Diyarbakır'da toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nde konuşan DTP
Eşbaşkanı Ahmet Türk, endişelerinin arttıranın hükümetin kararsız
duruşu olduğunu söyleyerek, “Kürt sorunun çözümü konusunda çok da umut
verici gelişmelerden bahsedemeyiz. Ancak Kürt sorununun da gündeme tam
anlamıyla oturduğu bir süreçteyiz de. Sorunun kaçınılmaz, ertelenmez
bir biçimde olduğunu göstermektedir" dedi.
Diyarbakır'da 600
delegenin katılımıyla başlayan 3. Demokratik Toplum Kongresi,
operasyonlarda tutuklanan 55 DTP'lin doğal delege olarak kabul edilmesi
yönündeki önergenin kabul edilmesi ardından açılış konuşmasını DTP
Eşbaşkanı Ahmet Türk yaptı.
İlk önce Kürtçe bir konuşma yapan
Türk, "Hepimiz biliyoruz, Kürt halkı demokrasi için büyük bir mücadele
veriyor ve bu mücadele de başarıya ulaşacaktır. Hepimize başarılar,
halkımıza başarılar dilerim. İki gün boyunca Kürt sorununun nedenlerini
ve çözüm arayışlarını ortaya koyacağız. Barış ve demokrasinin önünü
açmaya çalışacağız. Burada alınacak kararların çok önemli olduğuna
inanıyorum. Demokratik Toplum Kongresi yapılacak tartışmalardan sonra
ortaya çıkacak çözüm perspektifi büyük önem arz etmektedir. Kürt
halkının davasını herkesten önce Kürtler anlayabilir. Kürt halkının
evlatları daha iyi bilir" dedi.
DOĞRU TEDAVİNİN TEK ŞARTI İYİ BİR YÖNETİM
Halkı
doğru okumanın şart olduğunu kaydeden Türk, "Doğru tedavinin tek şartı,
iyi bir yöntemi esas almaktır. Bizler yol haritamızı çözüm
arayışlarımızı netleştirdikçe, barış ve demokrasi yanlılarından daha
iyi bir güç alacağız. Toplumumuzun her kesimini bir araya
getirebilmeliyiz. DTK'nın en önemli ayağı halktır. Halk kendi
iradesiyle istediklerini ortaya koydukça halktır. Kendi köyünden,
mahallesinden delegelerini belirleyerek katılmıştır. Kürt halkı her
zaman direnişini ortaya koymuştur. Burada önemli olan delegelerin
halkın duygularını, beklentilerini doğru okumaları ve bunu esas
almalarıdır" diye kaydetti.
Sivil toplum örgütleri ve aydınların
rolünün önemine değinen Türk, "Aydınların katkısı da önemlidir.
Aydınlar siyasetle halk arasında bir köprü rolü oynarlar. Kürt halkı
elbette özgürce düşüncesini istediği biçimde ortaya koyabilmeli ve
barışın tarafı olmalıdır. Düşünceleriyle eleştiriyle halkına yararlı
olabilmenin tek seçeneği, aydınların, halkının yanında olmasıdır.
Aydınlara büyük rol düşmektedir. Siyasi partiler bazen popülist olur,
mahalle baskısının altında kalır. Bazen gerçekleri göz ardı eder. Kürt
siyasetçilerinin tarihi bir misyonu vardır, bu misyon doğru bir
politikacılığın öncülüğünü yapmalarından geçiyor. Siyasetini doğru
temellerde yürütebilmelidir. Demokratik toplum kongresi, meclisi ve
yürütmesiyle bu koordinasyonu sağlayabilmelidir. Ortak çalışmaya
yönelik tavsiyeleri ve verimli ortamı sağlayabilmelidir, mevcut
siyasetçilerimiz. Yerel yönetimlere ve yeni projeleri yer verebilmeli,
bunları güçlendirmelidir. Siyaset akademilerini gerçekleştirmek
zorundadırlar" dedi.
VESAYET ALTINDAKİ SİYASİ İRADE
22
Temmuz seçimleri ile Parlamento'ya giren DTP'nin bugüne kadar onurlu
bir barış için mücadele verdiklerini aktaran Türk, "DTP, HEP, DEP,
DEHAP ve HADEP ekseninde hareket etmiş, Kürt halkının meşru taleplerini
gündeme getirmiş, diğer halklar arasındaki onurlu yerini alabilmesi
için mücadele etmiştir. İnkar ve imha politikalarına karşı direnmiş,
yanlış hesapları boşa çıkarma gayreti içinde olmuştur. Halkların
kardeşliğini sonuna kadar savunmuştur. İlkel milliyetçi politikalara
alet olmamıştır. Kürt halkının kültürel, dilsel haklarda söz sahibi
olması için elinden geleni yapmıştır. DTP hem Kürtler nezdinde hem de
Türkiye siyasetinde önemsenen, tartışılan, izlediği siyasetle sık sık
yorumu yapılan Türkiye'nin en önemli sayasal aktörlerinden olmuştur.
Ancak Kürtlerin meşru tarafı olduğu için kimi kesimlerce hedef haline
getirilmiştir. Vesayet altında olan siyasi irade, bu kesimler
karşısında tavizkar davranmıştır ve bunu da bir kazanım olarak ortaya
koymaya çalışmıştır" şeklinde konuştu.
UMUT VERİCİ GELİŞME YOK
Barışçıl
bir sürece katkısı beklenen siyasal aktörlerin daha çok devletin
baskısı altına girdiğini dile getiren Türk, "Onların politikaları
çerçevesinde hareket etmiştir. Bundan hareketle partimize yönelik bir
operasyon geliştirilmiş, 55 arkadaşımız tutuklanmıştır. Hem yapılan
operasyonlar, hem de tutuklanmalar bizler de derin bir endişe
uyandırmıştır. Barışçıl bir sürecin gelişmesi için, elimizden
geldiğince reflekslerimizi doğru ortaya koymaya çalıştık. PKK'nin
çatışmasızlık durumunu ortaya çıkarması ve bunu uzatması, barışçıl bir
dönemin ortaya çıkması açısından önemli bir adımdır. Ama endişelerimizi
artıran da hükümetin kararsız duruşudur. Kürt sorunun çözümü konusunda
çok da umut verici gelişmelerden bahsedemeyiz. Ancak Kürt sorununun da
gündeme tam anlamıyla oturduğu bir süreçteyiz de. Sorunun kaçınılmaz,
ertelenmez bir biçimde olduğunu göstermektedir" diye belirti.
KÜRTLER TERÖRİZE EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR
Tarihi
fırsattan söz edilmesinin nedeninin çözüm konusunda, PKK'den DTP'ye,
diğer sivil toplum örgütlerine kadar ortaya konulan bir çözüm
projesinin Türkiye'nin içinde de bir çözüm projesini ortaya koymakta
olduğuna değinen Türk, bunun hep birlikte başarılabileceğine vurgu
yaptı. Sorunun çatışma anlayışla değil diyalogla çözülmesinin altını
çizen Türk, şunları kaydetti: "Çağımız dünyası, çatışmasız bir ortama
ihtiyaç duymaktadır. Türkiye'yi yönetenlerin çözümü ortaya koyacak,
cesur bir yaklaşımları ve projeleri yoktur. Kürtler barışçıl bir çözüm
konusunda oldukça ısrarlıdır. Çözümsüzlüğün kaynağı Kürtler değildir.
Bütün baskılara rağmen, sabırla ve metanetle bu taleplerini ortaya
koyabiliyorlar, Kürtler yani DTK bu misyonunu yerine getirmesi için
mücadelesini veriyor. Demokratik bir çözüm ortaya çıkmasa da parti
olarak sonuna kadar direneceğiz ve mücadelemizi ortaya koyacağız.
Çözümsüzlüğün asıl kaynağının kimler olduğunu tespit etmek gerekiyor.
Maskeler düşmelidir. Bugüne kadar hem iç kamuoyuna hem de dış
kamuoyunda Kürtler 'terörize' edilmeye çalışılmıştır. Ama bugün
başlattığımız barış hamlesi çözümsüzlüğe neden olanların maskesini
düşürecektir" dedi.
EN TEMEL GÜÇ HALKTIR
Özünde
Kürt sorununun demokratik bir tarzda çözülmesi yönünde en temel gücün
halkın, aydınların, sivil toplum örgütlerini ve siyasal partiler
olduğunu belirten Türk, "Herkes rolünü iyi oynarsa barışa ulaşmamız
daha kolay olacaktır. İki gün boyunca yapılacak tartışmalarda Kürt
sorununun çözümü hususunda iyi sonuçların çıkacağına inanıyorum.
Halkımızın, kongremizin barışçıl çözümü getirecek kararları ortaya
çıkaracağına inanıyorum" diye kaydetti. Türk'ün konuşmasının ardından
demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir
dakikalık saygı duruşu yapıldı.
BARIŞ ANNESİ: BAŞBAKANIN KALBİ TAŞLAŞMIŞ
Yapılan
saygı duruşunun ardından Barış Anneleri adına Sakine Arat kısa bir
konuşma yaparak, "Her ne kadar içimiz yansa da biz yine barış istemeye
devam ediyoruz. Biz anneler olarak yine barış istiyoruz. Türk anneleri
de bizim gibi çocuklarını bu savaşta kaybetmişlerdir. Ama bizi
anlamıyorlar. Bizim neden anlamadıklarına anlam veremiyoruz. Biz ölen
her gencin acısını yaşıyoruz. Ama bu ülkenin Başbakanı iki ayrı dil
konuşuyor. Kürtlerle konuşurken ayrı bir dil Türklerle konuşurken, ayrı
bir dil konuşuyor. Bunlar dünya malının ve makam ve mülkün peşinde
koşuyorlar. Bundan dolayıdır ki kalpleri taşlaşmıştır. Barış için bir
şey yapmıyorlar" dedi. Arat'ın konuşmasının ardından gündem maddelerine
geçildi. 2 gün sürecek olan kongre de "Siyasal süreç değerlendirmesi"
başlığında 'çatışmasızlık süreci', 'ulusal birlik çabaları' ve 'çözüm
önerileri' tartışılacak. Bu gündemin ardından Demokratik Toplum
Kongresi'nin ilkelerinin görüşülmesine geçilecek. Son gün ise DTK'da
ortaya çıkacak olan siyasi tutum belgesi taslak tartışması ve seçim
yapılacak.