Kumpas mı, Siyasi Hesaplaşma mı?

Ali ihsan ALINAK

Mimar Ali ihsan Alınak’ın “Kumpas mı, Siyasi Hesaplaşma mı?” başlıklı yazısında; Türkiye yeni bir siyasi kırılma döneminden geçerken, Kars’ta da medya, siyaset ve güç ilişkileri yeniden tartışılıyor. 

Alınak, Kars Belediyesi ekseninde şekillenen iktidar mücadelesini, yerel gazeteciliğin etik sınırlarını ve medya erkinin siyasetle kurduğu ilişkiyi sorgulayan tespitlerde bulundu.

İşte o yazı.. 

KUMPAS MI, SİYASİ HESAPLAŞMA MI?

Türkiye, siyasetin yeniden şekillendiği tarihsel bir dönemden geçiyor. Bir yanda barış sürecine ilişkin tartışmalar, diğer yanda CHP’de yaşanan kırılmalar… 

İttifaklar değişiyor, ezberler bozuluyor, dünün doğruları bugün yeniden sorgulanıyor.

Kars ise bu büyük tablonun küçük ama son derece dikkat çekici bir laboratuvarı görünümünde.

Çünkü bu kentte değişen çoğu zaman aktörler oluyor; yöntemler ise büyük ölçüde aynı kalıyor.

TARİH TEKERRÜR MÜ EDİYOR?

Son yirmi yıla dönüp bakıldığında, Kars siyasetinin çevresinde sürekli dolaşan, her dönemin şartlarına göre pozisyon aldığı yönünde eleştirilen bir anlayış dikkat çekiyor.

Bu tabloyu kimileri siyasi pragmatizm olarak değerlendirebilir. Ben ise bunun ilkesel siyasetin aşınmasına neden olan bir refleks olduğu kanaatindeyim.

Yerel siyasetin hafızası güçlüdür. Kimlerin hangi dönemde nasıl konuştuğunu, kimlerle yol yürüdüğünü ve hangi kırılma anlarında nasıl pozisyon aldığını kolay kolay unutmaz.

İLKELER Mİ, KONJONKTÜR MÜ?

Siyasette görüş değişebilir. İnsanlar farklı partilerde siyaset yapabilir. Demokrasi bunu doğal karşılar.

Ancak asıl soru şudur; siyasete yön veren ilkeler midir, yoksa yalnızca güç dengeleri mi?

Dünün en sert eleştirilerini yapanların bugün aynı safta yer alabilmesi ya da dün birlikte hareket edenlerin bugün birbirini hedef alması, siyasetin doğasında görülebilir. Ancak bunun kamuoyu nezdindeki karşılığı da her zaman sorgulanmaya açıktır.

KARS’TA MEDYA ERKİ VE SİYASET

İki binli yılların başında dijital yayıncılığın yerelde güç kazanmasıyla birlikte Kars’ta medya ile siyaset arasındaki ilişkinin de farklı bir zemine taşındığı kanaatindeyim. Yerel basın, demokratik toplumlarda denetleyen, sorgulayan ve kamu adına hesap soran bir güçtür. Ancak bu güç, kamu yararından uzaklaşarak siyasi ve kişisel hesapların gölgesine girdiğinde gazetecilik işlevi de doğal olarak tartışılır hâle gelir.

Medya, sahip olduğu etki sayesinde kamuoyu oluşturur. Aynı etki, ilkelere bağlı kullanıldığında demokrasiyi güçlendirir; kişisel ya da siyasi fayda arayışına dönüştüğünde ise toplumsal güveni zedeler. Gazetecilik, nüfuz üretmenin değil; gerçeğin peşinden gitmenin mesleğidir.

Kars’ın son yirmi yılına bakıldığında, yerel medyanın yalnızca haber aktaran bir mecra olmanın ötesine geçtiği yönünde değerlendirmeler uzun yıllardır kamuoyunda tartışılıyor. Bazı yayın organlarının zaman zaman siyasal süreçleri etkilemeye çalıştığı, siyasi aktörler üzerinde baskı oluşturduğu ya da yerel güç dengelerinde etkili olmayı hedeflediği yönünde farklı yorumlar yapılıyor.

Eğer medya, haber üretmekten çok siyasi denklem kurmaya, belediye yönetimlerini şekillendirmeye, parti içi dengelere yön vermeye veya yerel güç mücadelelerinde belirleyici bir aktör olmaya talip olursa, artık yalnızca gazetecilik değil, medya erkinin sınırları da tartışılmaya başlanır.

Gazetecilik; belediye başkanlarını belirleme, meclis çoğunluklarını oluşturma ya da siyasi pazarlıkların tarafı olma iddiasıyla değil, halkın haber alma hakkını koruma sorumluluğuyla değer kazanır.

Bir medya kuruluşunun en büyük sermayesi siyaset koridorlarında kurduğu ilişkiler değildir.

Asıl sermayesi güvenilirliğidir.

Çünkü güven kaybedildiğinde medya, dördüncü kuvvet olmaktan çıkar; kamuoyu nezdinde siyasi mücadelenin araçlarından biri olarak algılanmaya başlar.

DEĞİŞEN İSİMLER, DEĞİŞMEYEN YÖNTEMLER

Nevzat Bozkuş döneminde de…

Murtaza Karaçanta döneminde de…

Ayhan Bilgen döneminde de…

Kars siyasetinde benzer gerilimler ve benzer tartışmalar yaşandı.

Aktörler değişti, siyasi partiler değişti, ittifaklar değişti. Ancak kamuoyunda konuşulan tartışmaların niteliği büyük ölçüde aynı kaldı.

İnsanlık Anıtı sürecinden belediye tartışmalarına kadar uzanan birçok gelişme, bugün hâlâ Kars’ın siyasi hafızasında canlılığını koruyor.

ŞİMDİ HEDEF KARS BELEDİYESİ Mİ?

Bugün ise tartışmaların merkezinde Kars Belediyesi ve MHP’li Belediye Başkanı Ötüken Senger bulunuyor.

Belediye Meclisi’nde yaşanan gelişmeler, parti içindeki hareketlilik ve kulislerde konuşulan senaryolar, yerel siyasette yeni bir güç mücadelesinin yaşandığı yönündeki değerlendirmeleri artırıyor.

Kamuoyunda, belediye meclisindeki dengelerin yeniden şekillenebileceği ve önümüzdeki dönemde siyasi rekabetin daha da sertleşebileceği yönünde çeşitli yorumlar yapılıyor.

Bu değerlendirmelerin ne ölçüde gerçeği yansıttığı ise ancak somut gelişmeler ve varsa hukuki süreçlerle ortaya çıkacaktır.

KULİSLER NE SÖYLÜYOR?

Yerel siyaset yalnızca kürsülerde yapılan konuşmalardan ibaret değildir.

Kulisler de siyasetin bir parçasıdır.

Ancak kulis bilgisi hiçbir zaman tek başına gerçek kabul edilemez.

Bugün konuşulan iddiaların ne kadarının siyasi rekabetten, ne kadarının somut gelişmelere dayanacağının cevabını zaman verecektir.

MESELE BİR BAŞKAN DEĞİL

Bana göre mesele yalnızca bir belediye başkanı ya da bir siyasi parti değildir.

Asıl mesele, Kars’ta siyasetin hangi anlayışla yapılacağıdır.

Şeffaflık mı?

İlke mi?

Yoksa kişisel hesapların, güç mücadelelerinin ve faydacılığın yön verdiği bir siyaset anlayışı mı?

İşte bugün cevap bekleyen asıl soru budur.

SON SÖZ YİNE KARS HALKININ

Siyasetin hafızası zaman zaman zayıflayabilir.

Ancak toplumun hafızası kolay silinmez.

Kars halkı artık yalnızca söylenenlere değil, geçmişte yapılanlara da bakıyor.

Bugün yaşanan gelişmeler yarın unutulabilir. Ancak bu kentin siyasi tarihinde kimlerin hangi dönemde nasıl bir duruş sergilediği, hangi ilkeleri savunduğu ve hangi tercihlerde bulunduğu hafızalardaki yerini koruyacaktır.

Kararı yine zaman verecek.

Son sözü ise her zaman olduğu gibi Kars halkı söyleyecektir


22 Temmuz 2026 | Kars