• BIST 104.539
  • Altın 163,060
  • Dolar 3,9341
  • Euro 4,6973
  • Kars -10 °C
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ardahan -9 °C
  • Ağrı -7 °C
  • Artvin 0 °C
  • Erzurum -6 °C
  • Iğdır 3 °C
  • Jezvéé Coffee House Kars'ta

ORTADOĞU : Kan ve Gözyaşı

Ali ihsan ALINAK

Emperyalizmin ve sermayenin iktidarında yada iktidar arayışında, hep savaşlar  vardır.

1. ve 2. Dünyayı bölüşüm savaşlarının tümünde asıl hedef Ortadoğu coğrafyası ve onun zengin yer altı kaynakları olmuştur.

ABD ve partneri İngiltere Ortadoğu coğrafyasını masa başında kalem ve cetvel ile paylaşmanın yerine, katliamlarla ve insanlığın tüm onurunu ayaklar altına alacak yöntemler kullanarak Büyük Ortadoğu Projesini yaratmaya çalışıyor.

İsrail ve Siyonizm.

Siyonizm’in hedefinin Yahudilere bir vatan sağlamak olduğu ve Siyonistlerin bu yönde mücadele verdikleri doğrudur. Ancak bu mücadele, tarihin belki de en acımasız, en zalim yöntemlerinin kullanıldığı haksız bir mücadeleye dönüşmüştür.

19. yüzyılda gelişen Siyonizm, Yahudilere bir yurt sağlamak amacı ile yola çıkmış, bunun için Yahudiler tarafından da kutsal kabul edilen Filistin topraklarını seçmiştir. Buraya kadar makul ve meşru olan bu hedef, Filistin'de yaşayan Arap halkın yok sayılması ile birlikte, acımasız bir kolonileştirme ve etnik temizlik projesine dönüşmüştür.

Bu dönemde Siyonistlerin en sık kullandıkları "topraksız bir halk için halksız bir toprak" sloganı, gerçek dışı bir propagandadır. Çünkü o dönemde ne Yahudiler topraksızdır, ne de Filistin toprakları halksız. Siyonistlerin Filistin'e başlattıkları göç hareketi, Ortadoğu'da kargaşanın da başlangıcı olmuştur. Çünkü Siyonistler yeni geldikleri bu topraklarda, bölgenin halkı ile bir arada yaşamak yerine, onları evlerinden çıkarmış, yurtlarından sürmüşlerdir. Siyonistlerin kendileri için bir vatan edinme hedefleri, milyonlarca insanın vatansız kalmasına neden olmuştur.

Faşist yöntemleri kullanmayı varlık sebebi sayarak, bölge savaşı yaratmak için saldırganlaşan İsrail; iki askeri için Lübnan’ı yok etmeye başladı. 20. gününde bilanço, binlere yaklaşan ölüm ve yüz binlerce insanın evsiz kalarak mültecileşmesine dönüştü.

Hizbullah, İran ve Suriye

80’lerin başında Lübnan’ın güneyinde İran Devrim Muhafızları ve Suriye İstihbarat Örgütünün desteği ile Şii özellikleri temel kabul edilerek kurulan Hizbullah, İran devriminin siyasi önderi Humeyni’nin “Büyük Şeytanla Savaş” doktrini temelinde siyasi ve askeri faaliyetlerde bulunmaktadır.

İç savaş sonrası Lübnan’da gelişen örgüt, özellikle güneyde kendine has bir yapılanmaya giderek kitle tabanını geliştirdi.  Lübnan Parlamentosun da etkin hale gelen örgüt aynı zamanda askeri olarak ta gelişkin bir hale geldi.

Irak işgali sonrası değişen dengeler ve savaşı yayma siyasetinin temelinde Suriye ve İran yatmaktadır. Özellikle teröre destek söylemi ile İran ve Suriye yalnızlaştırılmaya çalışılmakla kalmayıp bugün savaşın içine çekilmek istenmektedir. İstenilen İran ve Suriye’nin bu savaşın tarafları olabilmesi ve İsrail ile savaştırılmasıdır.

…………

ABD ve işbirlikçilerinin insanlığı yok etmeye yönelik katliamcı tavırları tepkisizlikle izlenmektedir. Bugün İsrail Lübnan’da orantısız güç kullanarak katliam yapmaktadır.

Arap toplumu iki yüzlü tavır sergileyerek bu savaşı sona erdirecek birlikten yoksun olduğu için, bu operasyon kolaylaşmış gibi gözüküyor.

Bölge ve Türkiye.

Savaşın olası sonuçlarından bir tanesi de Türkiye’nin bu savaşta taraf olabilme ihtimalidir.

Şöyle ki,

Birleşmiş Milletler (adı var kendi yok) öncülüğünde NATO tarafından bölgeye yerleştirilecek çok uluslu güç için Türkiye’den asker talep etmiştir. Büyük ihtimalle bayram yerine gider gibi asker göndermek zorunda kalacak iktidar.

Gençlerimizin ölümüne mal olacak bu savaşta işimiz ne demek zorundayım. ‘Yemen türkü’lerinin tekrar söyleneceği günler kapımızın eşiğinde.

Hükümet, Irak Kürtleri ve PKK konusunda ABD’den taviz koparabilmek için, İsrail’in kirli savaşını meşru hale getirecektir. Her türlü organizasyonda yer alacaktır. Filistin davasında mızmız tavır sergileyen hükümet reddi miras içindedir. Anadolu gençleri yıllarca Filistin davasında savaş vermiş ve onlarcası İsrail işkence hanelerinde yok edildiler. Filistin davası bu toprakların çocuklarına çok yabancı değildir.

Yakın tarihteki Roma toplantısına davet edildik, bizde oradayız demenin çaresizliğini yaşayan hükümet; iktidarına ve İslami söylemine mal olacak ihaneti de yaşayacak gibi.

İran ve Suriye konusunda tek ortak yanı Kürt muhalefetini yok edebilmek olan Türkiye iki arada bir derede kalmış durumdadır. Bir yanda ABD diğer yanda onlar. Bu çıkmaz siyaset iktidarın sonunu getirecek gibi. Bu kişiliksiz siyaset, sonunda kendi içindeki demokratikleşme çabalarını ve açılımlarını arka plana itmek zorunda bırakmıştır.

………… devam edecek

29 Temmuz 2006

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PolitiKARS Manşet
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 PolitiKars | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0474) 212 48 79 | Haber Yazılımı: CM Bilişim