Anasayfa Kars Haber Ardahan Iğdır Kafkasya Gündem Dünya Politika Ekonomi Kent-Yaşam Spor Kültür-Sanat Eğitim Sağlık Söyleşi

Yaşar Kemal ile KÜRT Sorunu (2)



   SÖYLEŞİ - RÖPORTAJ
Anasayfaya Dön // SÖYLEŞİ - RÖPORTAJ
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yaşar Kemal ile KÜRT Sorunu (2)
7/26/2009   21:13:17

*'Kürtlerin istedikleri nedir, bunun çokça sorulduğu yok. Varsa da yoksa da bölünme. Kürtler bölünme istemiyorlar'

*'Kürtler Lozan'da 'biz azınlık değiliz' diye bağırmışlar, 80 yıldır da bağırıyorlar. Ama bu bağırmayı yöneticiler duymuyorlar'

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü alırken “Anadolu’da yaşayan her halk anadilini kullanacak. Kendi anadilinde eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek,” demiştiniz. Bunlar temel insan hakları aslında, bu hakların tanınması sorunun kökten çözümünü de sağlar mı?

Bak arkadaş, benim dilime pelesenk ettiğim düşüncelerim vardır. Bu düşüncelerimde çağımızın büyük adamlarından etkilenmiş olabilirim. Ne olursa olsun,  bu düşünceler çağımızın da ülkemizin de vazgeçilmez gerçekleri,  kader gerçekleri üstünedir.

Gençliğimden bu yana dünya 1000 çiçekli bir çiçek bahçesidir dedim. Oysa biliyoruz ki dünya sayılamaz çoğunlukta bir çiçek bahçesidir. Gene gençliğimden bu yana dünya 1000 çiçekli bir kültür bahçesidir dedim hep. Oysa biliyoruz ki dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Dünyamızdan bir kültürü koparırsak, dünyamızdan bir rengi, bir kokuyu, bir zenginliği yok etmiş oluruz.

Tarih boyunca kültürler hep birbirlerini beslemiş, birbirlerini etkilemiş, birbirlerini aşılamışlardır. Uygarlıklar ve kültürler, çağımıza kadar, hiç, birbirlerine zarar vermemişlerdir. Birbirlerini öldürmemişlerdir.

Anadolu çok kültürlü, çok dilli, çok dinli bir topraktı. Çünkü Anadolu hem Akdeniz, hem Mezopotamya, hem Kafkasya, hem Karadeniz’di. Ve Anadolu’daki kültürler, tarih boyunca hep birbirlerini beslemiş, aşılamışlardı. Milattan önceki Anadolu’nun yalnız Ege Denizi kıyılarına bakacak olursak ne kadar çok dilin, ne kadar çok kültürün olduğunu görürüz. Bu kültürlerdir ki Milet filozoflarını, Homeros’u, daha yüzlerce baş eseri yaratmışlar, insanlık kültürüne kaynaklık etmişlerdir.

Anadolu’da bugün de birçok kültür, Cumhuriyet’ten bu yana, bütün yasaklara karşın kör topal yaşamaktadır. Çok kültürlü Anadolu’da Türk kültürünü, dilini egemen dil, egemen tek kültür yapmak isteği, bütün bu dilleri, kültürleri yasakladı. Çağı yakalamak çabası ile yerel zenginlikleri, kültür kaynaklarını canlı tutabilecek girişimler, Köy Enstitüleri, Halkevleri yok edildi.

Böylelikle Türk dili, kültürü de cılızlaştırıldı. Örneğin, nüfusu her zaman Anadolu’nun üçte biri olan Kürtlerin dilinin, kültürünün özgür kalması Türk dilini, Türk kültürünü de zenginleştirirdi. Türk kültürü de Kürt kültürünü zenginleştirirdi. Çerkes, Laz, öteki Kafkas dilleri, Arap, Süryani, Asuri dilleri de hem birbirlerini aşılar, zenginleştirir, hem de Türkçe’yi, Kürtçe’yi zenginleştirirlerdi. İnsanlık kültürüne kaynaklık etmiş kadim Anadolu kültürleri gibi, bugünkü Anadolu kültürleri, eskisi kadar insanlık kültürüne kaynaklık edemeseler bile, gene çok yardım edebilirlerdi.

Kürtlerde okuma yazma yasaklanınca, Kürtler de sözlü edebiyata başvurmak zorunda kaldılar, büyük destanlar, türküler, ağıtlar, masallar yarattılar. Sözün gücünü sözlü edebiyatta denediler, büyülü sanatı geliştirdiler.

Bugün birçok Kürt aydını bile bunun farkında değildir. Dahası da köklü, sağlam bir folklor derlemesine girişememişlerdir. Bugün Türkiye üniversitelerinde Kürt dili, folkloru, edebiyatı enstitüsü yoktur. Her şey göstermiştir ki Anadolu’da tek kültürlü bir devlet kurmak Türkiye’nin her türlü zenginliğinin aleyhinedir. Anadolu bir mozaik kültürler ülkesidir. Büyüklüğü de, zenginliği de Anadolu’nun kültürler ve diller zenginliğinden dolayıdır. Türkiye’yi bu büyük olanaklardan yoksun bırakmak ülkeyi bugünkü hale düşürmüş, hem de yönetimi ne olduğu belli olmayan bir ucubeye çevirmiştir.

Türkiye demokrat bir ülke midir, bir diktatörlükle mi yönetiliyor? İşin içinden ülkeyi yönetenler bile çıkamıyorlar. Ne olduğu belirsiz bir yönetim. Her şey karmakarışık. Ve Kürtler dilleri ve kültürleri için direniyorlar. Yönetim, ille de siz bağımsızlık istiyorsunuz diyor. Sizin kültürünüze ve dilinize özgürlük verirsek, siz bağımsızlık da istersiniz, diyor. Ve yıllardır inanılmaz kirlilikte, kötülükte, anlamsız bir savaş sürüp gidiyor.

Bu savaş yüzünden Türkiye büyük yara aldı. Türkiye’deki demokrasi sandığımız yönetim de büyük yara aldı. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmiyor. Ortada kalmış bocalıyor.

Demokrasi bir bütündür. Demokrasi bütün insanlık için olmalıdır. Ve bütün gerçek demokratlar, nerede olurlarsa olsunlar, demokrasiye geçmek isteyen, demokrasi için savaşım veren insanlara ellerinden gelen her yardımı yapmalıdırlar.

Bir de benim, köklü değişeceğine inanmadığım bir inancım vardır, insanoğlu her zaman iyimserdir. İnsanların içindeki yaşama sevinci ölümsüzdür. Ve bu görkemli kültür toprağının üstünde oturan ülkemin insanlarının böyle kalamayacaklarına, bu verimli kültürler toprağını yeniden yeşerteceklerine, gerçek bir demokrasiye ergeç kavuşacağımıza, ve dünyada demokrasi savaşımı veren ülkelerin demokrat halklarına yardım edeceğimize inanıyorum.

‘Kürtler dilleri ve kültürleri için direniyorlar. Yönetim, ille de siz bağımsızlık istiyorsunuz diyor,’ dediniz. Bunun üzerinde biraz durmak gerek; ‘anadilde eğitim ve kültürel haklar’ın ‘bölünme’nin yolunu açacağına inananlar var. Bunu savunanlara ne dersiniz, böyle bir ihtimal yok mu? Öyleyse nereden kaynaklanıyor bu söylem?

Bütün bu söylediklerin demokrasilerde insan haklarının içindedir. Demokrat insanların çabaları, insanların bunlar için can bile vermeleri bunun içindir. Demokrat ülkelerde şu hak demokrasinin dışındadır denilemez. Bizim gibi 20 milyona yakın halkın hakları çiğnenemez. Kürtler bütün vatandaşlık haklarını yerine getiriyorlar mı? Dağdakilerin dışındaki her Kürt vatandaşlık ödevlerini yerine getirmiyor mu?

Demokrasiye kavuşmanın yolu yalnız dağlar değildir. İnsanoğlu nasıl sömürgeciliği kökünden sökmüşse, haksızlıkları da kökünden söküp atar. Bunun için dağdakilere bir gerek kalmaz. Bunu dağdakiler de bilmeli, yöneticiler de bilmeli. Bugün Avrupa Birliği kurulduğu zamanlardaki gibi olsaydı,  Avrupa arabulucu olur, bu savaşı ilk yıllarında ortadan kaldırırdı. Türkiye yöneticileri Kürtlere böyle düşmancasına bakmasalar bu savaş gene ilk yıllarında ortadan kalkardı. Çünkü Türk halkıyla Kürt halkı 1000 yıldır kardeş kardeşe yaşamışlardır. Savaş başladıktan sonra, savaşçılardan daha çok halka yüklendiler. Tarihe kara sayfalar eklediler. Sanki Kürtler 1000 yıllık kardeşleri değil de 1000 yıllık düşmanları, sanki kurtuluş savaşını birlikte yapmadılar.

Anadiller Türkiye’yi nasıl bölecek, Lazlar mı, Çerkesler mi, Asuriler mi, Adana’da Mersin’de, Hatay’da, Urfa’da, Siirt’te olan Araplar mı, 1000 yıldır Türklerle birlik olan Kürtler mi? Bunu söyleyenler Türkiye’ye dost mu?

Ben kendimi bildim bileli hiç kimseye vatan haini demedim, bir insan neden vatanına hayınlık yapar, bunu anlayamadım. Bu Türkiye bölünecek diyenler niçin söylüyorlar bu yalanları? İnsanlar bunların yalanlarına nasıl inanıyorlar, bunu hiç anlayamıyorum.

Kötü kötü bir şeyler de düşünüyorum. Şeytan kulağına kurşun yoksa bunlar iç savaş için mi bu bölünmeyi icat ettiler. Onlar avuçlarını yalasınlar. 1000 yıldır belalardan belaları yaşamışlar, belalara karşın kardeşlikten ayrılmamışlar. Bundan sonra da bölünme gibi bir maceraya onları hiçbir güç birbirinden ayıramayacaktır.

Yeter yeter yeter filinta gibi genç çocuklarımız gidiyor.

Kürtlerin istedikleri nedir, bunun çokça sorulduğu yok. Oysa meselenin can damarı burada, yaklaşanlar az. Kimse 80 yıldır bu konunun üstünde gereğince durmamış. Varsa da yoksa da bölünme. Kürtler bölünme istemiyorlar. Bölünme istemedikleri istediklerinden belli. Kürtlerin ne istediklerini herkes biliyor. Biliyorlar ya, sözüm ona, istediklerini verirsek bizden bölünmeyi de isteyecekler. Bunun yalan olduğunu biliyorlar. Bu yalanlar uğruna bunca yıllık bir savaş, bunun uğruna gencecik yavruların ölümleri. Bunun sebebini kim anlatabilir ülkemize, şehit analarına babalarına, kardeşlerine, akrabalarına, kim, kim anlatabilir.

Ya ekonomi, ya ülkemizdeki yoksulluk. Doğu Anadolu’nun o bereketli topraklarına ne oldu, uzmanlar bunu araştırsınlar bakalım ne görecekler. Hayvancılık bitmemiş midir, bunu görsünler. İnsanlar kelle pahasına kaçakçılığa sıvanmışlar. Oysa bu toprak uygarlıkların toprağıdır. Büyük uygarlıklar hep verimli topraklarda gelişmiştir. Şimdi bu topraklar ölü topraklar. Bu savaş halklarımızı perişan etti.

Ya korucular. Bu çağın devlete benzer bir devletinin bir gözdesi olur mu, bu ayıbın altından kalkılır mı?  Bu devlet bu onurlu halkın da devleti. Bir devletin korucuları olamaz. Çocukları, delikanlıları, kadınları, yaşlıları öldürenler ‘Onları PKK öldürdü diyecektik’ diyorlar. Onların bir kısmı da korucuydu. Kim olursan ol bunun altından kalkabilir misin?  Bu korkunç işe hepimiz sustuk. Bizi kim susturdu?

Kürtler barış için üzerlerine düşeni yapıyor mu?

Kürtler bunca yıl ne istediler, şimdi ne istiyorlar?  Bu fırsatı da kaçırırsak Kürtler ne yapacaklar?  Türkiyenin aydınlık kesimi de dünya da onları tutmasa ne yapacaklar? Bugünden sonra ne yapacaklar bilinemez.  Haydi PKK da ya şöyle ya böyle ortadan kalkarsa ne yapacaklar, zamana, çağa göre ne yapacaklar onu şimdiden görmek zor.

Bundan sonrasını savaşlara tapan vatanseverlere soralım, savaşa tapanlar her şeyi herkesten iyi bilirler, kendi çıkarları kadar. Her şeye karşın kendi çıkarları kadar.

Önce Kürtler Lozan’da ‘biz azınlık değiliz’ diye bağırmışlar, 80 yıldan bu yana da bağırıyorlar, biz azınlık değiliz. Ama bu bağırmayı yöneticiler duymamışlar. Daha duymuyorlar. Oysa dünya değişti,  birçok ülkede azınlıklar bile bütün insancıl haklara ulaştılar.

Kürtler bugünlerde de daha bağırıyorlar. Biz azınlık değiliz. Ne olursak olalım bu vatan böldürülmez. Ne pahasına olursa olsun böldürmeyiz.

Duymayan  bunu da duymuyor, duymayacak. Ben size iyimserim, iyimserliğin yazarıyım diye hep söylemiştim. İnsanoğlu umutsuzluktan umut yaratır diyen de benim. Ülkemin insanlarına da güveniyorum. Dünyayla birlikte onlar da değişecek.




Radikal - Cem ERCİYES


Etiketler :
Anasayfa   Yorum Yaz  Yazdır  Yukarı   Bu Haberi Sayfanıza Ekleyin!

Yorumlar (1)
nail amudi 3:20:00 PM
BU SÖZLER YAŞAR KEMAL’E YAKIŞMADI!..

BU SÖZLER YAŞAR KEMAL’E YAKIŞMADI!.. YAŞAR KEMAL, FRANSA’DA “TÜRK MEVSİMİ” ETKİNLİĞİNDE “PROVAKATÖRLÜĞE” SOYUNDU!.. Dün bilgisayarıma düşen bir e-posta, beni çok şaşırttı. Demokratik Açılım ve Milli Birlik Barış sürecine yaptığı katkılardan dolayı kendisine devletin en yüce katlarından onur ödülleri verilen Yaşar Kemal, Fransa’daki “Türk Mevsimi” kapsamında Paris’teki Fransa Ulusal Kütüphanesi’nde “Yaşar Kemal İle Buluşma” adı altında düzenlenen etkinlikte bakın neler söy

Kars Bora Gazetesi Kars Denge Gazetesi Kars Denge Gazetesi
Kars Halk Gazetesi Kars Hüryurt Gazetesi Kars Postası Gazetesi
Serhat Kars Gazetesi Kars Ölçek Gazetesi Kars Önder Gazetesi
Radyo Serhat