Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi Nisan ayında 338,7 milyar TL açık verirken harcamalarda sert artış yaşandı.
Merkez Bankası anketinde yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,94’e yükselirken döviz kuru tahminlerinde de yukarı yönlü revizyon dikkat çekti.
TÜİK verileri hizmet sektöründe büyümenin sürdüğünü gösterirken inşaat üretimindeki gerileme ve sanayideki yavaşlama ekonomide dengeleri öne çıkardı.
Türkiye ekonomisine ilişkin açıklanan yeni veriler, bütçe dengesi, enflasyon beklentileri ve üretim tarafında dikkat çeken bir tablo ortaya koydu. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı veriler, ekonomide harcamaların arttığını, enflasyon beklentilerinin yükseldiğini ve sektörler arasında farklılaşmanın sürdüğünü gösterdi.
Nisan ayında merkezi yönetim bütçesi 338,7 milyar TL açık verirken, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 28,94’e yükseldi. Hizmet sektöründe büyüme devam ederken inşaat üretiminde gerileme yaşandı.
BÜTÇE AÇIĞI 338,7 MİLYAR TL’YE ÇIKTI
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre merkezi yönetim bütçe giderleri Nisan ayında 1 trilyon 524,9 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde bütçe gelirleri 1 trilyon 186,2 milyar TL olarak gerçekleşirken bütçe açığı 338,7 milyar TL oldu.
Faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 267,3 milyar TL’ye yükselirken faiz dışı denge de 81,1 milyar TL açık verdi.
Geçen yılın aynı dönemine göre bütçe açığındaki yükseliş dikkat çekti. Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Nisan ayında 174,7 milyar TL açık verirken, bu yıl aynı dönemde açık yaklaşık iki katına çıktı.
İLK 4 AYDA AÇIK 758,8 MİLYAR TL OLDU
Ocak-Nisan döneminde bütçe giderleri 5 trilyon 950,3 milyar TL’ye ulaşırken gelirler 5 trilyon 191,5 milyar TL’de kaldı. Böylece yılın ilk dört ayında bütçe açığı 758,8 milyar TL olarak kayıtlara geçti.
Aynı dönemde faiz dışı fazla ise 374,9 milyar TL oldu. Bütçe gelirlerinde yıllık bazda yüzde 54,3’lük artış yaşanırken vergi gelirlerindeki yükseliş yüzde 55,6 seviyesine çıktı.
ENFLASYON BEKLENTİSİ YÜKSELDİ
TCMB’nin yayımladığı Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisinin yükseldiği görüldü. Bir önceki ankette yüzde 27,53 olan yıl sonu TÜFE beklentisi, yeni ankette yüzde 28,94’e çıktı.
12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 23,82 olurken, 24 ay sonrası beklenti yüzde 18,43 olarak açıklandı.
Ankette ayrıca politika faizine ilişkin beklentiler de yer aldı. Katılımcılar, Haziran ayında gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin yüzde 37 seviyesinde olacağını öngördü.
DOLAR VE BÜYÜME TAHMİNLERİ GÜNCELLENDİ
Piyasa katılımcılarının yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,57 TL’ye yükseldi. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise 54,69 TL olarak kaydedildi.
Öte yandan büyüme beklentilerinde sınırlı bir gerileme dikkat çekti. 2026 yılı büyüme tahmini yüzde 3,5’ten yüzde 3,3’e düşerken, 2027 yılı beklentisi yüzde 4,1 seviyesinde korundu.
HİZMET SEKTÖRÜNDE ARTIŞ SÜRÜYOR
TÜİK verilerine göre hizmet üretim endeksi Mart ayında yıllık bazda yüzde 3,2 arttı. Özellikle konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki yüzde 17,7’lik yükseliş dikkat çekti.
Bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 5,9 artarken, mesleki ve teknik hizmetlerde de yükseliş kaydedildi. Buna karşılık ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yıllık bazda gerileme yaşandı.
Aylık verilerde ise hizmet üretim endeksi yüzde 0,5 artış gösterdi.
İNŞAATTA GERİLEME, İSTİHDAMDA SINIRLI ARTIŞ
İnşaat üretim endeksi Mart ayında yıllık yüzde 1,2 geriledi. Özellikle bina inşaatı sektöründeki düşüş dikkat çekerken, bina dışı yapı faaliyetlerinde artış kaydedildi.
Aylık bazda inşaat üretimi yüzde 4,5 azalırken, sektördeki yavaşlama ekonomik faaliyetlerdeki kırılgan görünümü ortaya koydu.
Öte yandan ücretli çalışan sayısı yıllık bazda yüzde 1,8 arttı. TÜİK verilerine göre toplam ücretli çalışan sayısı 15,6 milyona ulaştı. Sanayi sektöründe çalışan sayısı gerilerken, inşaat ve ticaret-hizmet sektörlerinde artış yaşandı.
Ekonomik göstergeler, hizmet sektörünün büyümeyi desteklemeyi sürdürdüğünü ancak yüksek enflasyon beklentileri, artan bütçe açığı ve üretim tarafındaki yavaşlamanın ekonomi yönetiminin önündeki temel başlıklar olmaya devam ettiğini ortaya koydu.