• BIST 116.511
  • Altın 162,425
  • Dolar 3,7374
  • Euro 4,6518
  • Kars -2 °C
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ardahan -5 °C
  • Ağrı -2 °C
  • Artvin 1 °C
  • Erzurum -6 °C
  • Iğdır 3 °C
  • Ark Proje Ofisi | KARS

Nami Temeltaş: Normalleştiremediklerimizden misiniz?

Nami Temeltaş: Normalleştiremediklerimizden misiniz?
Nami Temeltaş gündemi yazdı, 'Normalleştiremediklerimizden misiniz?'.... İşte o yazı.

13 Mayıs 2014'te Türkiye'nin Manisa ilinin Soma ilçesindeki kömür madeninde çıkan yangın nedeniyle 301 madencinin ölümüyle sonuçlan madencilik kazası meydana geldi

Yangın sırasında 787 kişinin yer altından olduğu bildirilen olayda, resmi açıklamalarda rakam her ne kadar 301 olarak gösteriliyorsa da yaşanan can kaybının bu rakamın çok üzerinde olduğu söylentileri de vardı.

Ayrıca kayıt dışı kişilerin de yer altında olduğu, özellikle de Suriye kökenlilerin kayıt dışı çalıştığı ve yer altında olduğu bildirilen kişi sayısına Suriye kökenlilerin dahil olmadığı da söylentiler arasındaydı.

Türkiye'de madenciler, 2013 yılı sonunda ülkedeki tehlikeli çalışma koşullarını protesto etmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, AKP oylarıyla, Soma'daki maden ocaklarına meydana gelen iş kazalarını araştırma amacıyla bir meclis araştırma Komisyonu kurulmasını öneren soru önergesi, facianın gerçekleşmesinden yalnızca yirmi gün önce reddetmişti

Başbakan Erdoğan, faciayı “madencinin fıtratında var” diyerek onaylamıştı.

Soma faciasının ardından dönemin Başbakanı Erdoğan ilçeyi ziyaret etmiş, o ziyaret sırasında vatandaşlar Erdoğan'ı protesto etmişti.

Protestolar sırasında Erdoğan'ın aracına tekme atan Erdal Kocabıyık iki özel harekat polisi tarafından yere yatırıldığı sırada, Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel tarafından tekmelenmiş, Müşavir olaydan sonra 7 gün iş göremez raporu almıştı.

Bu katliam gibi faciada da ülkede binlerce kişilik protestolar yaşanmış, duyarlı insanlar sokağa dökülmüş, yetkililer protesto edilmişti. (1)

.

Yaklaşık iki yıl önce, ülkedeki en büyük taciz ve tecavüz vakası ortaya çıkmış, binlerce insan sokaklara dökülmüş, tepkiler büyümüş, olaya devlet de müdahil olmuş ve konu acilen kapatılmıştı.

Konya Karaman’da ENSAR vakfına ait olduğu ileri sürülen tarikat evlerinde kalan 45 öğrenci öğretmenleri tarafından cinsel istismara ve tecavüze uğradığı iddia adilmiş, haber 12 Mart 2016 tarihli yandaş olmayan gazetelerin tamamında yer almıştı. (2)

Öğretmen Eğitim Bir Sen üyesiydi!

Milli Eğitim Bakanlığı elemanıydı!

Davayla ilgili gizlilik kararı alındı!

Devlet de konuya el attı!

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, Ensar Vakfı'nda yaşanan cinsel istismarı "Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz" diyerek savundu!

Bir kereden bir şey olmaz mış!

.

Her geçen gün iş cinayetleri artmakta, karşılığında hiçbir önlem alınmamakta, hiçbir yasal işlem yapılmamakta, ölenler öldüğüyle kalmaktadır.

Sadece 2017 yılı içerisinde yaşanan en az 2006 iş cinayeti vardır! Bunların içerisinde en az 60 çocuk iş cinayeti ile 18 yaşını göremeden yaşama veda etmiştir. Çocuk işçi sayısı 2012 de 600 bin civarındayken günümüzde 2 milyon civarına ulaşmıştır. (3)

.

Sadece Kasım ayında, erkekler en az 15 kadını ve üç çocuğu öldürdü, 9 kadına tecavüz etti, 16 kadını taciz etti, 58 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 35 kadına şiddet uyguladı. (4)

.

16 Temmuz 2015 tarihinde başlayan sokağa çıkma yasakları ve operasyonla, Diyarbakır’ın Sur ilçesi, Nusaybin, Şırnak, Cizre ve bir çok il ve ilçede evler yıkılıp yakıldı, yüzbinlerce insan sokaklarda yaşamaya terk edildi, sürgün edildi, evlerine el koyuldu, yüzlerce sivil, çocuk yaşlı demeden öldürüldü, katilleri bulun(a)madı, Özellikle Cizre’de üç ayrı bodrum katında öldürülen sivil insanlar yüreklerde derin izler bıraktı.

Olaylar protesto edildi, sonuç alınamadı!

.

15 Temmuz 2016 da yaşanan darbe sonrası OHAL (olağanüstü Hal) ilan edilmesi, iktidarın meclisi adeta es geçerek, KHK (Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülkeyi yönetmeye başlaması, !50 bini geçen işten çıkarmalar, 100 bin civarında tutuklama ve yargılamalar, 150 civarında gazetecinin tutuklanması, sivil ölümlerin artması ve katillerin yargılanamamaları, hukukun ve adalet mekanizmasının işleyişindeki tuhaflıklar ve bu sisteme olan güvenin çok azalması, ülke yaşamını alt üst etti.

Önceleri yapılan hukuksuzluklara gösterilen tepkiler azaldı. İşine geri dönmek için yapılan açlık grevleri 300 günü geçmesine rağmen unutulmaya yüz tuttu!

Darbeyle ilgili olarak, kontrollü darbe denildi, Bir gün önce haberi alındığı söylendi, “o gün hazırlıklı olarak 3 şarjör ve tabancayla” Meclise gidildiği, söylendi, yine de darbe konusundaki kuşkular dağılamadı!

.

Tehir Elçi canlı yayında, insanların, yüz binlerin gözü önünde Katledildi, ne dava dosyası oluşturuldu ne dava açıldı ne deliller toplandı!

.

Birkaç yıl içerisinde yaşadığımız bu önemli olaylara baktığımızda, olayların kesilmeden, artarak devam ettiğini söylemek mümkün. Taciz ve tecavüzler, kadın ve iş cinayetleri, şiddet, işkence, kötü muamele, yasa dışı işten çıkarmalar, çocuk ölümleri, neredeyse her gün haberleşiyor

Adalet işlemiyor, katiller tutuklanıp yargılanmıyor, devlet ihaleleri davetiye usulüyle sadece yandaş müteahhitlere veriliyor, dünyada kendine yeten az sayıda ülkelerden biriyken, samana varana kadar her şeyimiz dışarıdan geliyor, doğa tahrip ediliyor ve biz bütün bunlar karşısında giderek sessizleşiyor, tepkisizleşiyor, adeta kanıksar hale geliyoruz!

Karamandaki taciz ve tecavüze, Soma’daki maden katliamına, Ethem Sarısülük cinayetine, kadın ve iş cinayetlerine, adaletsizliğe, haksızlıklara verdiğimiz tepkiler artık yok!

Tepkilerimiz, sosyal medyada üç satırlık hüzün ya da öfke ifadelerinin ötesine geçmiyor!

Tepkisizliğin bir tarafı korkudan olsa da asıl tarafı alışmak/alıştırılmak, kanıksamak, önemsememekten geliyor.

Her gün yaşanan ölümler, taciz ve tecavüzler, şiddet, işkence ve haksız, hukuksuz uygulamalar rakamlara dönüşüyor!

Bir yılı geçen tutukluluğa rağmen başlamayan yargılamalar adalete olan güveni bitiriyor ama sadece izleniyor, tepkisiz ve duyarsızlaşarak.

Alışmak/alıştırılmak en büyük işkencedir ki insanı insanlıktan, yaşamayı yaşamdan uzaklaştırır!

İnsana ve yaşama uymayan, ters ve haksız uygulamaların normalmiş gibi algılanmasına yol açan, “yaşamın bu olduğu” algısını yaratan alışma durumundan çıkmak zorunda olduğumuz kanaatindeyim.

Yaşamdaki çok az da olsa, görünen iyi durumlar, normalleşmeyen, alışmayan, kanıksamayan güzel insanlar sayesindedir…

Dipnot

1.https://tr.sputniknews.com/turkiye/201505151015496976/

2.http://www.cagdasses.com/guncel/37344/aile-bakanindan-skandal-cinsel-istismar-aciklamasi-bir-kereden-bir-sey-olmaz

3.https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/193067-agbaba-ohal-de-is-cinayetleri-yuzde-10-artti

4.https://m.bianet.org/bianet/kadin/192261-erkekler-kasim-da-15-kadin-ve-3-cocuk-oldurdu

Nami Temeltaş1977 Diyarbakır Eğitim Enstitüsü Sosyal Bilgiler öğretmenliği mezunu. 6 yıl kadar Diyarbakır, Eskişehir ve Antep cezaevlerinde siyasi tutsak olarak yattı. Siyasal nedenlerle öğretmenlik yapamadı...

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PolitiKARS Manşet
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 PolitiKars | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0474) 212 48 79 | Haber Yazılımı: CM Bilişim