deki yargılama sonucunda verilen mahkûmiyet kararının AİHS bakımından değerlendirilmesini içeriyor.
Bu nedenle Büyük Daire’nin vereceği kararın yalnızca Kavala’nın mevcut hukuki durumuna değil, AİHM’nin önceki kararlarının uygulanması ve Sözleşme kapsamındaki hakların yorumlanmasına ilişkin sonuçları da bulunabilecek.
KARAR STRAZBURG’DA AÇIKLANACAK
AİHM Büyük Dairesi’nin kararı 25 Ağustos Salı günü saat 10.00’da Strazburg’daki İnsan Hakları Binası’nda düzenlenecek kamuya açık oturumda açıklanacak.
Kararın açıklanmasının ardından AİHM’nin Kavala’nın başvurusunda hangi maddeler yönünden ihlal bulunup bulunmadığı ve bunun gerekçeleri ortaya çıkacak. Karar metninin aynı gün AİHM’nin internet sitesinde yayımlanması bekleniyor.
..haberin arka planı
KARAR SONRASI SÜREÇ GÜNDEME GELECEK
Büyük Daire’nin vereceği karar, Osman Kavala dosyasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından geldiği yeni aşamayı belirleyecek. Kararın ardından Türkiye’nin yükümlülükleri ve kararın iç hukuk bakımından nasıl değerlendirileceği yeniden gündeme gelecek.
Dosyanın temelini, Kavala’nın tutukluluğunun ve daha sonraki yargılama sürecinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki çeşitli haklarla uyumlu olup olmadığına ilişkin başvurular oluşturuyor.
KAVALA 2017’DE TUTUKLANDI
Osman Kavala, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin soruşturma kapsamında 18 Ekim 2017’de tutuklandı. Kavala hakkında daha sonra Gezi Parkı olaylarının organizasyonuna ilişkin suçlamalarla dava açıldı.
AİHM’ye ilk başvurusunu 8 Haziran 2018’de yapan Kavala’nın tutukluluk süreci, Avrupa’daki insan hakları mekanizmalarının da gündemine taşındı.
10 Aralık 2019’da kararını açıklayan AİHM, Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının yanı sıra tutukluluğuna ilişkin yargısal inceleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme ayrıca AİHS’nin 18’inci maddesi kapsamında, tutukluluğun Sözleşme’de öngörülmeyen bir amaç taşıdığı sonucuna vardı ve Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.
AİHM KARARININ ARDINDAN TAHLİYE GERÇEKLEŞMEDİ
AİHM’nin 2019 tarihli kararına rağmen Kavala’nın tutukluluğu sona ermedi.
18 Şubat 2020’de İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Gezi davasında Kavala’nın da aralarında bulunduğu sanıkların beraatine ve Kavala’nın tahliyesine karar verdi. Ancak aynı gün başka bir soruşturma kapsamında hakkında yeniden gözaltı işlemi başlatıldı ve Kavala yeniden tutuklandı.
Gezi davasındaki beraat kararı daha sonra istinaf tarafından bozuldu ve yargılama yeniden devam etti.
2022’DE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET CEZASI
Yeniden görülen Gezi davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de Kavala’yı “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme, Kavala hakkında ayrıca casusluk suçlamasından beraat ve tahliye kararı verdi ancak ağırlaştırılmış müebbet hükmü nedeniyle cezaevinden çıkmadı.
Kavala’nın yanı sıra Gezi davasında yargılanan Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater hakkında da hapis cezaları verildi.
YARGITAY KARARI KESİNLEŞTİRDİ
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023’te Gezi davasında Kavala hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Aynı kararla Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater hakkında verilen 18’er yıllık hapis cezaları da onandı.
Böylece Kavala hakkındaki ağırlaştırılmış müebbet hapis hükmü kesinleşti.
Avukatlarının daha sonra yaptığı yargılamanın yenilenmesi başvurusu da kabul edilmedi.
AİHM 2022’DE TÜRKİYE’Yİ HAKSIZ BULMUŞTU
Kavala dosyasındaki bir diğer önemli aşama, AİHM’nin 2022’de verdiği karardı.
AİHM Büyük Dairesi, Bakanlar Komitesi’nin talebi üzerine yürütülen ihlal prosedüründe Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararına uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti. Böylece Mahkeme, Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki önceki kararın gereğini yerine getirmediği sonucuna vardı.
Bu kararın ardından Kavala’nın tutukluluğu ve mahkûmiyeti Türkiye ile Avrupa Konseyi arasındaki insan hakları gündeminin başlıklarından biri olmayı sürdürdü.
İKİNCİ BAŞVURU NEDEN ÖNEMLİ?
Kavala’nın 2024 tarihli ikinci başvurusu, ilk AİHM kararından sonraki gelişmeleri de kapsıyor.
Başvuruda özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü gibi AİHS kapsamında korunan haklara ilişkin ihlal iddiaları bulunuyor.
Dosyanın Büyük Daire’ye gönderilmesi, Mahkeme’nin başvuruyu Sözleşme’nin uygulanması bakımından önemli bir mesele olarak değerlendirdiğini gösteriyor.
TÜRKİYE’NİN SAVUNMASI DA DOSYADA
25 Mart 2026’da yapılan Büyük Daire duruşmasında Türkiye tarafı da savunmasını sundu.
Türkiye adına yapılan savunmalarda Kavala hakkındaki mahkûmiyetin dayandığı deliller ve iç hukuk sürecindeki değerlendirmeler öne çıkarıldı. Kavala’nın avukatları ise AİHM’nin 2019 ve 2022 kararlarına ve devam eden tutukluluk sürecine ilişkin ihlal iddialarını gündeme getirdi.
Büyük Daire’nin değerlendirmesi, tarafların savunmaları ve dosyadaki hukuki süreç birlikte ele alınarak yapılacak.
KARARIN ARDINDAN YENİ HUKUKİ TARTIŞMA BAŞLAYACAK
AİHM’nin açıklayacağı karar, Kavala dosyasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bakımından geldiği noktayı belirleyecek. Kararın içeriğine göre Türkiye’nin AİHM kararları kapsamındaki yükümlülükleri ve dosyanın iç hukuk açısından ortaya çıkarabileceği sonuçlar yeniden tartışılacak.
Kavala dosyası açısından kararın yanı sıra, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin daha önceki AİHM kararlarının uygulanmasına ilişkin denetim süreci de önemini koruyacak.
Büyük Daire’nin kararının açıklanmasıyla birlikte yaklaşık dokuz yıldır devam eden Kavala dosyasındaki Avrupa insan hakları yargılamasının yeni hukuki çerçevesi ortaya çıkacak.