Devletin birçok alandan
çekilerek, görevlerini sivil toplum kuruluşlarına ve özel sektöre devretmesiyle
birlikte, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması Kentte yaşayanların
sorumluluklarını da artırmıştır.
Zira artık “nasıl olsa Devlet yapar” beklentisi
ortadan kalkmıştır. Bu durumda yapılması gerekenleri o kentte yaşayanlar
yapacaktır. Bunun gerçekleşebilmesi içinde bir
güç birliğinin ve ortak aklın devreye sokulması gerekmektedir.
Bu tür oluşumlara fırsat
yaratmak amacıyla son yıllarda çıkarılan kanunlarda halkın yönetime daha fazla
katılmasını sağlayacak düzenlemeler getirilmiştir. Bunlardan birisi de 5393
sayılı Belediye kanunuyla yasal statüye kavuşturulan “Kent konseyi”dir.
Kanunda yer alan Madde
metni şöyledir “Kent konseyi, Kent
yaşamında, kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak
ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal
yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve
yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.
Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil
toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle
muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent
konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda destek
sağlar”
Kars gibi
“nemelazımcılığın” alabildiğine yaşandığı, “birileri yapsın” anlayışının bir
türlü aşılamadığı, kentte yaşayanların Kars için birlikte çaba göstermelerinin
hiç ama hiç görülmediği bir Kent için kanunun bu maddesi bulunmaz bir
fırsattır.
Daha önceki Belediye
yönetimi döneminde bu konuda ciddi gayretler olduğunu inkâr etmek haksızlık
olur. Kent konseyi yasaya girmeden önce girişimde bulunulmuştu. Daha sonra
Tarihi bir bina son derece güzel bir şekilde restore edilerek kent konseyine
tahsis edilmişti.
Ancak konseyin oluşumundan
sonra verimli, başarılı çalışma yürüttüğünü söyleyemeyiz. Kamuoyu tarafından
Belediye başkanının kontrolünde olduğu şeklindeki algılama konseyin sivil
kimliğine gölge düşürmüş, ilgiyi ve güveni azaltmıştı. Bu nedenle Karslılar sahiplenmemişti.
Bununla birlikte Antalya,
Çanakkale, Edirne, Adana başta olmak üzere birçok İl hatta ilçelerde de kent
konseylerinin çok başarılı hizmetlere imza attıklarını biliyoruz.
Kurulan komisyonlar,
hazırlanan plan ve projelerle kentin önünü açan çalışmalar yürütmektedirler.
Kars’ın bugün için en
önemli ihtiyacı, Karslıların şehrin kalkınması ve gelişmesi birlikte hareket
etmeyi gerçekleştirebilmeleridir İlimizin durumu hepimizin malumudur. Şehir gün
geçtikçe her alanda geriye gitmektedir. Şehircilik bitmiş, ekonomisi çökmüştür.
Sosyal ve kültürel hayat yok denecek kadar gerilemiştir.
Kamuoyu oluşturacak, hesap
soracak baskı gurupları olmayınca, başta milletvekilleri olmak üzere kent
yöneticileri günlerini gün etmektedirler. Çünkü Kars’ın içine düştüğü durumu
hepimizin kaderimiz olarak kabullendiğimizin onlarda farkındalar. Ayrıca onlar,
bizim asla bir araya gelemeyeceğimize de inanmanın rahatlığı içindeler.
Eski kent konseyinin
durumu nedir bilmiyorum. Ancak yeni Belediye yönetiminin ilgili yönetmelik
çerçevesinde konsey oluşumunu gerçekleştirme çalışmasının olmadığını biliyorum.
Bununla birlikte Kent Konseyi binasının akıbeti nedir? bu konuda da bilgi
sahibi değiliz.
Belediye Yönetiminin tez
elden yapması gereken şudur; Kent konseyini biran önce oluşturmak ve gerekli
desteği sağlayarak aktif hale getirmektir. En azından Karslılar için “sorunlarımızla ilgilenen birileri var”
tesellisi olur. Alacağı kararlar Belediye Meclisine yol gösterici, katkı
sağlayıcı ve öncelikli görüşülecek konular olması nedeniyle, Belediye Başkanı
için de bir can simidi olur diye düşünüyorum.