DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ağrı ziyaretlerinin ardından geldiği Kars’ta parti binasında açıklamalarda bulundu.
Sürecin yalnızca belirli bir kesimi değil, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşları ilgilendirdiğini söyleyen Bakırhan, demokratikleşme vurgusu yaptı.
Çatışmasızlık ortamının korunmasının önemli olduğunu belirten Bakırhan, yasal düzenlemelerin gecikmesinin kaygıları artırdığını kaydetti.
PolitiKARS’ın derlediği bilgilere göre; Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ağrı’daki temaslarının ardından geldiği Kars’ta parti binasında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci” başlığı altında yürütülen tartışmalara değinen Bakırhan, sürecin kritik bir aşamaya geldiğini belirterek siyasi iktidara somut adım çağrısı yaptı.
Parti yöneticileri, sivil toplum temsilcileri ve yurttaşlarla bir araya gelen Bakırhan, DEM Parti’nin son dönemde Türkiye’nin birçok kentinde saha çalışmaları yürüttüğünü söyledi. Sürecin topluma anlatılması için yoğun çalışma içerisinde olduklarını ifade eden Bakırhan, özellikle çatışmasızlık ortamının devam etmesinin toplumda önemli bir beklenti oluşturduğunu kaydetti.
“86 MİLYONUN TAMAMINI İLGİLENDİRİYOR”
Sürecin yalnızca Kürt yurttaşları değil, Türkiye’de yaşayan herkes açısından önemli sonuçlar doğuracağını belirten Bakırhan, ekonomik kaynakların çatışma yerine toplumsal refah için kullanılmasının önünün açılabileceğini savundu.
Türkiye’nin uzun yıllardır güvenlik eksenli politikalar nedeniyle ağır ekonomik ve toplumsal maliyetlerle karşı karşıya kaldığını ifade eden Bakırhan, “Bu süreç sadece belli bir kesimin meselesi değildir. Türkiye’de yaşayan 86 milyon yurttaşın geleceğini doğrudan ilgilendiriyor” dedi.
Yaklaşık 1,5 yıllık süreçte daha fazla ilerleme kaydedilebileceğini söyleyen Bakırhan, TBMM bünyesinde hazırlanan komisyon raporlarına rağmen gerekli düzenlemelerin halen hayata geçirilmediğini belirtti.
“TOPLUMDA GÜVEN SORUNU VAR”
Geçmiş çözüm süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının toplumda kaygı yarattığını ifade eden Bakırhan, iktidarın sürece ilişkin tutumunun da bu kaygıları artırdığını savundu.
Toplumun artık yalnızca açıklama değil, güven verici somut gelişmeler görmek istediğini belirten Bakırhan, “Kaygılar ancak somut adımlarla giderilebilir. Güven ancak uygulamalarla sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Parti tabanının sürece güçlü destek verdiğini söyleyen Bakırhan, yurttaşların özellikle yasal düzenlemeler konusunda beklenti içerisinde olduğunu dile getirdi.
“SİYASET PRATİK ADIMLARLA İLERLER”
Sürecin ilerleyebilmesi için hukuki altyapının oluşturulması gerektiğini belirten Bakırhan, silah bırakılması ve toplumsal entegrasyon konusunda yasal zeminin hazırlanmasının önemli olduğunu söyledi.
“Niyet okumayla siyaset yürütülemez” diyen Bakırhan, çözüm için doğrudan uygulamaya dönük düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etti. Meclis’in bu konuda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini kaydeden Bakırhan, parlamentoda oluşan uzlaşı zemininin değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“BAŞARISIZLIK HERKESİ ETKİLER”
Sürecin başarısızlığa uğramasının yalnızca iktidarı değil, tüm siyasi aktörleri etkileyeceğini belirten Bakırhan, DEM Parti’nin bu konuda en fazla sorumluluk alan siyasi yapılardan biri olduğunu söyledi.
Toplumun artık gecikme değil çözüm görmek istediğini ifade eden Bakırhan, yürütme organının gerekli yasa hazırlıklarını tamamlayarak Meclis’e sunması gerektiğini kaydetti.
CEZAEVLERİ VE SİYASİ TUTUKLULAR GÜNDEMİ
Bakırhan, açıklamalarında cezaevlerindeki doluluk oranlarına ve tutuklu siyasetçilere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Türkiye’de cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde doluluk oranına ulaştığını belirten Bakırhan, siyasetçilerin, gazetecilerin ve düşüncelerini ifade eden kişilerin cezaevinde bulunmasının demokratikleşme açısından tartışılması gereken bir mesele olduğunu söyledi.
Yerel yönetimlere yönelik kayyum uygulamaları ile siyasetçilere dönük soruşturmaların toplumda eleştirilere neden olduğunu ifade eden Bakırhan, demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini savundu.
SÜRECİN ARKA PLANI
Türkiye’de çözüm süreci tartışmaları ilk olarak 2009 yılında kamuoyunda görünür hale geldi. 2013 yılında başlayan görüşme sürecinde devlet yetkilileri ile PKK arasında çeşitli temaslar yürütüldü. Ancak süreç, 2015 yılında çatışmaların yeniden başlamasıyla sona erdi.
Son dönemde yeniden gündeme gelen süreç ise taraflar tarafından farklı isimlerle tanımlanıyor. Hükümet kanadı süreci “Terörsüz Türkiye” başlığıyla değerlendirirken, DEM Parti ve PKK çevreleri ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” ifadelerini kullanıyor.
TBMM’de farklı siyasi partilerin katılımıyla çeşitli temaslar ve komisyon çalışmaları yürütülürken, kamuoyunda özellikle demokratikleşme, yasal düzenlemeler, ceza infaz sistemi, siyasal katılım ve çatışmasızlık ortamının kalıcı hale getirilmesi başlıkları öne çıkıyor.
DEM Parti yetkilileri, sürecin ilerleyebilmesi için hukuki düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini savunurken, iktidar kanadı ise güvenlik, toplumsal hassasiyetler ve kamu düzeni çerçevesinde kontrollü bir yaklaşım sergiliyor. Sürece ilişkin siyasi tartışmalar Türkiye gündemindeki yerini korumaya devam ediyor.