1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı
Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı

Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı

Ankara'da yapılan "Barış ve Demokrasi Konferansı"nın ardından ikinci konferans olan "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı" ise Diyarbakır'da başladı.

A+A-

Diyarbakır'da, "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı"nda konuşan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, konferansın Kürt siyaset yolunu aydınlatacağını belirtti.

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin ardından Kürt sorununun tartışılması ve çözümü için Ankara'da yapılan "Barış ve Demokrasi Konferansı"nın ardından ikinci konferans olan "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı" ise Diyarbakır'da başladı. Liluz Otel yapılan konferansa; Demokratik Toplum Kongresi (DTK) eş başkanları Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, KADEP Genel Başkanı Lütfü Baksi, DDKD Genel Başkanı İmam Taşçıer, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan'ın yanı sıra Alevi, Ezîdi, Süryani, Ermeni gibi inanç grupları, siyasi partiler, bölge baro başkanları, aşiret liderleri, kanaat önderleri, aydın ve sanatçılar katılırken konferans, "Ey Raqîp" marşı eşliğinde yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. 

birlik-ve-cozum-konferansi-001.jpg

Ardından konferansta ilk olarak konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, konferansın Kürt özgürlük hareketinin yolunu aydınlatacak bir ışık olacağını belirterek, "Çok önemli tartışmalar yürütülecek. Bugün burada halkımızın geleceğine ilişkin konuşuyor, tartışmalar yürütebiliyorsak şehitlerin sayesindedir. Seyit Rıza'dan, Gazi Muhammed'e, Mazlum Doğan'dan Sakine Cansız'a... Tüm Kürdistan şehitleri önüne saygı ile eğiliyorum. Umut ediyorum ki; 21. yy Kürdistan halklarının yüzyılı olacak" dedi. Bugünün tarihi bir gün olduğuna dikkat çeken Baydemir, inançlı ve umutlu olduğunu vurgulayarak, "Konferansla birlikte beklentilerimiz ve mesuliyetlerimiz daha da artacak. Özgürlük için ittifak ile bağlı olmalıyız" dedi.

'Kürtler özgürleşmeden kimse özgürleşmez'

Ardından konuşma yapan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk ise, konferansın Kürt siyaset yolunu aydınlatacağını belirterek, Kürt sorununun çözümü için PKK Lideri Öcalan'ın tarihi bir fırsat verdiğini ifade etti. PKK Lideri Öcalan ile yapılan görüşmelerde bir çok konunun tartışıldığını kaydeden Türk, "Bir çok kazanım elde edildi ya da edilecek diyemeyiz. Ama bu farklı bir başlangıç. Bizi amacımıza ulaştıracak olan halkla birlikte yürütülecek mücadeledir. Türk devletinin yürüttüğü siyaset 100 yıldır değişmedi. Türk devletinin beyni Kürt halkının yokluğu üzerine şekil almış durumdadır" dedi. Kürt halkının önemli bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Türk, Kürt halkının Ortadoğu'da onurlu bir mücadele yürüttüğüne ve Kürt sorununun Ortadoğu'da birinci sorun haline geldiğini söyledi. Verdiği mücadele ile dinamik gücüyle Ortadoğu siyasetini etkilediğini kaydeden Türk, şunları ifade etti: "Kürtler özgürleşmeden kimse özgürleşmez. Türk devleti Kürtleri kucaklamadan demokratik bir sistem oluşturamaz. Emeğimizle süreci ilerleterek çözüme kavuşturmalıyız. Sayın Öcalan'ın başlatmış olduğu süreci desteklemek ve sahiplenmek insani bir sorumluluktur. Kürt halkı bu konferansla birlikte çalışmalarını ortaklaştıracak bir komisyon oluşturmalıdır. Bu komisyon Sayın Öcalan, Kandil ve devletle görüşmeler yapabilmeli. Bu komisyonda tüm kurum temsilcileri ve siyasetçiler yer almalıdır. Bu komisyonla birlikte uluslararası çalışmalar yapılmalı" diye konuştu. 

'Kürtler kadim bir geleneğe sahiptir'

Ardından konuşan KADEP Genel Başkanı Lütfi Baksi, tarihe dönüp bakıldığında Kürt sorununun ortaya çıkışının en büyük nedeninin Ortadoğu'nun modernizasyon sürecinde Kürtlerin devletleşememesi olduğunu belirterek, Kürtlerin Ortadoğu coğrafyasında azımsanmayacak bir nüfusa ve kadim bir geleneğe sahip olduğunu söyledi. Baksi, "Kürdistan 4 parçaya bölünmüş durumda. Siyasi ve tarihi anlamda Kürt sorunu aslında Kürtlerin devletleşememe sorunudur" dedi.

'Daha fazla karakolla sorunu çözemezsiniz'

ÖSP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ise tarihi Diyarbakır Newroz'unda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine yeni bir sürecin başlatıldığına dikkat çekti. Gezi Parkı olaylarına da değinen Çiftyürek, "Taksim bir öfke patlamasıdır" dedi. Devletin olağanüstü bir çabayla Kürt sorununu çözme noktasında bir takım adımlar atmaya çalıştığını belirten Çiftyürek, "Kürtler hiç bir zaman demokratik çözümü reddetmemişlerdir; ancak çözüm paketi denilen şeyde ne var? İçeriği ne? Daha fazla karakol yaparak, bu sorunu çözemezsiniz" değerlendirmesinde bulundu. 

'Konferans çözüm sürecini ilerletecektir'

Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) adına konuşma yapan Hidayet Kudat ise, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çabalarıyla yeni bir sürecin başladığına dikkat çekerek, Gezi Parkı direnişini de selamladıklarını ifade etti. Kadınlar olarak küllerinde dirilerek yeniden dünyaya geldiklerini belirten Kudat, hiç bir gücün iradeleri önünde duramayacağını kaydetti. Kudat, "Parçalayan, bölen ırkçı politikaların zamanı geçmişse de hala etkilerini görüyoruz. Hegemonik güçler dini politikleştirerek mezhepler üzerinden birbirilerini boğazlayacak aşamaya gelmiştir. Ortadoğu'yu bu politikalardan bağımsız değerlendiremeyiz" dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yeni bir süreç başlattığına dikkat çeken Kudat, "Sayın Öcalan demokratik kurtuluş ve özgür yaşam hamlesini başlattı" dedi. Ancak yasal ve anayasal değişimlerin yapılması yerine karakol, baraj, cezaevi ve koruculaştırma çalışmalarının yürütüldüğüne dikkat çeken Kudat, "Konferansla birlikte çözüm sürecinin ilerleyeceğine inanıyoruz" diye belirtti.

Haberin Devamı

Konferansta Öcalan'ın mesajı okundu

"Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı"nda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın mesajı okundu.

Diyarbakır'da devam eden "Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı"nda, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın konferansa ilişkin gönderdiği mesajı okundu.

Mesajında, "Değerli dostlar, saygıdeğer delegeler Kuzey Kürdistan Çözüm ve Birlik Konferansı'na katkı sunan, katılım gösteren her birinizi en içten duygularımla selamlarım" sözleriyle başlayan Öcalan, şunları ifade etti: "Bütün Ortadoğu coğrafyasının yangın yerine çevrildiği, içinde bulunulan yüzyılda halklarımızın kaderinin yeniden belirleneceği tarihi bir aralıkta toplamış olduğunuz konferans, hiç şüphe yok ki bu sürecin en saygın çalışmalarından olacaktır. Geçen yüzyılda egemen güçler tarafından parçalanarak sömürge statüsüne bile layık görülmeyen ana vatanımız Kürdistan'ın, hakeza Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının kaderi de bu dönemde yeniden belirlenecektir. Mirasını devraldığımız köklü Mezopotamya uygarlıklarının tarihsel birikimlerini referans alarak ortak bir gelecek yaratma adına sürdürdüğümüz mücadelenin önemli bir aşamasına gelmiş bulunuyoruz."

'Amansız mücadele ile bu aşamaya gelindi'

Kendi vatanlarında yeryüzünden silmek, yok saymak, köleleştirmek, onursuzlaştırarak teslim almak adına yapılan tüm baskıları, katliamları, zulüm politikalarını yerle bir eden amansız bir mücadele sonucunda bu noktaya gelmiş bulunduklarını belirten Öcalan, mesajının devamında, "Artık hiç bir güç kimliğimizi, dilimizi, kültürümüzü inkar etme kudretini kendinde göremeyecektir. Yakın tarihimiz, düşürülmüş bir halkın kendi öz gücüyle yeniden ayağa kalkışının görkemli direnişine tanıklık etmiştir. Bu direniş, arkasında on binlerce şehit bırakarak, her türlü bedeli ödemiş milyonlarca kişi bırakarak bu aşamaya gelmiştir. Bu vesileyle ben bir kez daha bütün şehitlerimizi minnetle anıyorum. Bedellerin en ağırını ödeyen bütün halkımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu güne değin yürüttüğümüz varlık-yokluk mücadelesi var olma neticesiyle dönemsel zaferini tamamlamıştır. Ancak sizlerin de takdiridir ki bundan sonraki aşamalarda bu varlık durumunu nasıl koruyacağımız, geliştireceğimiz ve güvence altına alacağımız meselesi de en azından var olmak kadar önemli bir mevzudur. İşte tam da bu nokta da Konferansınızın tarihi rolü bir kez daha ortaya çıkmaktadır" dedi.

'Kardeşlik ve eşitlik hukuku içerisinde bir arada yaşanabilir'

Öcalan'ın mesajı şu şekilde devam etti: "Tekçi ulus devletlerin ve kapitalist modernitenin toplumu içine düşürdüğü cendereden çıkışın da bir fırsatı olarak düşündüğümüz bu mücadeleyi, şimdi gerçek özgürlüklerle taçlandırmanın zamanının geldiği inancındayım. Coğrafyamızın çok uluslu, çok kültürlü, çok inançlı ve çok dilli gerçekliği karşısında tekçiliği dayatan hiçbir formülün barış ve huzur getirmeyeceğini anlamak kahin olmayı gerektirmez. Anadolu ve Kürdistan coğrafyası ile bütün Mezopotamya coğrafyasının her bir halkı, her bir inancı ve her bir kültürü, eşitlik hukuku çerçevesinde bir arada yaşayacak kadar değerli ve onurludur elbette. Toplumu oluşturan bu farklı öğelerin bir tekini bile dışarıda bırakan, yok sayan, ortadan kaldırmayı hedefleyen hiçbir sistemin başarı şansı olmadığı gibi ahlaki olarak savunulabilecek tarafı da olamaz. Coğrafyamızın onlarca değerinden olan Kürt, Türk, Ermeni, Süryani, Arap, Fars, Türkmen ve daha birçok halk, Müslüman, Hıristiyan, Musevi, Yahudi, Alevi, Yezidi ve daha bir çok inanç bir biriyle ast-üst ilişkisi kurmadan, gerçek bir kardeşlik ve eşitlik hukuku içerisinde bir arada yaşayabilirler."

' Tarih bu yalın gerçeği binlerce defa bizlere ispatlamıştır'

Öcalan'ın mesajı şu şekilde devam etti: "Yüz yıllardır bize dayatılan kapitalist ulus devletçilik ve onun yarattığı kapitalist kültür nedeniyle kan gölüne dönen coğrafyamızda öz gücümüze dayanarak yeni bir halklar ittifakı kurmak her zamankinden daha mümkündür. Gerçekte Arap Baharı olarak ifade edilen isyanlar zincirinin de ortaya çıkardığı en önemli gerçek budur. Dışarıdan dayatmalarla bizlere zorla giydirilen bu deli gömleğini parçalayarak çıkarma istediğinden başka bir şey değildir Arap Baharı. Saygıdeğer dostlar şimdi yeni bir geleceği doğru bir hukukla, öz güce dayalı olarak, geçmişin hatalarından da derseler çıkararak inşa etme göreviyle karşı karşıyayız. Ben, içinde bulunduğum ağır İmralı koşullarına rağmen tarihin bana yüklediği sorumluluklarımı samimiyetle yerine getirme gayreti içerisindeyim. Karşımızdaki burjuva zorbalığının bize dayatmasıyla elimize almak durumunda kaldığımız silahı devre dışı bırakarak, demokratik siyasi mücadele ile yolumuza devam etme iradesinin ilk aşamasını tamamlamış bulunuyoruz. Bundan sonraki aşamada görev ve sorumluluk daha çok da Konferans bileşenlerinindir. Elbette devletin ve hükümetin de bu süreçte son derece ciddi görevleri vardır. Demokratik siyasetin bütün kanallarını açmak, siyaset üzerindeki her türlü açık ve gizli baskıyı sonlandırmak, yasal ve anayasal güvenceler ile bunu teminat altına almak gibi sorumlulukları vardır. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesinin başka da yolu yoktur. Ancak yine de temel görev ve sorumluluk öz gücümüz yani halkımızındır. Öz gücümüze dayanmadan yapacağımız hiçbir hamlenin kalıcılığı da güvenilirliği de olamaz, tarih bu yalın gerçeği binlerce defa bizlere ispatlamıştır."

'Misyonum gereğince müzakere sürecinin yolunu açıyorum'

Mesajında, "Benim içinde bulunduğum İmralı koşulları nedeniyle tek başıma bir müzakereyi yürütmem hem imkansızdır hem de doğru değildir. Ben, bana yüklenen Önderlik misyonum gereğince müzakere sürecinin yolunu açıyorum, bu yolda yürümesi ve sürecin içini doldurması gerekenler de sizlersiniz. Devlet de barışçıl çözüm için samimi ve ciddi ise benim sizlerle, dış dünyayla, diğer arkadaşlarımla ve halkla ilişkilerimi sağlamak zorundadır" diyen Öcalan, bu temelde, geniş katılımla toplanan Konferansınız, müzakere sürecinin en temel siyasi mekanizması olmak durumunda olduğunu kaydetti. Kürdistan halklarının bundan sonra hangi hukuk içerisinde bir arada yaşayacağı, dili ve kültürünü nasıl koruyup geliştireceği, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile ve diğer devletlerle hangi hukuk çerçevesinde varlığını sürdüreceği meselelerinin konferansın temel görevlerinden biri olacağını ifade eden Öcalan, "Sizlerin alacağı kararlar ve varacağı sonuçlar bizim yürüttüğümüz müzakere sürecine de yol gösterecektir. Bir halk adına benim tek başıma kararlar almam demokratik olmayacağı gibi gerçekçi de olmaz. Bu nedenle, sizlerin yapacakları çalışmalar neticesinde alacağınız ortak kararlar, her birimizin arkasında duracağı gelecek perspektifi olacaktır" dedi. Öcalan mesajının devamında şunları aktardı: "Yine eminim ki Konferansınız yıllardır en ağır baskılar altında sefalet durumuna düşürülmüş halkımızın ekonomik, sosyal, kültürel açılardan geliştirilmesi için alınması gereken tedbirler konusunda da gerekli hassasiyeti gösterecektir. Eğitim, sağlık, kültür, savunma, ekonomi, diplomasi vb. hususlarda halkın devletle ve halkın kendi arasında uygulayacağı hukukun belirlenmesinde konferansınız ön açıcı olacaktır. Bu çerçevede yine sizlerin tartışarak alacağı kararlar neticesinde Konferansınızın bu sürecin sonuna kadar kesintisiz çalışmasını sürdürmesinde fayda olduğu inancındayım."

'Birey ve kurumlar tarih karşısında daima geçicidir'

Bireyler ve kurumların tarih karşısında daima geçici olduğunu belirten Öcalan, "Bu tarihi dönemde aslolan halklarımızın özgür, onurlu, eşit ve birlikte yaşamını güvence altına alacak ortak ruhu yakalamaktır. Ulusal demokratik birlik çerçevesinde bir arada yürüteceğimiz mücadele, bizlerin en büyük güvencesi ve garantisidir. Bu birliğe katkı sunan bütün çevreleri yürekten kutluyor, birlik ruhunun dışında kalmayı tercih eden çevreleri de bu ilkeler çerçevesinde bir kez daha bu ortak mücadeleye davet ediyorum. Her dönem de olduğu gibi siyasal mücadelemizin bu döneminde de fedakarlığın en büyüğünü gençliğin üstleneceğinden kuşkum yoktur. Genç arkadaşlarımın her açıdan kendini donanımlı hale getirerek bütün saldırılara karşı hazırlıklı olacağından kuşkum yoktur. Hakeza Kürdistan demokratik devriminin en büyük kazanımı olan kadın özgürlüğü konusunda konferansınızın önemli tutum belirlemesi gerektiği inancındayım. Kadının toplum içindeki yerini ve öncü misyonunu doğru bir temelde tanımlamayan hiçbir hareketin gerçek anlamda özgürlüğü savunduğu iddia olunamaz. Kürdistan kadınının bu rolüne biçtiğim yüce değerin gereği olarak ve kadınlara verdiğim söze sadık kalarak bir kez daha diyorum ki kadın özgür olmadan toplum asla özgür olamaz. Bu duygularla sizleri bir kez daha selamlıyor, Konferansınızın başarılı olması temennisiyle her birinize ayrı ayrı saygılarımı sunuyorum" şeklinde aktardı. 

Öcalan'ın mesajı konferans delegeleri, "Biji serok Apo" sloganıyla ayakta alkışladı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış ve büyük harflerle yazılmış yorumlar PolitiKARS.com tarafından onaylanmamaktadır.