Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un kapsamı, amacı ve uygulanma şartlarına ilişkin değerlendirmesini yayımladı.
Uçum, düzenlemenin olağan bir terörle mücadele kanunu olarak ele alınamayacağını belirterek kanunun temel amacını sistematik terörün kesin ve devamlı biçimde sona erdirilmesi olarak tanımladı.
TBMM’de 10 Ağustos’ta kabul edilen düzenleme, 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
BİLANÇO: 7595 SAYILI KANUN NE GETİRİYOR?
Kanun, PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah ve mühimmatın teslim edildiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesi ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanması şartlarına bağlı bir hukuki çerçeve oluşturuyor.
Bu şartların gerçekleşmesinin ardından kanun kapsamındaki kişilerin belirli süre içerisinde başvuruda bulunabilmesi ve bazı soruşturma, kovuşturma ile infaz işlemlerinin ertelenmesi öngörülüyor.
MİLLİ DAYANIŞMA VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR
— Mehmet Uçum (@mehmetucum) August 23, 2026
KANUN ÜZERİNE GENEL DEĞERLENDİRME
GİRİŞ
1- 7595 Sayılı Kanun’a İlişkin Metodoloji Sorunu
2-Komisyon Raporu ve Kanun İlişkisi
3-Kanunun Niteliğine ve Hükümlerine İlişkin Açıklamalar
a- Kanunun Niteliği ve Genel…
Uçum ise değerlendirmesinde düzenlemenin yalnızca tek tek maddeleri üzerinden değil, genel amacı ve geçiş süreciyle birlikte ele alınması gerektiğini savundu.
UÇUM: OLAĞAN BİR TERÖRLE MÜCADELE KANUNU DEĞİL
Mehmet Uçum, Anadolu Ajansı Analiz için kaleme aldığı değerlendirmesinde 7595 sayılı Kanun’un olağan bir mevzuat düzenlemesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Uçum’a göre düzenlemenin olağan dışı niteliği, genel amacından kaynaklanıyor. Bu amaç, sistematik terörün kesin ve devamlı biçimde tasfiye edilmesi ve bunun ardından toplumsal bütünleşmeye yönelik yeni bir dönemin hukuki çerçevesinin oluşturulması olarak ortaya konuluyor.
Uçum, kanunun Türkiye’nin sistematik terör tehdidinden kalıcı biçimde kurtulmasına yönelik geçiş sürecinin “çerçeve hukuku” niteliğinde olduğunu ifade etti.
KANUN 10 AĞUSTOS’TA KABUL EDİLDİ
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, TBMM Genel Kurulu’nda 10 Ağustos 2026’da kabul edildi.
Düzenleme, 18 Ağustos 2026 tarihli ve 33344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece kanunun yasama süreci tamamlanırken, uygulama bakımından belirlenen şartların gerçekleşmesine bağlı yeni bir aşama başladı.
TBMM’nin yasama döneminde kabul ettiği son düzenlemelerden biri olan kanun, siyasi iktidar tarafından “Terörsüz Türkiye” sürecinin hukuki zemini olarak değerlendirilirken, Uçum da kanunu bu geçiş sürecinin çerçeve hukuku olarak nitelendirdi.
UYGULAMA İÇİN ÖNCE ÖRGÜTSEL ŞARTLARIN GERÇEKLEŞMESİ GEREKİYOR
Kanunun uygulanması doğrudan yürürlüğe girmesiyle bütün kişiler açısından otomatik sonuç doğurmuyor.
Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeye göre öncelikle PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve kontrolündeki silah, mühimmat ve diğer malzemeleri teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi gerekiyor.
Bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu tarafından teyit edilmesi ve ilgili kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından kanunun kişilere ilişkin hükümleri uygulanabilecek.
Uçum da değerlendirmesinde bu şartın kanunun uygulanmasındaki temel eşiklerden biri olduğunu vurguladı.
SİLAH VE MALZEMELER KAYIT ALTINA ALINACAK
Kanun, örgüt mensuplarının beraberlerinde getirdikleri veya beyan ettikleri silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı madde ve diğer malzemelerin kayıt altına alınmasını öngörüyor.
Bu uygulamanın usul ve esasları ise güvenlik kurumlarının görüşleri alınarak İçişleri Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek.
Dolayısıyla düzenleme yalnızca adli dosyalara ilişkin bir erteleme mekanizması getirmiyor; silah ve malzemenin teslim edilmesi, kayıt altına alınması ve örgütsel yapının fiili olarak sona erdiğinin tespit edilmesine ilişkin kurumsal bir süreç de oluşturuyor.
KANUN KİMLERİ KAPSIYOR?
Düzenleme; PKK/KCK’nın kurulması veya yönetilmesi, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgüt propagandası yapma suçlarının yanı sıra örgütün faaliyeti kapsamında işlenen bazı suçları kapsıyor.
Kanunda örgütle bağlantılı oluşumlar da kapsam içerisinde tanımlanıyor. Ancak bir kişinin bu gruplardan biri içerisinde bulunması, kanundan otomatik biçimde yararlanacağı anlamına gelmiyor.
Uçum’un değerlendirmesinde de uygulamanın “dosya bazında ve kişi esaslı” yapılacağı vurgulanıyor. Bu nedenle her dosyada suçun niteliği, kişinin hukuki durumu ve kanunda belirtilen istisnaların ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARI KAPSAM DIŞINDA
Kanunda önemli istisnalardan biri örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçları.
Düzenlemeye göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları kapsam dışında tutuluyor. Ayrıca 1 Haziran 2005’ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bazı suçlar da erteleme hükümlerinden yararlanamayacak.
Bu nedenle düzenlemenin bütün örgüt mensupları veya bütün suçlar bakımından aynı hukuki sonucu doğuran genel bir uygulama olmadığı belirtiliyor.
SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMALARDA ERTELEME
Kanunun uygulanma şartlarının gerçekleşmesi halinde kapsam dahilindeki bazı soruşturma ve kovuşturmalar için erteleme mekanizması devreye girecek.
Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından soruşturma ve kovuşturmaların 5 yıl, 15 yıldan fazla hapis cezası ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bazı suçlar bakımından ise 10 yıl süreyle ertelenmesi öngörülüyor. Kasten öldürme suçları ile kanunda ayrıca belirtilen istisnalar bu kapsamın dışında tutuluyor.
Uçum, söz konusu mekanizmanın teknik veya genel anlamda af olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor. Ona göre düzenleme, belirli şartlara bağlanan bir hukuki geçiş mekanizması niteliğinde.
BAŞVURU İÇİN ALTI AYLIK SÜRE
Kanunun kişilere yönelik hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin başvuru süreci de belirli şartlara bağlandı.
Örgütün fiili varlığının sona erdiğine ve silahların teslim edildiğine ilişkin tespitin yapılması, Milli Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından kapsam dahilindeki kişiler için 6 aylık başvuru süresi başlayacak.
Başvurular kişinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak yapılabilecek. Kişiler başvurularını bizzat veya avukatları aracılığıyla gerçekleştirebilecek.
ERTELEME SÜRESİNDE YENİ SUÇ İŞLENİRSE NE OLACAK?
Uçum’un değerlendirmesinde, düzenlemenin kişilere koşulsuz bir hukuki güvence sağlamadığı özellikle vurgulanıyor.
Erteleme süresi içerisinde yeni bir terör suçu işlenmesi ve bu suç nedeniyle verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi halinde erteleme kararının kaldırılması ve ertelenen hukuki sonuçların yeniden devreye girmesi öngörülüyor.
Buna karşılık kanunda belirtilen koşullara uygun davranılması ve erteleme döneminin öngörülen şekilde tamamlanması halinde soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş cezalar bakımından kanunun öngördüğü olumlu hukuki sonuçların uygulanması mümkün olacak.
UÇUM: ŞARTA BAĞLI BİR YENİDEN BAŞLAMA İMKÂNI
Mehmet Uçum, değerlendirmesinde devletin düzenleme kapsamında belirli şartlara bağlı bir “yeniden başlama” imkânı sunduğunu belirtiyor.
Bu yaklaşımın temelinde, sistematik terörün sona erdirilmesine yönelik kamusal yarar bulunduğunu savunan Uçum, kanundan yararlanacak kişiler bakımından olumlu sonuçların kişisel şartların yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade ediyor. Şartların yerine getirilmemesi halinde ise hukuki sonuçların olumsuz yönde doğacağını belirtiyor.
Bu yönüyle Uçum’un değerlendirmesi, düzenlemenin yalnızca geçmişteki suçlara ilişkin hukuki sonuçları değil, bundan sonraki süreçte kişilerin ve örgütsel yapının davranışlarını da dikkate alan şartlı bir sistem olarak yorumlandığını ortaya koyuyor.
KANUNUN UYGULANMASI KURUMLARIN KARARLARINA BAĞLI
Düzenlemenin bundan sonraki aşamasında güvenlik kurumları, Milli Güvenlik Kurulu, yargı mercileri ve kanunda görev verilen diğer kamu kurumlarının işlemleri belirleyici olacak.
Örgütsel yapının sona erdiğine ilişkin tespit, silah ve malzemelerin teslimi, MGK teyidi, Resmî Gazete’de yayımlanacak karar ve ardından başlayacak başvuru süreci birbirini takip eden aşamalar olarak düzenlenmiş durumda.
Kanun kapsamında verilen görevleri yerine getiren kamu görevlilerinin, bu görevleri nedeniyle hukuki, idari veya cezai sorumluluklarının doğmamasına ilişkin bir hüküm de düzenlemede yer alıyor.
UÇUM DEĞERLENDİRMENİN DEVAM EDECEĞİNİ AÇIKLADI
Mehmet Uçum, 23 Ağustos’ta yayımladığı değerlendirmesinin 7595 sayılı Kanun’a ilişkin ilk genel çerçeveyi oluşturduğunu belirtti. Uçum’un açıklamasına göre sonraki değerlendirmelerde kanunun Anayasa’ya uygunluğu, yeni bir infaz düzenlemesine ihtiyaç olup olmadığı, kanunda kullanılan hukuki dil, demokratik siyasetin geliştirilmesi ve yeni anayasa tartışmaları gibi başlıklar da ele alınacak.
7595 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte tartışmanın ağırlık merkezi yasama sürecinden uygulama aşamasına geçti. Bundan sonraki dönemde özellikle kanunda öngörülen örgütsel şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, başvuru mekanizmasının nasıl işletileceği ve yargı mercilerinin bireysel dosyalarda vereceği kararlar sürecin hukuki sonuçlarını belirleyecek.
Mehmet Uçum’un değerlendirmesi ise Cumhurbaşkanlığı hukuk politikaları perspektifinden 7595 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve uygulanma mantığına ilişkin yaklaşımı ortaya koyuyor.